İbrahim KAYGUSUZ

İbrahim KAYGUSUZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Denge ve korku

A+A-

Eşya ve varlıklar zıtları ile münkeşiftir.
Hayat zıtların dengesi üzerine kuruludur. Karanlık ve aydınlık gibi.
Eşya ve varlıklardaki zıtlık ilişkisi hem insanların duygu dünyasında hem de devletlerin ve toplumların yönetim düzeyinde varlığını sürdürür: korku ve ümit, savaş ve barış gibi.
Bu kavramlar birbirlerinin tamamlayıcı tersleridir.

Denge ve kaos da bu anlamda tamamlayıcı tersler olan zıt kavramlardır.
Biyolojik anlamda insan ve siyasal anlamda devlet, denge üzerine kurulu düzenlerdir. Dengenin bozulması her iki sistemde de kaosa davetiye çıkarır.

İnsana ve topluma ait politikalar geliştirilirken denge’lere dikkat edilmelidir. Dengeyi aşan her şey zıddına yani kaosa inkılap eder.

Optimal düzey hayatın ve fıtratın sessiz gücüdür. İlahi kanun bu güç üzerine işler.
Yaratılışın hamurunda “miktar/kader” ve “denge” egemen unsurlardır. Adalet ve vasat bu unsurlardan sadece ikisidir.

İnsaniyet-i Kübra olan İslamiyet, hayata ait bütün dengelerin dile gelişidir. Bu dengeden sapan her şey ve herkes kaosun kapısını aralar. 

Cevdet Paşa geçiş dönemlerindeki toplumların denge kaybından bahseder.
Osmanlı’nın bu değerli devlet adamına göre değişmemekte ve statik kalmakta direnen memleketler kadar dengeyi kaybedenler de tarihin harabelerine gömülür.

Türkiye bugün önemli bir geçiş süreci yaşıyor. Dolayısıyla geçişin sancısız olması ve dengenin korunması çok önemlidir.
Saltanatlarını kaybedenlerin taşkınlıklarına dikkat!

Türkiye tarihinin bu yeni sayfasını muhabbetle açmalı.
Yeni Türkiye sabır, olgunluk ve denge üzerine kurulmalı; korku, şiddet ve kavgaya yer verilmemelidir.

Yeni Türkiye Müslüman’dan, Alevi’den, Türk’den, Kürt’den ve Ermeni’den korkmamalı; bu unsurlar arasında barış sağlamalı ve hukuki denge kurmalıdır.

“Cenab-ı Hak havf (Korku)  damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkil ve elim ve azap yapmak için vermemiştir.” (29. Mektup, Altıncı Kısım, İkinci Desise)

Devlet inancından ve milliyetinden dolayı vatandaşından korkarsa ve siyasetini bu bağlam üzerine kurarsa varlığını tehlikeye atar.
“Korku sebebi ve gerekçesi ne olursa olsun duygusal bir haldir. Aklımızın ve muhakememizin sağlıklı işlemesini engeller. Totaliter ideolojiler veya anti-demokratik iktidar talepleri korkulara dayanır. Formül basittir: Korkut ve yönet.” (Türköne, Mankurtlar, 51-52)

Bir devlet kendi vatandaşını korkutarak ve şiddet kullanarak kontrol altına alamaz.
Bediüzzaman’a göre mazi olmuş bütün imparatorluklarda kuvvet, keskin kılınç ve katı kalp egemen erklerdir.
Bu kavramların ürediği tek zemin ise korkudur. 

Payidar olan memleketlerin egemen erkleri ise Bediüzzaman’a göre hak, akıl, marifet, kanun (hukuk) ve efkar-ı amme’dir.
Devletler korkarsa sosyal cinnete ve ideolojik çılgınlığa sebep olur.
Kendilerini “devlet” kabul eden Kaddafi ve Esed’in korkuları bu türden bir korkudur.

Devlet farklı ırk, kültür ve dinlere mensup bireyleri bir arada ve dengede yaşatmanın adıdır. Devlet, “diğer”ini anlamanın kanallarını açan kurumdur.
Herkes birbirini doğru anlarsa çatışma ve korkunun yerini huzur alır.

Doğru anlamak ve diyalog kurmak barışın ilk kapısıdır.
Medeni insan diyalog kurabilen, barışabilen ve bir arada yaşayabilen insandır. Bunu beceremeyen insan gayr-ı medeni olup kavgası için gerekçe arar.
Hâlbuki kavga hayvani bir haslettir.  İnsan mahiyeti itibarı ile hayvani hasletlerini kontrol edebilen medeni bir varlıktır.
Yani Huntington haklı değildir ve insanlar çatışmak zorunda değildir!

Geçiş dönemindeki yeni Türkiye’nin çok devasa görünen karmaşık resmi aslında bu basit analizden öteye bir mana taşımamaktadır.

Türkiye’nin din, rejim, irtica, laiklik, Kemalizm, terör ve Alevi meselesi hep bu cümledendir.
Yeni Anayasanın makalesini yazan AK Parti kurmayı, metnine şu ruhu sindirmelidir: Farklılıkların dengesini kuran, çatıştırmayan ve korkutmayan bir Anayasa!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.