1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Ergenekoncu profili/psikolojisi
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenekoncu profili/psikolojisi

A+A-

Darbe siyaseti, literatür üreterek, bize özgü bir adlandırma ile tarihe kayıt düştü.  Ergenekon ismini terör örgütünde kullandı. Nifak ve dayatma kokan hallerin baş aktörleri vatan, tarih ve kutsallık adına değerler kullanarak veya istismar ederek kendi varlıklarını sürdürüyorlar.

Yargı kayıtlarına geçen şekliyle Ergenekon silahlı terör örgütü, silahsız, hatta “iyi niyetli” insanları bile şemsiyesine almayı başarmış bir yapılanma.

Bu güne kadar takip edebildiğim ve adı Ergenekon  olarak terör örgütü ismi olan  “21. yüzyıl destanı”  bu organizasyoncuların, ona yakın duranların, “kem küm” etrafında dolaşanların ve bir şekilde kullanılanların sağdan sola, ulusalcıdan dindara, laikten milliyetçiye, PKK’dan darbecilere kadar uzanan  yelpazede farklı  kitleleri  bir şekilde  etkilemiş. Her gruba ayrı bir argüman bulmuş. Her grubun taassup içinde olanlarını kendi mecrasına akıtmış. Farkında olarak veya olmayarak.

Adına zaman zaman kontgerilla, bazen derin devlet, bir başka benzetmeyle gladio türü yapılanma denilen, Risale diliyle “ifsat komiteleri/zındıka komiteleri”, hep nifakla iş görmüşler.
Bütün sermayeleri bu.
Bu girizgahtan sonra, üzerinde durmak istediğim, Ergenekon/cu profili.

Ergenekoncu profilini, bu güne kadar gazetelere düşmüş iddianame ve haberler üzerinden tahlil etmek istiyorum. Bunlar; fikir, görüş ve itikat açısından farklı olsalar da, ortak vasıflara/sıfatlara sahip bir güruhtur. Her ortama sinmişler. Her ortamda ayrı bir mahiyet alsalar da, davranış kalıpları ve yaklaşım tarzları aynıdır.

