1. YAZARLAR

  2. Cemil KARAKULLUKÇU

  3. Dostuma mektup (15)
Cemil KARAKULLUKÇU

Cemil KARAKULLUKÇU

Yazarın Tüm Yazıları >

Dostuma mektup (15)

A+A-

Sevgili dostum;

Daha dün seninle telefonda konuştum. Sınırlı görüşmeden pek tatmin olamadım ben. Sana daha söyleyeceklerim vardı ya da senin bana söyleyeceklerin. Teknoloji çok büyük kolaylıklar sağlarken bizi başka taraftan da sıkboğaz etmiyor değil. Yanılıyor muyum sevgili dostum!

Bu iddiamda kanıtım sensin. Sen tatmin oldun mu yani? O zaman duygularımızı şöyle bir kendi haline bırakma fırsatını kollayalım; şöyle doyasıya birbiriyle sarmaş dolaş olsunlar. Telefon ya da internet de neymiş!

Bu ve bunlar gibi olan teknolojiler, verdiklerinden daha çok bizden alıyorlar. Televizyon evlerimize gireli o nostaljik sohbetleri edebiliyor muyuz? Bir kutu bizi bizden kopardı gitti. Ya çalıp götürdüğü duygularımız! İnsan sohbet ederken duygulanmaz mı, birbirinin yüzüne bakarken feyiz almaz mı? Bilgilerin de televizyon kültürünün ötesine fazla geçmediği kesin.

Kimle sohbet etmişsem, işte o, bilmem hangi akşam haberlerinin yorumlarına dalmıştı. Ben ağzımı açmadan onu dinledim ya da dinler gibi oldum. Benim öyle dinlememi de bilgisizliğime, görgüsüzlüğüme, dünyadan habersiz kalışıma ve biraz da saflığıma yorduğunu bakışlarından anladım. Konuyu değiştirmeyi ise hiç düşünmedi. Nedense gündemi oluşturan televizyondu ya; beni de tutsak aldı.

Olmaz böyle; biz gündemin saf çocuğu olamayız sevgili dostum! Asıl gündemi biz tutmalıyız elimizde. Biz günlük yaşamak zorunda mıyız?

İnternet de televizyondan daha az bizi meşgul etmiyor. Daha çok gençleri tutsak almış. Çocuklarımız, dünyayı bir iki kiloluk bir mahfazanın içine sokan o bilgisayarın, internetin delice tutkunu olmuş. Bunu ben gözümle görmeseydim, teknoloji harikaları adına pek inanmazdım. Geçenlerde tanıdıkların bir genci, birkaç günlüğüne misafirim oldu. Kaç gün kaldıysa bilgisayarından, büyük ihtimalle internetinden kafasını kaldırdığını görmedim. Uyarıda bulunduysam da, olumsuz etkileyeceğime kanaat getirdiğim için üzerine fazla varmadım. Ama içim içimi yedim. İnternetle dünya ayağımıza geliyor bütün olumlu ve olumsuzluklarıyla. Ama bence gençlerimiz için internetin olumsuzlukları daha çok ve daha yıkıcı. Düşün bir sevgili dostum; en zayıf yanımıza bir değil aklımızı başımızdan alacak nitelikte saldırılar olsa ya da cazip şeyler sunulsa ne olur?

Teknolojinin aleyhine geçmem geliyor bunları gördükçe ve hayal ettikçe. Duyduğuma göre internet yoluyla kumar oynanıyormuş! Bir de internetle intiharı deneyenler de varmış! Daha da duyacaklarımızı sen hesap eyle.

Bu yazdıklarımı okuyanın, “Bu adam da nerde yaşıyor? Teknoloji düşmanı kesilmiş” diyebilir olmasından da hiç çekinmiyorum. Bu yıkımlarını gördükçe böyle bir kanıya neden varmayayım ki? Teknolojinin yıkıcı yanlarının bulaşıcı hastalıklardan daha beter olduğuna inanıyorum. Yalnız bir yıkımına kapılan bir kimseyi düşünelim; onu nasıl kurtarabiliriz? O teknolojiden daha cazip bir başka şey sunmakla elbette. Yasaklamakla bunun önü alınmaz. Var olan bir şeyi nasıl yok sayabiliriz ki? Kaldı ki yasak bazı şeylere karşı ilgiyi artırır. Bir şey kaldı geride, o da eğitim.
Telefon ahizesinden açtık sözü; bak nerelere geldik. Telefonda ne denli uzun konuşsak olmuyor demeye getirecektim sözü aslında. Aklımda olup da o anda sırası gelmeyen şeylerden söz edecektim. Ama işte görüyorsun, bir sayfayı altın tepsi içinde sunulup bir hayli zararlarını gördüğümüz teknoloji harikalarına kafamız takıldı. Zararlarını gördükçe inan ki, faydalarından çoktan vazgeçişimiz geliyor. Teknoloji de olsa her şeyine teslim olma zorunluluğumuz elbette yok. Neden bu harikalardan yararlanmadınız sorusundan çok, neden bunların zararlarına boyun eğdiniz sorusuna daha çok muhatap olacağız çünkü.
 
Sevgili dostum; sana elbette söyleyeceklerim vardı. Telefonda da ve sana internetle göndereceğim bu mektubumda da teknoloji araya girdi, ne yapayım, benim suçum yok fazla. Ama olsun, nasipse sana yazacağım çok mektuplarım olacak ya da birlikte olacağımız çok günlerimiz, o fırsatları değerlendiririm ben.

Hoşça kal sevgili dostum!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.