1. YAZARLAR

  2. Cemil KARAKULLUKÇU

  3. Dostuma mektup (18)
Cemil KARAKULLUKÇU

Cemil KARAKULLUKÇU

Yazarın Tüm Yazıları >

Dostuma mektup (18)

A+A-

Sevgili dostum;

 

Bu günlerde, herkes konuşup bol keseden ahkâm kessin, yazarlar ha bire döşeyip yazsın, siyasiler hararetli nutuklar atsın, liderler emirler yağdırsın, kuvvetliler zayıfları küçümsesin ve herkes bildiğini yanına koymasın, ben yine de ne kadar özgür olduğum konusunda kuşkuluyum.

 

Durup dururken aklıma nerden geldiğini de sorabilirsin. Derler ki, insan özgürlükle ikiz yaratılmış. Yani özgürlüğümüz bizi biz eden asıl faktör. Tutsaksak, özellikle iç özgürlüğümüzde yanlış taşlar oynuyorsak, kimse alınmasın, kendimiz olma halimiz suya düşmüş demektir. Mesela; sen, hayatın boyunca ilke olarak sarılman gereken bir kuralı, birilerinin basit zorlaması yüzünden, ucunda bir çıkarın olması sebebiyle bozarak bir eylemde bulundun. Bu eyleminde ne kadar “ben özgürüm” diyebilirsin? Sonunda bir can tehlikesi de yoksa böyle bir eylemden ötürü pişmanlık duymaz mısın?

 

Seni imtihana çekmek için sormuyorum bu soruyu. Elbette nasıl cevap vereceğini de biliyorum. Ben birey olarak, her konuda net olmamızın ve dik durmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum. İlkemiz varsa, bizim bu tür duruşumuzu belirleyecek olan bu ilkemiz olmalı değil mi? Öyle ya, biz hale, tavra, iklime, rüzgâra ve havaya göre pozisyon alan bir nesne değiliz ki?

 

“Kendimiz olma” durumu doğru bildiğimiz yolda yalnız gitme cesareti değil mi, sevgili dostum? Bu bir duruştur elbette. Dün nasılsa bu gün de odur. Başka hiçbir iklim bizi değiştirme gücüne sahip değil. Televizyonda doğudan bir program gereği seçilmiş öğrenciler konuşturulmuştu. Çocuk olmaları dolayısıyla, bilgisayarı bırakıp onları izlemeye koyuldum. Kendilerini ifade etme becerilerine, ne yalan söyleyeyim, şapka çıkarttım. Onlarla benim çocukluğumu karşılaştırdım. Doğrusu yeni kuşağı ayakta alkışladım. Hele, onlardan birinin meramını ifade ederken, “ben, daha önceki söylediklerimin arkasındayım” diyerek, ilkeliliğine vurgu yapmasına hayran kaldım. Demek o yavruyu, günler sonra konuştuğu o gün değiştiremedi. Bana göre o, bildiği yoldan giden kahramandır.

 

Bak, nerdeyse unutuyordum; tanık olduğum, belki çokları için sıradan, ama benim için önem arz eden bir olaya kafam takıldıydı. Evet, bir tanıdıkla konuşup anlaştığımız bir konu vardı. Zamanı gelince konuşulanın tam tersini yaptı. Haklı olarak “Biz ne konuştuk?” diye sordum. Önemsemez anlamında yüzüme baktı. “Yok!” dedim. Onun için basit, önemsiz bir söz olabilirdi. Ama benim için son derece önemli olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bu, iki kişinin karıştığı bir hukuk olmuş artık. Böyle ortak alınan bir kararı tek taraflı olarak bozmak mümkün değildi, değil mi sevgili dostum? 

 

O anda biraz sarsıldım. Bir zaman sessiz kaldım. Benim kırıldığımı görünce, “hadi senin için öyle olsun” diyerek, hatır belası bana peşkeş çekmesine daha fazla hayret ettim. Bunun da doğru olmadığını söyleme ihtiyacını hissettim. Neden benim için olsun? Birlikte karar vermemiş miydik? Televizyondaki çocuk, çocuklar gibi de olamadık, diye içimden geçirdim.

 

Demek “kendimiz olma” nın bir adımı da sözümüzün arkasında durmakmış. Yani doğru, dosdoğru olmak, başat ilkemiz. Verilen sözde durmamak da yalan söylemekle eşdeğer. Temelinde yalanın olduğu hangi eylememizle övünebiliriz?

 

“Sözlerimin arkasındayım” siyasi literatüre de geçmiş bir söz. Bu ne kadar özgürce söylenen bir söz olduğunu bilemem; ama biraz da benlik kokar gibi geliyor bana. Oysa verilen sözler, sırf söz verildiği için yerine getirilir ve getirilmeli. Başka amaçlar için yerine getirilmesi etik olmaz, erdem olmaktan uzak olur. “Ancak ben sözümde dururum” şeklinde gurur kokan tutumlar da pek hoş değil, öyle değil mi sevgili dostum.

 

Mektubumu burada kesmek zorundayım şimdilik. Senin benim içime tercüman olan ve bana şifa veren mektuplarını bekliyorum.

 

En candan selamlarımla…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.