Gerek görsel, gerek yazı dili gerekse kulağımıza seslenen medya üzerinden gözlemleyebildiğim Ergenekon/cu profili:
1-Öncelikle kaos üretmek, insanları endişeye sevk ederek kendine yakınlaştırmak ve başkasının aleyhinde bulunarak, taraftarlarını korkuyla  beslemek,
2-Asla tabandan/halktan/ahaliden/çoğulculuktan/katılımcılıktan hazzetmezler. Merkeziyetçi ve tepeden belirleyicidirler. Kendilerinin kurtarıcı olduğuna  olan telkinle çalışırlar.
3-Bunalımlar,onların ilacıdır. Bir başkasının başarısı,tercih edilmesi ve iktidar olması, asla kabullenilmez. Mutlaka kendileri olmalı.  Bu anlamda meşru zemini tahrip etmek ve kendini korumak ve kollamak en öncelikli hedefleridir.
4-Her şeyin en iyisini onlar bilirler. Dar kadro anlayışı içinde  bir birbirlerini inanırlar. Sonra ikinci,üçüncü halkada  halk kültürüne uygun dedikodu,itham,iftira ve karalama ile iş görürler.
5-Seçim,istedikleri gibi sonuçlanmadığı müddetçe,bir kuruldan onların istediği karar çıkmadıkça, bir uzman görüşü onların  bencil dünyasına ve ihtiraslarına hizmet etmedikçe,mutlaka bir gerekçe bulup tahrip eder ve sulandırırlar.
6-Dayatmacı  ve müstebit  ruhludurlar. İlkeleri,ayakta kalmak ve geçim/seçim/işim minvalinde ilerleyip ülkeyi kontrol etmek. Bunu korumak için her yol mubahtır. Kendilerine göre bunun kutsanmış gerekçeleri hazırdır ve aynı tekrarlarla bir başkasına karşı şüphe ve tereddüt uyandırma kurnazlığı içinde olurlar.  
7-Kandırma,ikna ve başkasını itham ile kendini temize çıkarma,suçsuz görme,tevil ve riya ile şartlara göre sevdirme psikolojileri; kişiye, konuya ve duruma göre değişkendir.
8-En büyük telkin  ve şartlandırma sermayeleri; “vatan,aile,cemaat,toplum,ülke,din,beraberlik,bölünme korkusu,bir başkasının ihanet içinde olduğu,çok düşmanları ve hasımları olduğu,çok önemli misyon üstlendikleri,tecrübe ve imtiyaz talepleri…v.b “ konularda yoğunlaşır. Kendilerine biçtikleri tarihi rolün gerekliliğini,kavramlar etrafında gündeme taşırlar.
9-Bir başkası için,kontrol edemedikleri insanlar/toplum için  her türlü yenilenmeye,gelişmeye ve büyümeye karşıdırlar. Mevcut durumlarının/korumalarının, en önemli ve isabetli şekil olduğuna kendilerini inandırmaya çalışırlar. Çünkü konumlarını ancak bu şekilde korurlar.
10-Bir başkasını takdir etme,teşvik etme,emaneti daha iyisine bırakma gibi alışkanlıkları asla yoktur.Akıllarına gelmez. Ya arbede ya da darbe ile sürekli tutunma derdindeler.
11-Meşru,hür ve eşit şartlarda elde edemedikleri her şeyi, illegal,kayıt dışı,dedikodu,darbe, gayr-i memnunları kullanarak ve demokratik sistemleri çalıştırmayarak sonuç almaya çalışırlar.
12-Onların en büyük zaafı,kendilerini beğenmeyen ve karşı olan birilerinin olduğuna onları ikna etmektir. Ondan sonra kullan kullanabildiğin kadar. Vehim saplantısı karşısında  tutunma arzuları,en makul bir fikri bile kendileri için rakip görmeye yeter.
13-Doğrularını  dayatma, otoriter  bir yapılanma ve kayıt dışı yönetme kuralsızlığı ile sonuç alma hevesleri,en temel özellikleridir.
14-Sivil toplum kuruluşlarına karşıdırlar,bu kurumlar aleyhine sürekli  şüphe uyandırırlar. Kötü örneklerle iyi olanları gölgelemeye çalışırlar.
15-AB’ye soğuk bakarlar. Desteklediklerinde bile “Ama,ancak” deyip,gerçeği makaslarlar.
16-Bir başka ırka,düşünceye,muhalife ve farklılığa sıcak bakmadıkları gibi,hayat hakkı vermezler. Çünkü onlar “yok”tur.
17-Kitlelerin,toplumların,cemaatlerin kendi dinamikleri ile yapılanmalarına,demokrasiyi tabana yaymalarına,aşağıdan yukarıya işleyen bir demokratik sisteme karşıdırlar. Kendileri için tehlike olarak görürler. Merkeziyetçi yapılar,onlar için manüpülasyona daha müsaittir.
18-Esas ergenekoncular,direk kendileri gibi düşünmeyenleri, dolaylı taraftarlarını ve kullandıklarını,bir anlamda diğer taraftarlarını, zımni yandaşlarını, onların hoşlanmadığı kesimlere karşı   ortak muhalefet psikolojisi üzerinden giderler. Ergenekona suskun kalan ya da “kem küm”diyenleri, genelde  AKP düşmanlığı ve Zaman grubu aleyhtarlığı üzerinden  zaaflarını  ve hasım duygularını  işin içine katarak etkiliyorlar.
19-Halkı,cahil görürler. Eğitmek,kendilerince “tımar etmek” ve yola koymak üzerine kurulu propagandaya ağırlık verirler. Toplumu buna  muhtaç  görürler. Kendilerini “düzeltici/yol gösterici/tek kurtarıcı”  rolünde takdir ederler.
20-Tetikleyen çekirdek grup  az,tetikçi bolcadır. Bu vadide “köpeklik” daha fazladır. Çarpışan iki grubun,arkada kökte birleştirildiğini,daha arkasından esas görünmeyenin olduğunu,ondanda ötesi “derin mahfilleri”yöneten esas gizli,dışarıda “zındıka komitesi”nin olduğunu söylemeye bile gerek yok.
21-Yeterli olamadıkları,elleri yetişmediği ve kapasitelerini aşan hür  iradeye dayalı milli/dini/ilmi/ahlaki her zeminden ve ortamdan  rahatsız olurlar,tavır geliştirirler. Muhakemesiz aktörlerle sahneyi doldururlar,böylece kendilerini  gizlerler.
22-Dışa vurulmuş açık halleri yanıltıcı ve kurnazcadır.  Bir başkasının aklını çelecek kapalı  zeminlerde paranoit şizofren bir halde yalanlarına önce başkasını,sonra kendilerini inandırırlar. Tipik ve temel özellikleri, insanlar ya yanındadır veya karşısındadır.Böylesi fikri karanlıkta megalomandırlar.Bütün diktatörlerin  temel karakteristiği  budur. Ya “put”una tabi olunacak, ya da “öldürülecek”.
23-İlme,bilgiye,başarıya,emeğe,kişilere,olaylara ve değerlere asla direk saygı duymazlar. Kendi istekleri doğrultusunda bu kavramlar işliyorsa, çok güzeldir ve desteklerler,kullanırlar,aksi halde zinhar ihanet kabul ederler.
24-Fişlemeyi,kategorize etmeyi ve bulanık suda balık avlamayı  bir hayat tarzı haline getirmişler.
25-Rakipleri ve hasımları ile mücadelelerinin bir ilkesi,ahlaki zemini ve hak perest tutumları yoktur.
26-Bir başkasının kaynağı,iradesi,imkanı ve bilgisi,onlar için  gasp edilecek bir alandır. Gerekçeleri,genelde kendilerince “kutsalları”ndan  beslenir.
27-Demogog ve polemikçidirler. Yanar döner,ancak sürekli aynıymış gibi bir görüntünün içinde yürürler.
28-Kaybetmeye,çekilmeye,alan açmaya,inkişafa kapalıdırlar.
29-İhtiras,imtiyaz,imkan,inkıta ve inkar esaslı bir diyalogun,beraberliğin en iyi rodeolarıdırlar. Hep başa,kuzgun leşe oynarlar.
30-Onların  içinde olmadığı hiçbir şey iyi değildir ve mutlaka onların elinde  olmalıdır. Yoksa olmalıdır.
31-Müzakereye kapalıdırlar. Çünkü,sizi ikna edecek sözleri olmadığından saldırı ve savunmada bırakma psikolojileri hakimdir. Şartlanmış darbeci beyinleri bir başkasını anlamaya  uygun değildir.
32-Ekip ve takım oyununa asla açık olmadıkları gibi paylaşımcı da değiller.Bütün yapılanmaları kapalı kapılar ardında Bizans oyunu ve tezgah kurmak üzerinedir. İkinci ve üçüncü çemberler,sadece figüran ve safdil kandırmacalardan ya da kandırılmışlığı ödüllendiren belli menfaat bağlarından  oluşur.
33-Emir komutacı/komiteci,ben merkezli,aşırı hiyerarşi düzeninde müstebit bir dikey yapılanma meftunudurlar. “Ya ben,ya hiç kimse” despotluğundadırlar.
34-Kurtarıcıları vardır. Onun gölgesinde,kabileyi o “Klan”larla ancak yürütebilirler. Onlarda kitlelerini/mahallelerini/toplumu/milleti kurtardıklarına herkesi inandırmakla meşguldürler. Haliyle ahali de -inanmasa da- dayatmanın “terbiye” ettiği korkuyla, “minnettardır.” Zaten başka kuruluşta yoktur onlara göre.
35-Sindirilmiş/indirilmiş eserleri ile övünürler. Tek marifetleri, başkasına çamur atmak ve gelişmeleri kontrol altına alacak kadar tahrip edip,kadük bırakmaktır.
36-Sevgisiz ve mutsuzdurlar. Hayatlarında ve kazanç hanelerinde ferdi bir başarı ve emeğe saygı kavramı yoktur. Gerektiğinde küstahlaşmaları bundandır.
37-Gelecekle ilgili görüşleri,genelde korku salmak,başkasını düşman kuvveti ilan etmek  ve olağanüstü bir varlık olduklarına etrafı inandırmak ve kandırmaktır. Böyle “iş” görürler. Tabii ki yatsıya kadar. Muhataplar,tuhaflığı fark edip yüzleşme noktasına gelinceye yalancının mumu da maalesef yanar. Hepsi o kadar.
38-Cesaretleri yoktur,ancak cesur gibi davranırlar. Baskın olma,mutlaka kazanma ve başarma  korkuları ile etrafa yaydıkları ikna ve acındırma timsahlığı, insanları rakipleri hakkında olumsuz düşünmeye  sevk eder.
39-Hep geçmişi ve kendince başkasının  hataları ile problemli yönetimleri/iktidarları/kişileri konuşurlar. Şahıslarına ait hiçbir müktesebatları yoktur.
40-Hülasa, evrende pozitif olan her şey bir başkasını mutlu edeceği için,onların kıskançlık damarı,rekabet hissi,intikam ahmaklığı,kendini ispatlama ihtirası ile,”en garibi de taassupla” kıskanır,kıskançlığına kıskanç ruhlar bulur.

Saydığımız bu 40 maddeye  bir 400 madde daha ilave edebiliriz. Bu profili, hayattaki gözlemlerimiz ve okuduklarımızla fark ettik. Buna ilave etmek isteyen dostlarımızla bu konuyu biraz daha açmak isteriz.
 
Sonuç olarak; Ergenekon, bir ifsat hareketidir. Bir cinayet ve irtikap halidir. Bir bozgunculuk ve tahriptir. Kullandığı malzemeler, metotlar, insanlar ve fikirler çeşit çeşittir.

Ergenekonun dışında, benzer ruh haline sahip insanlar şüphesiz vardır. Adı Ergenekon olan  bozguncu bir sıfata haizlerse, siz buna başka isim de verebilirsiniz.

Parası olmayan, yarası olan ve istibdatla tahakküm etmeye alışmış ve kırmızı görmüş  boğa misali, kendisinden olmayan/muhalif veya farklı müspet gruplarla ihtilafı derinleştirecek şekilde menfilerin ekmeğine yağ sürmek, onlarla aynı kareye düşmek,yutkunmak,hakkı ketm etmek,hürriyetleri en özgür ve kamil manada savunamamak, meşru irade ve güce siyaseten  karşı olmanın verdiği kötü hisle,bir başkasının  kendisinin rakibine  darbe yapmasından zımnen medet ummak,en hafif tabiriyle gayr-i insaniliktir. 

Ergenekon nefsimizdir,sui ahlakımızdır,gayr-i insani hareketlerdir,dürüst ve şeffaf olmayan bütün kapalı kapılar ardındaki fitne ateşleridir. Muhabbeti kıran ve husumet neferini cepheye süren, “intikam-ı şahsi” gafletidir.

Ergenekonun dini,dili,yurdu,ülkesi,mıntıkası,cemaati,kabilesi yoktur. Her yerde var. Zaten ondandır ki, yüzyılı kapsayan bir zındıkanın tezgahında,farkında olmadan insanları öğütüyor,öğüttürüyor.

Yarasalar,ışıktan rahatsız olduğu gibi, her türlü Ergenekon ve türevleri de özgürlüklerden,katılımcılıktan,şeffaflıktan ve en çokta hesap vermekten korkalar. Bunların kontrolündeki hiçbir veriye sağlıklı ulaşamazsınız. Her şey karanlık ve gölgedir.

Bir davranış, menfi  amaca destek oluyorsa ve o yönde kullanılıyorsa, hiçbir vicdan ehli tasvip etmez. Sahiplerini de utandırır,rezil eder.

Öyleyse, Ergenekon konusunda nefsimizden başlayarak,şöyle bir mıntıkaya bakalım.
Acaba neler göreceğiz?
Neleri fark edeceğiz?
Hangi rüyalardan uyanacağız?
Hangi fitne tohumları ile muhabbetler engelleniyor?

Evet, içimizdeki ergenekondan/nefisten  başlayarak,etrafa,çevreye ve iyi niyet taşlarından örülmüş şaşırtıcı ve yol karıştırıcı,  ihtilaf dolu ifadelere ve bezirganlara dikkat.

Evet,Ergenekon’u bozalım.
Ergenekon mücadelesini birinci elden yürüten ve  tavır koyan bütün tarafları  kutluyorum.
Gevşek duran, ikircilleşen, toplumun baskısından utanıp içindekini açıkça söyleyemeyenlere ve Ergenekonu zımnen küçümseyenlere yuh olsun.

berk@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.