Sabri ALTUN

Sabri ALTUN

Yazarın Tüm Yazıları >

Doğru kişi

A+A-

Aslında yanlışlık nerde biliyor musunuz?
"Doğru zamanda doğru kişi"'yi bulamayışımızda...
Yoksa: "Sened-i İttifak"tan (1808) Tanzimat Fermanına (1839),  Islahat Fermanından (1854) 1976’da meşrutiyetin ilanına oradan cumhuriyete kadar süre gelen demokrasi mücadelemize baktığımızda her şey olması gereken zamanda olmuş.
Fakat garip bir durum söz konusudur.
Normalde her şey Fransız devrimiyle başlamış gibi gözüküyor.
Yani halkın söz sahibi olması ve halklara özgürlüklerin tanınması…
Lakin Osmanlıda olay bir başka mecrada akıp gitmiş.
Saray efradı haricindeki yüksek tabaka asırların acısını çıkartmak istercesine halk adına haklar koparmış fakat hiçbir zaman halka hakkı verilmemiş.
Osmanlı yaşarken kendilerini saraya yamamış cumhuriyetle de hanedanı kovmuş onun yerine geçmiş.
Yani hiçbir zaman doğru zamanda doğru kişiyi bulamamışız.
Adeta kız istemeye gönderdiğimiz kişilerin kızı kendilerine istemesi gibi bir şey.
Yani ağamızdır büyüğümüzdür deyip beğendiğimiz kızı istemeye onu göndermişiz de o her zaman kızı oğluna almıştır.
(Zaten her şey hep bir “ağa” bulma hastalığımızdan doğmuyor mu?)
İşte bu günkü kargaşanın altında yatan tek gerçek; artık kendi işimizi kendimiz görmek isteyişimizden kaynaklanıyor.

Acaba tarihi akışı çevirebilecek miyiz bilmiyorum?
Zira cumhuriyet dönemindeki demokrasi tarihimiz pek de iç açıcı gözükmüyor.
Anayasa değişiklikleri ve Özelikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde…
Mesela:
Cumhurbaşkanlığına aday olan Ali Fuat Başgil, başbakanlığa çağrılıp, Orgeneral Fahri Özdilek ve Sıtkı Ulay tarafından ölümle tehdit edilip, kazılan boş mezar gösterilmek suretiyle adaylıktan çekilmesi istendiği zamanki tarihe nasıl "demokratik tarih" diyeceğiz?
İsmet paşa cumhurbaşkanı seçilirken demokrasi mi işledi ki hem CHP grup başkanıydı hem de cumhurbaşkanı?
Ve onu sadece CHP grubu seçmemiş mi idi?
Cemal gürsel Cumhurbaşkanı seçilirken hangi irade seçmişti?
Anayasaları ise zaten hiçbir zaman halk değiştirmemiştir.
Cumhuriyet kurulduğundaki ilk anayasa ile şimdiki anayasa arasında hayal ile gerçek arası kadar bir fark var.
Evet, tarih tekerrürden ibaret ama demokratik tarihimiz böyle mi olmalıydı?
***
Çocukluğum zamanında, arada bir, birbirimize sorduğumuz bir soru vardı.
1 mi büyük, yoksa 2 mi?
1 mi büyük yoksa 100 mü?
Sakın balıklama atlamayın.
Mesele çokluk değildi, çok sayı hiçbir zaman büyük değildi.
Aslında hiçbir şey "1" kadar büyük değildi.
Çünkü "1" Allah demekti…
Kemalizm ezanıyla başlayıp Atatürk'e salâvat getirildiği sürecin neye veya kime hizmet amacının güdüldüğü ayan beyan belli iken bir 14 Mayıs sabahında halkın tekbir sedasıyla uyanan zevatın yaşadığı gerginliği 27 Mayıs,12 Mart 12 Eylül ve 28 Şubat’la telafi etmemişler miydi?

Aslında yanlışlık nerde biliyor musunuz?
Gerçek olanla kurgusal olanı ayırt etmediğimiz sürece yönümüzü tayin etmemiz mümkün değildir.
Peki, gerçek ne, kurgusal ne?
Gerçeği net bilmiyorum. Çünkü gerçek bir zeminde yaşamadığım için tarif etmekte zorluk çekiyorum.
Lakin kurgusal olanı pat diye söyleyebilirim.
Zira yaşadığım hayat boyunca bu ülkede hep figüran olduğum için dev bir film setinde neler yaşanıyorsa ben de aynısını yaşadım.
Bana “sandığa gel” dediler gittim.
“Sokağa çıkma” dediler çıkmadım.
“Dallas’ı seyredeceksin” dediler seyrettim.
Eşin ve kızın başı açık kamusal alanlara girecek dediler itiraz etmedim.
Hep bir gün ben de başrol oynarım diyerek sabırla söyleneni yaptım.
Tek bir konuda onları dinlemedim.
İstedikleri partiye hiçbir zaman oy vermedim.
Şimdi ise yeni bir projenin etrafında kümelenmeye başladık.
Yeni bir kurgu var.
Anayasayı değiştirecekmişiz!
Yönetmen ise hala meçhul. (Zaten hiç yönetmeni görmedik.)
Bu sefer gerçekten “başrol” oynayacak mıyım onu da bilmiyorum.
Tek dileğim, garipliklerle dolu bu adaletsiz mücadelede, ilk meclisin en üstünde yazılan "Hâkimiyet bila kaydu, şart milletindir" ifadesinin yaklaşık yüz yıllık bir gecikmeden sonra gerçeğe tamamen dönüşmesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.