1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Dördüncü kutlu asra girerken…
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Dördüncü kutlu asra girerken…

A+A-

Muhaddislerin temas ettikleri ‘dördüncü kutlu asır’ esasında ahir zamandaki saklı asrı ifade etmektedir. Ahir zamanın asr-ı saadeti...

Bilindiği gibi, Peygamberimiz (S.A.V.) üç kutlu asırdan söz etmiştir. Bu asırlar rahmet sağanağının başlangıcını teşkil etmektedir. Şöyle ki, Peygamberimiz 'Asırların en hayırlısı, benim asrım ve ardından gelen ve onun ardından gelen asırdır’ buyurmuştur. Buna göre, asırların en hayırlısı Hazreti Peygamberin şereflendirdiği ve sonrasında sahabelerin şereflendirmiş olduğu asırdır. İkinci hayırlı asır ise tabiin asrıdır. Üçüncü hayırlı asır ise tebe-i tabiin asrı ve dönemidir. Bu asırlara mülhak dördüncü bir asır daha var. Bu asır ahir zamandaki saklı asırdır. Bu asra hadis diliyle ‘Peygamberlik mesleği üzerine olan hilafet (el hilafe ala menheci’n nübüvve)’ veya Mehdiyet asrı denilmektedir. Ortada kalan asırlar ise genel anlamda bidat asırlarıdır.

Bu asırlarda bidatkar rejimler teşekkül etmiş ve sünnet-i  seniyyeden ayrılarak, saparak keyfi bir yönetim biçimi benimsemişlerdir.  Yinelenen hilafet modeli veya Mehdiyet asrıyla birlikte bu bidatkar rejimler iskambilden kağıt gibi yıkılacak veya yıkılma aşamasına girecektir.  Tarih olacaktır. Nitekim Gorbaçov’un ifadesiyle, İslam dünyasında halk hareketleriyle birlikte sanki kendi komunist rejimlerini yıkmakta ve aşmaktadır.  Adeta Arap dünyası da komunizm sonrası döneme geçmektedir. Yeşil Sosyalizm olarak da anılan Kaddafi’nin Cemahiriyye rejimi de buna tipik örnektir. Arap dünyası kendi mutasallıt rejimlerini yıkmaktadır. Ulemanın ifadesiyle hilafet-i kamile dönemine ancak yeniden Mehdiyet ve İseviyet döneminde ulaşılacaktır.

*

‘El İşaa Li eşrati’s Saa’ adlı eserinde Muhammed Bin Resul el Hüseyni Berzenci, ahir zamandaki saklı kutlu asrı dördünü hayırlı asır olarak nitelendiriyor (Mektebetü ve Matbaatü El Meşhed el Hüseyni, son baskı, s: 108, 109). Kays İbni Cabir ve babası ve dedesi tarikıyla Taberani ve Ebu Nuaym ve İbni Asakir’in tahriç ettikleri hadis bize bu dördüncü asrı kamilen tasvir etmektedir. Peygamberimizin  şöyle ferman etmektedir ‘Benden sonra hulefa (raşidin) gelecek daha sonra onların yerini ümera (saltanat ve Kayzerizm) alacak ve onların peşinden de mülük cebabire gelecek ve sonra da Ehl-i Beytimden bir zat çıkacak zulüm ile dolmuş dünyayı adalete taşıyacaktır …”

Ahmed İbni Hanbel’in Müsned’inde sünnet üzerine kaim iki hilafet devresinden bahsedilmektedir. Bunlardan ilki, 30 yıllık Hulefa-i Raşidin dönemi ve ikincisi de, ahir zamandaki saklı kutlu asırdaki Mehdiyet dönemidir. Arada iki sünnetten sapma ve bidat dönemi görülüyor. Bunlardan birincisinde Emevilerle başlayan sapma, yöntem ve siyasette sapmadır. İkinci dönemdeki sapma ise ideolojik sapmadır.  Bu iki dönem hadis diliyle, Isırıcı kraliyet (melik-i adut/otoriter asırlar) ve ceberut/zorba (melik-i ceberut, jakoben ve totaliter) dönemlerdir.

Kays İbni Cabir hadisinde zorba rejimler dönemi ‘mülük-ü cebabire’ olarak adlandırılıyor. Halbuki, Osmanlı sonrası dönemler saltanattan ziyade cumhuriyetle anılıyorlar. Burada bir çelişki yok mu? Öyle görünmekle birlikte, görüntü aldatıcıdır. Yaşanılan son hadiseler hadisin ifade ve lafzına tam uygunluk arz etmekte ve hadisi tasdik etmektedir.  Şöyle ki, son dönemlerde cumhuriyet olarak anılan rejimler gerçek yüzlerini göstermişler ve ‘tevris’ yani babadan oğla geçme usulüne ve yoluna sapmıştır.  Suriye’de Beşşar Esad, Libya’da Seyfülislam, Mısır’da Cemal Mübarek ve Yemen’de Ahmed  Abullah Ali Salih vesaire. Zamanla bu cumhuriyetler babadan oğla geçen kraliyetler haline gelmişlerdir.

*

Bu sahte cumhuriyetlerin yeni eğiliminden dolayı İbni Haldun Araştırma Merkezi Müdürü  Mısırlı Sadettin İbrahim bu rejimlere ‘cum-melekiyye’ yani cumhuriyetçi kraliyetler adını koymuş veya vasfını yakıştırmıştır. Böylece hadisin ifade ettiği ‘zorba krallar’ ifadesiyle yaşadığımız vaka arasında kopukluk veya tezat olmadığı ortaya çıkmıştır. Saadet asrı, fecr-i sadık yirmi birinci yüzyılın şafağında tulü etmektedir. Bu gümbürtü, onun ayak sesleridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum