1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. Evlilik veri tabanı
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Evlilik veri tabanı

A+A-

“Geleceğin teminatı gençlerimizdir.” Bu cümle bilinen doğrularımızdan klişe bir metafordur.
Teminat olacak vasıfta genç nerden çıkacak? Uzaydan mı gelecek?
Sosyal ve toplumsal sorunların başında gençlik ve aile sorunları yer almaktadır.
Hayat felsefesi, önem ve öncelikleri değerleri, insanlara ve olaylara nasıl anlam yüklediği gibi hususlar problemlerin altında yatan etkenlerdir.
Genel doğruları ifade etmek problemlerin çözümüne katkı sağlamıyor.
Hayatın gerçekleri, pratikleri, uygulamaya yönelik detaylara inmek gerekiyor.
Toplumsal sorunları dile getirenler, teşhis ve tespitleri dile getirmekle vazife yaptıklarını düşünüyorlar.

Aile konusunda yazılan kitaplar, makaleler, konuşmaların genellikle teşhis üzerinedir.
Çare, çözüm ve örneklere gelince günümüzden çok tarihten örnekler veriliyor.
Çare ve çözüm teşhiste bir-iki cümle ifade edildiği gibi bir-iki cümle ile ifade edilemez.
Söylemler ağızdan çıktığı kadar hızlı eylemlere dönüşmüyor.
Çözüm yolu, sistem, süreç, sabır, sebat ve metot meselesidir.
Bir çocuğun doğumdan, hatta doğum öncesinden itibaren yetişmesinde izlenen her aşamada izlenen yöntem ve yaklaşımın bir milletin geleceğine etkisinde herkes müttefiktir.
“Çocukların yetiştirilmesine, beslenmesine ve eğitimine önem vermek lazımdır” gibi beylik lafların hiçbir pratik değeri yoktur.
Çocukları bir şekilde yetiştirdik, büyüttük, tahsilini tamamladı, hayata atıldığı aşamaya kadar getirdik. Baba olmanın gereği vazifesinin finali, iş sonrası uygun bir eş bulma meselesidir.

Aile hayatına hazırlık gibi bir konu, yüksek tahsil dönemi bitip iş hayatına başlayıncaya kadar hiç gündeme gelmiyor.
İlköğretim birinci sınıfta başlayan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) hazırlığı sekizinci sınıftan mezuniyete kadar devam ediyor. Bütün hedef SBS’den iyi bir puan alarak iyi bir liseye girmek.
Lise birinci sınıftan başlayan üniversiteye hazırlık telaşı LYS’de üniversite beklentisi ile hayata dair hiçbir şey öğrenmeye sıra gelmiyor.
Üniversiteye girdikten sonra, vize-final sınavı derken mezuniyette yaş 25’e dayanıyor.

Evliliğe sıra gelince,
Tam bu sırada gençlere, on parmağında on marifet olan, ev işini iyi bilir, âhlâkı düzgün, iffetli, namuslu, bilgisi, becerisi tam, dini bütün bir eş aramaya sıra geliyor. Eşe, dosta haberler salınıyor. Yakın çevredekiler bizim oğlumuz gibi, okuldan sınavdan hayata hazırlanamadığını biliyoruz, yakın tanıdıklarımızdan ev hanımı, liyakatli bir eş olmaz. Atalar dememiş mi, “mahallenin kızı sümüklü olur” diye…
Peki biz çocuğumuzu beklentileri karşılayacak şekilde donanımlı yetiştirdik mi?
“Vallahi billahi çok istedik ama çocuk sınavlardan fırsat bulamadı” cevabı hazır…

Yani aileler demek istiyor ki;
“Bizim yakışıklı bir oğlumuz var. İyi bir okul bitirdi, iyi bir işi var. Ancak sınavlardan derslerden hayata dair her hangi bir hazırlığı olamadığından hiç bahis açılmaz. Hiç kimse ne ev işinden anlar, ne de aile hayatına dair bir şeyden anlamayan oğluma/kızıma benim çocuğuma benzemeyen uygun bir eş arıyorum” demek istemez.
Her yönüyle dört dörtlük bir eş arıyor.
Halbuki, öyle bir eş adayı bu dünyada yok. Nesli tükenmiş veya henüz piyasaya çıkmamış…Uzaya gidin!…
“Bizim çocuğumuz gibi bahsi geçen bom boş tam takır partner, eş adayı çok da standartları hayli yüksek bir eş adayı henüz bu dünyada yetişmiyor. Sistem müsait değil, zihinler de…”
“Uzaydan gelir bizim mahalleye de uğrarsa biz zaten onu size haber etmeden alı koyar kaparız.”

