1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Dünyalık olmaya değer mi?
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyalık olmaya değer mi?

A+A-

Kendini tanımlayarak  sınırlarında yol almak ve bunun kararını verecek bir tercihle yüzleşmek heyecan verir insana. Tecrübeye yönelmek, açık çerçevelerden çıkıp misyonuna uygun gelişmelere yoğunlaşmak heyecanın sürekliliği için bir kamçıdır. Çalışmanın kalitesini,düşünmenin  verimliliğini arttırır.  

Böyle hallerde içinde bulunduğu ve içinde olmasını istediği şartları yakınlaştırıcı bir program çalışması kaçınılmaz olur. Düşüncelerini, sistemli kurallar disiplini içinde denklemleştirecek formüllere ihtiyacı hisseder.
Emre, zaman ölçeğinde kendini planlayarak  düzenli  çalışmalar  yapacaktı..
Ev ödevlerini tamamladığında ise yine dua ediyordu :
Allah’ım doğrudan ve doğruluktan ayırma!
    
***

Emre, bunu sağlayacak parametrelere sahipti. Bilgi ve donanım avantajı vardı. Samimiyet ortak parantezinde, zaman, mekan ve insan bileşkelerinin doğrularını  belirlemesi  gerekiyordu. Geleceği doğru  tasarlamanın temel özellikleriydi  bunlar.

Evrensel ölçekte ve yerel bazda zamanın ruhunu doğru okursak, isteklerimizle  uyumlu   zamanın yeteneğini anlama imkanı doğar.Bu durum,iki şıktan birini tercihle karşı  karşıyadır: Birincisi,bir paradoksa dönüşebilir,algı ve anlam kayması ile amacını kaybedebilir. Diğerinde ise mükemmel bir bileşkenin tablolaşmasını temin edebilirdi.

Buradaki öncelik ve en önemli fark; isteğinizin derecesi ve daha da önemlisi neyi niçin istediğiniz? Niyetin  gerçek boyutu/boyutsuzluğu kadar mutlu olacağımızı unutmadan zamanı doğru okuyabiliriz. Düşüncelerimize dahil etmek istediğimiz bir zaman kavramı ile düşüncelerimizi esir alan bir zaman istibdadı veya  düşüncelerimizin değerine eşlik edecek bir zaman yorumu ve kıstası arasında ortaya çıkan bakış açısına göre zaman çizgisinde yürürüz veya düşeriz. Önceliklerimiz ve  farkımız kadar  doğrulanırız zaman vadisinde.

Doğru mekan, aynı zamanda doğru ortamı ifade eder. Buna göre iklimi, mevsimi dikkate alıp,konum ve konumlanma talebinin  ruh iklimiyle uyuşmasını temin etmeye çalışıyordu. Kaynaklarını ona göre planlıyordu. Çevre faktörünü göz önüne alıyordu. Ancak onların gözüyle bakmamayı kendi gözüyle onları anlamayı tercih ediyordu.

İnsanın iç sistemin  öznesi “ben” ile başlayan süreç,bir iç tetiklenmeyle  birlikte “biz” ortamında  değer kazanması,  insan topluluğu ile mümkün olmaktadır.

İnsan, alemin keşfi olarak algılandığında, kendini keşfedip diğerlerini anlama ve beraberce ortak enerji oluşturma çabasına başlar.Emre,bundan sonraki hayatını buna göre tanzim etmek istiyordu.

Tasarlanan geleceğin uygulaması zaman, mekan ve insanla gerçekleşeceğine göre, gerçeklik değeri artan bir istikbalin yaşanmasına kendisini kilitlemişti.

Yine dua ederek muvaffakiyet diliyordu. Doğrunun sahibi ve belirleyicisi yüce Allah’ın izin verdiği bir doğrulukta kalmayı ve bu şekilde doğru yolda ilerlemeyi dilemekten geri durmuyordu.
Dua, istekle birlikte teşekkürü de beraberinde getirmişti. Müteşekkir olmak,huzur veren bir sonuçtu.

***

İdeal yol haritası ile bulunduğu anı kıyasladığında, çıktığı düşünce yolculuğunu ve zihni planlamasını harekete geçirecek yeni bir süreci fiilen başlatması gerektiğine dair uzun süredir sorguladığı fikirlerine nihayet bir çerçeve vermeyi başarmıştı.

Bulunduğu işyerinden ve ortamdan memnun olamayacağını da bu vesileyle anlamıştı. Doğru tanımı veren nirengi noktasına göre düşündüğünde mevcut işyeri uymuyordu. Bu doğrularına sıcak bakmayan, hayat felsefesi farklı ve para politik  bir yapının sonuçlarından nema bulan bir organizasyonda rahat edemeyeceğinin bilinciyle yol ayırımındaydı.

Bunları düşünürken, görevinde en ufak bir ihmal ve ertelemeye fırsat vermeden    mesaisine itina gösteriyordu. Diğer yandan  organizasyonun geleceğini  inşa etme yönünde karar vericilerin   desteğini isteyecek kadar kendini güvende hissetmiyordu.

***

Cazip statü teklifleri ve maddi destekler, işletmenin onu tutma adına keşfedebildiği yöntemlerdi. Onun beyin ve ruh dünyasındaki beklentileri ve gelişimin insani boyutundaki tutarlılık çizgisi, nedense mali bilançonun finans dengelerine fazla odaklı iş sahiplerinin dikkatini çekmiyordu.

Onun için kendi kendine söylenip duruyordu: “Yeni rol istemiyorum.” Hedefini böyle ortamlarda göremeyeceğine o kadar inanmıştı ki, bu konuyu bir daha değerlendirmekten vazgeçmişti.  Kendine açılmıştı, sorumlulukları unutturan ve maneviyatı öldüren etrafın şaşaalı  dünyevi hazzı ve  bencil duyguları ile baskın şöhretin başarı sendromuna ise kendini kapatmıştı.

***

Yeni tanıştığı ve okumaya başladığı risaleler,işyeri kasvetinin ve bu güne kadar bencil duygularla beslendiği çevrenin bütün olumsuzluklarını bir tarafa koyup yeni ufuklar açıyordu dünyasında.

Hayat hikayesi değişiyordu. Piyasa, pazar, araştırma, müşteri, para ve başarı dışında bir hayatı oluşuyordu. Bunu şimdiye dek bilmiyordu, bilmenin hazzını yeni yeni tadıyordu.

Ağır gelse de aşağıdaki satırlar onu geleceğe hazırlıyordu ve zihnini kalbine bağlıyordu:
Hayat öyküsü hakikate giden her insan, inkibazın inkişafa giden yolculuğunda,  karanlık tünellerin aydınlık ucunda kalp aynasına ışık verecek ve kendisinin doğru yansıtmasıyla anlam kazanacak bir kaynağa doğru yürüyebilir.

Yürüyoruz işte... İslamiyet güneşi…Kalp aynası… Manay-ı harfi yansıması…Risale tefekkürü… Hürriyet muştusu… İnsanlık ailesi… İstikbal müjdesi: Hakim hakaik-i imaniye ve Kur’aniye…

Şimdi daha iyi anlıyordu : “Kalb,ayine-i Sameddir.” “İslamiyet Güneş gibidir.”
Öyle ise kalbinin aynasını İslamiyet güneşine tutmalıydı. Aynasının bağlandığı bu ışığı doğru yere yansıtmalıydı. Geçici ve sınırlı ömür sermayesinin aldığı ile verdiği aynı tutarlılıkta olmalıydı.

“Dünyalık olmaya değer mi?” dediğinde,kalbindeki inkişaf “Sadece ahiret yurduna hazırlık için koşturmalısın…” diyordu. Zaten yükünü almış,maddi ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamıştı bu güne kadar.

Şimdi sükunetle tekrar düşünecekti bu olup bitenlerin öyküsünü…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum