1. YAZARLAR

  2. Alaettin TAŞKIN

  3. Ehl-i Sünnet İtikadının Kalesi Olan Cemaatler / Tarikatler...
Alaettin TAŞKIN

Alaettin TAŞKIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ehl-i Sünnet İtikadının Kalesi Olan Cemaatler / Tarikatler...

A+A-

Ehl-i Sünnet İtikadının Kalesi Olan Cemaatler / Tarikatlar FETÖ'nün Panzehiri ve Milletin Çimentosudur!

Cemaatler/tarikatlar bitirilirse iyi bilinsin ki bu topraklarda İslam bütünüyle bitirilmiş olur.

Ne modernist reformcular, ne ilahiyatçılar ve ne de Diyanet bu toplumda on kişiyi namaza başlatabilmiş. Bu millet az çok dine göre bir hayat ortaya koymaya çalışıyorsa bu, yüzde 99 ile cemaatlerin/tarikatların çalışmaları ve tebliğ faaliyetleriyledir. Geri kalan yüzde birlik kısmı Diyanete, modernist reformculara ve ilahiyatçılara dağıtabiliriz ancak.

28 Şubat döneminde FETÖ -gerçek yüzünün gereği olarak- dindarları sattı. Şimdi de 15 Temmuz FETÖ darbesini bahane edip bütün dindarlara, cemaatlere/tarikatlara saldırıldığı bir kontekste cemaatleri/tarikatları satıp Kemalist/modernist reformcularla aynı safta yer almak da FETÖ'nün 28 Şubat'ta yaptığı gibi bir ihanettir, bir 'satmaktır'.

Unutulmasın ki 15 Temmuz darbesini ne Kemalistler ve ne de modernistler önledi. Ancak bizzat cemaatler/tarikatlar, dindarlar önledi. Tankların önüne yatanlar Mustafa İslamoğlu, Abdulaziz Bayındır ve benzerleri gibi hiç düşünmüyorlardı. Bu tiplerle aynı İslam anlayışına sahip değillerdi.

Dindarların dayanışmasının ürünü olan 15 Temmuz destanı Kemalistlere, modernist reformculara yedirilmeyecek kadar azizdir, değerlidir.

İyi bilinsin ki bu aziz millet yeri geldiğinde devletini korumayı nasıl bildiyse, sizin saldırılarınıza karşı da bütün sahih cemaatlerde/tarikatlarda tebellür eden Ehl-i sünnet din anlayışını da korumasını öyle bilecektir.

Bu modernist reformcular tv'lerde boy gösterip din adına, Kuran namına atıp tutuyorlar. Bunlara sormak lazım. Kendilerince, 1400 yıllıdır ihanetlerle bozulmuş/tahrif edilmiş dinin yerine muazzam başarılarla(?) buldukları/icad ettikleri 'yeni din' ile (sözde Kur'an İslamı) kaç kişinin daha dindar olmasına, haramı bırakıp namaza başlamasına vesile oldular. Acep Menzil ve İsmailağa tarikatlarının yaptığı hidayet faaliyetlerinin milyonda birini yapabildiler mi?

İnsanlara Cenab-ı Hakk'ı tanıttırmakta ve onlara iman hakikatlerini aklî delillerle ikna ederek anlatmakta neler yapabildiler. Ortaya ne koydular. Risale-i Nur ve Nurcuların yaptığının milyonda biri kadar bu temel konularda bir çalışmaları oldu mu? Yoksa 1400 senedir müslüman milletleri ayakta tutan Kur'an ve Hz. Peygamberimizin rehberliği esasına dayalı Ehl-i Sünnet akaidini bozmakla mı meşguller.

Siz, Harici (çağdaşı İŞID) zihniyetiyle dilinize doladığınız "Kur'an İslamı" sloganıyla Sahabeden beri bütün tarihimizi İslam'a ihanet etmekle suçlarken Risale-i Nur, Kur'an yolunu tefsir edip güzelce göstermektedir. Milyonlarca kişi Risale-i Nur'u okuyarak Kur'an yoluna girmiş ve hayatı Kuran'ın rehberliğinde yaşamaya çalışmaktadır. İftiraları bırakıp sadece iki sayfadan ibaret olan "Birinci Söz" risalesini bir okuyun. Bakın orada Bismillah nasıl tefsir ediliyor ve Allah'a ubudiyet hangi derinlikte sunuluyor.

Evet, Risale-i Nur iman hakikatlerini tahkik eyleme üzerine gider. Siz ise, imanı, İslam'ı tahrif etmekten başka bir derdiniz yok.

Bir de şu var ki dindar dayanışmasının sonucu olan 15 Temmuz destanı adına sizi kim vekil tayin etti de çıkıp bütün cemaatlere/tarikatlara pervasızca hakaret ediyorsunuz, saldırıyorsunuz.

Ey Kemalistler, siz bu milletin tarihinde en büyük ihanetlerden birini zaten 1923 ile 1933 yılları arasında gerçekleştirdiğiniz inkılâplarla yapmadınız mı? Daha hangi yüzle bu milletin karşısı çıkıyorsunuz. Bu ülkenin Batı'nın sadık 'müttefiki' olmasını siz taahhüd etmediniz mi Lozan'da.

Modernist reformcular, sizin de Kemalistlerden, FETÖ'den hiç farkınız yok. Eğer bir üst akıl var ise - ki kanaatimize göre var- siz de onun meş'um amacına hizmet ediyorsunuz. Ancak şunu da unutmayın ki bu toplum, bu ümmet "sünnetsizlere" hiç itibar etmedi, etmez ve etmeyecek.

Başlıkta belirttiğimiz gibi cemaatler/tarikatlar Ehl-i Sünnet itikadının kalesidir. Osmanlı’nın yıkılışıyla birlikte adam akıllı din eğitimi ve dini geleneğin/kurumların devamı bütünüyle cemaatlerin/tarikatların eliyle olmuştur.

Bugün cemaatler/tarikatlar olmazsa onların yaptığı tebliğin, milleti dindarlaştırma hizmetlerinin binde birini bu reformcular da yapamaz, İlahiyatçılar da, Diyanet de.

Ehl-i Sünnet ekseninde tezahür eden sahih İslam öğretisi bu milletin çimentosudur. Bu çimentonun harcını da cemaatler/tarikatlar yoğurmaktadır.

Bu yüzden Ehl-i Sünnet şemsiyesi altında sahih İslam öğretisinin kurumları olan cemaatlere/tarikatlara saldırmak Türkiye'nin toplumsal yapısına ve siyasal sistemine çok büyük zararları olacaktır. Zaten bu saldırıyı yapanlar da o meş'um amaçla güdülenmiş olarak hareket etmektedirler.

Allah korusun eğer cemaatler/tarikatlar devreden çıkarılıp meydan sözüm ona bu Kur'an İslamcısı modernist reformcu Mustafa İslamoğlu, Abdulaziz Bayındır ve benzerlerine kalırsa bunların eliyle bütün toplumun, özellikle de gençliğin nihilizmin, hiççiliğin, hazcılığın girdabına düşmesi kaçınılmazdır. Çünkü bunlar topluma, gençliğe "inandığınız, öğrendiğiniz din uydurmadır(?). " diyorlar. Bunun üzerine toplum ve gençlik de diyecek ki, "bütün İslam tarihi boyunca uydurulmuş bir dinle millet uyutulmuş ise artık ben daha kime inanayım. Kime inanabilirim. En iyisi mi ben din min hiç düşünmeyeyim. Zevkimin, hazzımın peşinde hayatımı yaşayım, günümü gün edeyim. Hem artık uydurulmuş bir din toplumda hüküm sürmekte ise -Cahiliyye Arabistan'ı gibi- gerçekten bir dinin 'indirilmesine' ihtiyaç vardır. Bunun için de gerçek bir peygambere!" Şimdi ayıkla pirincin taşını sayın İslamoğlu.

Özetle Nurculuk imanı tahkik eylemenin, tarikatlar ise insanın duygularına hitap ederek toplumu tam bir samimiyet ve ihlâs ile dindarlaştırmanın merkezleri olmuştur. Kemalistler ise Türkiye'yi Batı'ya satmanın, modernist reformcular ise İslam'ı Hıristiyanlaştırma projesinin adıdır.

Bunun için FETÖ gibi Batı hizmetine çalışan projelere karşı panzehir olarak cemaatlerin/tarikatların teşvik edilip Ehl-i Sünnet din anlayışının çok yoğun bir şekilde eğitimi ve öğretimi gerekmektedir. Bu minvalde Risale-i Nur okumaların geniş kitlelere yaygınlaştırılması ve İsmailağa ve Menzil gibi tarikatların teşvik edilmesi ülkemizin elzem ihtiyacıdır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum