1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARA

  3. Darbeler Yargılanırken
Vehbi KARA

Vehbi KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Darbeler Yargılanırken

A+A-

Görev yaptığım İstanbul Üniversitesi, 27-28 Şubat 2016 tarihleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Darbe Yargılamaları” başlıklı bir uluslararası sempozyuma ev sahipliği yaptı. Hukukçular derneğinin düzenlemiş olduğu bu organizasyona ülkemizin seçkin katılımcılarının yanı sıra Şili, Yunanistan, Arjantin, İspanya, ABD ve AB ülkelerinden darbe konusunda değerli çalışmaları olan bir çok akademisyen, gazeteci ve yazar katıldı.

Darbe yargılamaları ile ilgili olarak benim en çok ilgimi çeken husus AB ülkelerinden gelen katılımcıların Mısır’da General Sisi’nin yaptığı darbeyi eleştirmemesi ve bunun yerine darbelerin çözümü için adres olarak Birleşmiş Milletleri göstermesi oldu.

Özellikle Avrupa’dan katılan ve sunum yapan bu kişilerin Birleşmiş Milletlerin en önemli icra kurulunun Güvenlik Konseyi olduğunu ve burada daimi üyelerin “veto” hakları yüzenden bu konseyin işlemez olduğunu bilmemiş olmaları düşünülemez. Sunum yapan konuşmacıların en son oturumdaki Genel Tartışma’da “Ne Yapmalı?” sorusuna cevap verirken bu anlaşılmaz tutumu ve evrensel barışa karşı darbeler arasında ikircikli yaklaşımı kabul edilemez bir yaklaşımdır.

Bununla birlikte Moderatör Bekir Berat Özipek hocamızın konu hakkındaki darbeler arasında hiçbir fark olmadığı ve ister Mısır’da olsun ister Türkiye’de ister Şili’de, bunun bir insanlık suçu olduğunu belirtmesi, bu konudaki hassasiyetlerin ülkemizde çok daha gelişmiş olduğunu göstermiş oldu. Batılı ülkeler ile birlikte Latin Amerika ülkelerinin de Müslüman ülkelerdeki demokrasiye geçiş çabalarına karşı önyargılı olduğunu gözlerimizle görmüş kulaklarımızla işitmiş olduk. Hele hele Alman Başbakanı Merkel’in General Sisi’ye karşı iltifatkar tutumu ve 5 bine yakın kişinin gösteriler esnasında öldürülmesini, halk oyu ile iktidara gelen Cumhurbaşkanı Mursi’nin idamla yargılanması ve hüküm giymesine ses çıkarmamaları affedilecek bir hata değildir.

Her ne ise, Batılı ülkelerin aydınlarından çok fazla bir şey öğrenemeyeceğimiz ortaya çıktı. Zira onların bizlere demokrasiyi ve insanca yaşamayı layık görmedikleri, adeta hayvan gibi sürü haline getirilerek güdülmemiz gerektiği ve bu kafa yapısı ile bir yere gidemeyeceklerini geç de olsa anlamış olduk. Zararın neresinden dönülürse kardır. Demek ki insanca yaşamayı ve özgürlükleri korumayı kendi emek ve gayretlerimizle meydana getirmek zorundayız.

Cenab-ı Allah Kuran’da “Leyselil insane illa ma’sa” yani “insana ancak çalıştığının karşılığı vardır” diye emrediyor. Bu ayetten şu manayı dahi çıkarmak mümkündür; kula karşı kul olmayı öneren dikta ve krallık yöntemlerini ortadan kaldırmak için kendi gayretimiz önemlidir. İnsan haklarının zirveye çıktığı Peygamber Efendimiz (asm) ve güzide sahabelerinin yaşadığı yüzyıl ki; buna “asr-ı saadet” adı verilmektedir, ona yaklaşmak için İslam’ın bizlere kazandırdığı güzel ahlak ile ahlaklanmak zorundayız. Allah huzurunda günde 5 defa boyun eğen bir mümin hiç kula karşı kulluk eder mi? Galiba Batılılar işte bu noktayı anlayamamışlar. Sermaye ve menfaat karşısında boyun eğen özgürlük deyince nefsani arzularının peşinde hayvanca yaşamayı anlayan Avrupa ve batı alemine anlatacağımız çok şey olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır.

Son bölümde darbeler ile ilgili olarak bende bir şeyler söyledim. Darbeler yargılanırken Resmi Kemalist Söylemin sorgulanması gerektiğini çünkü “Tek Parti Diktatörlüğünü” gençlerimize demokrasi diye yutturmaya çalıştıklarını söyledim. Buna örnek olarak ders kitaplarımızda yer alan M. Kemal’in “ihtimaldir ki bazı kelleler uçacaktır” sözünün ne anlama geldiğinin bilinmesi gerektiğini ifade etmeye çalıştım. Gerçekten de “ben söyledim, oldu” mantığı ile hareket eden jakoben anlayışın darbelere sebep olduğu artık bilinmek zorundadır.

Yeni anayasa çalışmalarında bazı siyasi partilerin “kırmızı çizgilerimiz” olarak belirledikleri değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif edilemez maddelerin bulunması, hangi seviyede olduğumuzun açık bir delilidir. Siyasi partiler bu noktada kendilerini sorgulamak zorundadır. İşin ilginç tarafı bu değiştirilemez maddelerin başında “Atatürk ilkeleri” adı verilen ve 1937 yılında despot idareciler tarafından anayasaya iltihak edilen CHP’nin altı ilkesidir. Bu çağdışı anlayış ile hareket eden gerçek irticacılarla bir yere varılmaz. Bu rakı ve alkol ile beyni sulanmış insanlarla uzlaşma çabasına girmek beyhude bir çabadır.

En son olarak Genelkurmay Başkanlığının hala Başbakanlığa bağlı olduğunu ve bunun faşist bir uygulama olduğunu, doğru olanın ise Milli Savunma Bakanına bağlı bir askeri teşkilatlanma olduğunu söyleyerek sözlerimi bitirdim. Bu sözlerim genişçe bir dinleyici tarafından alkışlandı.

Sayın Bekir Berat Özipek, benim konuşmamdan sonra sözlerimin doğru olduğunu ve değiştirilemez maddelerin milletimizin geleceğine ipotek koyma anlamına geldiğini söyledikten sonra nasıl alaka kurduğunu anlayamadığım bir söz söyledi. Dedi ki bazı dindar insanların darbeleri destekledikleri hatta orduya “Peygamber Ocağı” dediğini ifade etti. Halbuki ben “anayasanın değiştirilemez maddelerinin Allah’ın emri olmadığını ve kutsal kitaplarda geçmediğini söyledim. Bu sözlerimden dindar insanların darbeleri desteklediği anlamını çıkarmak nasıl bir bakış anlayışıdır? Ben çözemedim.

Özipek Hocamızın benim sözlerimden nasıl böyle bir anlam çıkardığına şaşırdım. Olsa olsa benim çok önceden bazı konferanslarda söylemiş olduğum ve ordumuza karşı yapılan ihanetleri ifade ederken kullandığım “Peygamber Ocağı” sözünü hatırlamış olsa gerektir. Evet, Türk Silahlı Kuvvetleri Peygamber Ocağıdır. İslam düşmanlarına karşı bin yıldan daha fazla bir süredir bu ocak savaşmakta ve müminlerin özgürce ibadetlerini yapmasına en büyük desteği sağlamaktadır. Bu çok açık ve önemli bir hakikattir lakin benim darbelerin yargılanması ile ilgili olarak söylediğim remi söylem eleştirisine bu şekilde ilave yapmak anlamsızdır, gereksizdir, vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.