Evet ironik ve mizahi bir değerlendirme oldu ama vakıa bu…
Özellikle dindar muhafazakar aileler dahi hayatın gerektirdiği patrikleri önemsemiyor, dert etmiyorlar.
Üstad Bediüzzaman, “en serkeş gençler bile namzet olarak dindar, iffetli birisini ister” diyor.
Hayatın temel öncelikleri özellikle temel dini bilgiler.
Tahkiki iman, düzgün itikada dayalı temel hayat değerlerine sahip olmak hayatın şartıdır.
Bu temel değerlerin içini, altını doldurabilmek için hayat pratiklerinin öğrenilmesi lazımdır.
Hem maddi hem mânevi donanımlı olmak da çocukluk yaşından itibaren hazır olunması gereken bir süreçtir.
Üniversiteyi bitirinceye kadar, hiçbir aile sorunu ile tanışmamış, bakkaldan, pazardan alışveriş yapmamış olan gençleri biliyoruz. Koruyucu ebeveynler çocuklarına iyilik ettiklerini zannediyorlar. “Aman yavrum sen ders çalış ben hepsini yaparım” demek iyilik olmadığını iş işten geçtikten sonra anlayabiliyorlar.
Sonra evlendirmeye kalkıyorlar. Tablo vahim. Üç kere nişan yüzüğünü attılar, beşinci farklı kişiyle nikah kıydılar. O evlikleri de yine arka plandaki koruyucu, müdaheleci ebeveynler bozuyorlar. Çocuklar üzerinde yeni hısım (akraba) olan aileler birbirinin en acımasız hısımları olabiliyor.
Yaşanan stres ve travma nasıl açıklanır? Siz onu yaşayan ailelere sorun.

Ekran kültüründen yetişen, herkesin biri birini aldattığı, yalanın yaşama biçimi, hayat felsefesi haline geldiği kokuşmuş hayat tablolarının ekrana yansımayan binlerce örneklerinden biri.
Ekran kültüründen etkilenerek hayata bakanlar ekranda görülen dizilerdeki rezaletten başka ne alabilirler ki? 
Bu satırların yazıldığı sırada, TRT’nin bir kanalında, iki uzman psikologun kurdukları “evlilik okulu” hakkında bir söyleşi tevafuk etti. Boşanma oranının gittikçe ürkütücü rakamlara çıktığını, boşanma nedenlerinin yüzde 70 oranında önemsiz nedenlere dayandığı bilgilerini paylaştılar.

Şimdi sadede gelecek olursak;
“Ne yapabiliriz?” sualini üzerinde durmalıyız. “Oturup ağlayalım” demek değildir çözüm.
Soruna değil çözüme odaklanmak zamanıdır.
Hayata hazırlanmak, hayatın önemli ve önceliklerini öğrenmek için neler yapılabilir?
Aile hayatına hazırlık için eğitim şart. Her konuda olduğu gibi beylik bir laf gibi görünüyor ama iş ciddi.
Japonya’da evlilik öncesi bu hazırlık eğitimleri yasal mecburiyettenmiş diye biliyoruz.
Eğitim almak zül değil iftihar vesilesi olduğu kabul edilmelidir.
İş hayatında mesleki ve işe dair sürekli eğitimler yapıldığı gibi evlilik hayatı için de her dönem eğitime katılmak gereklidir.

Aile müessesesi diyoruz. Devletin özeti, çekirdeği, temsilidir diyoruz. Maliye bakanı “devlet bütçesi ile aile bütçesi aynı şeydir” diyor. Aile idare etmek de devlet idare etmek kadar ciddi bir iş olduğunu herkes kabul ediyor. Gerekleri için ne yapılıyor denildiğinde cevap; Hiç…
Kamu ve özel sektör işletmeler her yıl hizmet içi eğitimler yapıyor. İşe yeni başlayanlar, intibak eğitimleri, oryantasyon eğitimlerine tabi tutuluyor. Neden aile hayatına yeni atılacaklara ve yeni evlenenlere eğitimi aklımıza getirmeyelim?
Hatta aile hayatının her döneminde sürekli eğitim alınması gerekmez mi?
Aile eğitimlerinde hedef kitle kategorilere ayrılmalı, her hedef kitlenin eğitim ihtiyacına göre eğitim programı uygulanmalıdır.

EVLİLİK VERİ TABANI

Manzara her ne olursa olsun gençlerin vakti geldiğinde evlilik olayı hayatın ön önemli gerçeği ve dönüm noktası. Yaşanması zorunlu bir süreçtir.
Ömür boyu sürmesi temenni edilen hayat arkadaşının seçimi için sağlıklı bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için güvenilir veri tabanına ihtiyaç vardır.

Veri tabanı, sistematik bir yaklaşım içinde mahremiyete, gizliliğe azami riayet edilecek şekilde veri tabanı data-bank oluşturulması düşüncesini siz değerli okuyucularla paylaşmak istedim.
Bu veri tabanı düşüncesi nereden çıktı?
Elcevap; Türkiye’nin bir çok yerinden bir çok dostlar özel olarak soruyorlar;
Göz bebekleri evlatlarının mürüvvetlerini görebilmek için yüksek standartlarda aday arayışında oldukları konusunu paylaşıyorlar. Bazen bir günde 6- 7 dost, arkadaş, kardeş ve ağabeylerimizin aradığı oluyor. Bu arayıştaki tabloyu yarı mizah yarı gerçeklik payını da dikkate alarak yukarıda paylaştım.
Sağlam referanslara dayalı, güvenebilirlik yönü olan veri tabanı, bilgi bankasının oluşturulması şiddetli bir ihtiyaçtır.
Sosyal hayat projelerimiz, faaliyetlerimiz, meşru dairede ortak çalışmalarımız yeterli seviyede ve sayıda olmadığında arayışlar, el yordamıyla karanlıkta merdiven çıkmak gibi bir şey oluyor.
Bilgi teknolojilerinin, iletişim araçlarının çok geliştiği bir zamanda el yordamıyla sayılabilecek araştırmalar çoğu zaman istenmeyen sürpriz sonuçlar doğurabilir.

Veri tabanında yer alacak bilgiler, kişiyi yeterli tanınmayı temin edecek kapsamda olmalıdır
Adı, soyadı, tahsili, sevdiği müzik gibi klişe bilgiler insanların tanımaya yetmez.
Hayat felsefesi, hayat değerleri, amaçlar, hedefleri, zevkleri, olaylara bakış, önem ve öncelikleri, olmazsa olmazları, güçlü yönleri, zayıf yönleri, hobileri, fobileri dahil olmak üzere ne kadar fazla parametre konusunda bilgi içerirse arayanların karar vermeleri de o kadar kolay olacaktır.
Hayat öyküsü özeti, hayatın dönüm noktası köşe taşları, kırılma noktaları vb…
Bilgi gizliliği ve mahremiyeti teminat altında olan doğru bilgileri, karar verebilmek için yeterli detaylı veriyi sağlayan bir bilgi bankası veya veri tabanını başlatmak gerekiyor.
Buraya kadar bahsedilen konu bir çok dostların hissiyatının tercümesidir.
Öncelikle hassasiyet gerektiren şahsi bilgilerin paylaşımı için güvenilir muhatap ve ortam şarttır.

Merak Aile Okulu, aileyi desteklemek, geliştirmek, acıları ve mutlulukları paylaşım ortamıdır.
Temel değerleri ve referansları Risale-i Nur öğretisi ve prensipleridir.
Daha önce değişik vesilelerle 70 il ve bağlı ilçelerde takribi 23 bin kişiye ulaşan eğitim seminerleri gerçekleştiren deneyimli kadro aynen hizmetlerine Merak Aile Okulu olarak devam etmektedir.
www.merakaile.com adresinden daha kapsamlı bilgilere ulaşabilir ve iletişim kurulabilir.
İlgi, soru ve önerilerinizi bekliyoruz. İzlemeye devam edin… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum