1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Crane Brinton ve Bediüzzaman
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Crane Brinton ve Bediüzzaman

A+A-

Genellikle Arap Baharı veya Arap devrimlerinin dış bağlantıları veya komplo mahiyeti ve dolayısıyla siyasi veçhesi üzerinde duruldu. Gerçekten de Arap Baharı dış etkenler veya müessirler yüzünden mi faaliyete ve harekete geçti yoksa zati dinamikleri veya sosyal zemin mi Arap Baharını tetikledi ve ardından ikinci kademede siyasi faylar harekete geçti? Ya da tavuk mu yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan çıktı? Hangi faktör diğerini tetikledi?  Devrimin Anatomisi adlı kitap Amerikan tarihçilerinden Crane Brinton’a ait bir çalışma. Esasında Tonybee ve benzerleri kadar önemli bir tarihçi ve tarih felsefecisi olmasına rağmen ülkemizde fazla tanınmıyor.  Hakkı verilmemiş isimlerden birisi.  The Anatomy of Revolution adlı kitabı başyapıtı veya şahaseri.  Kitap ilk olarak 1938 tarihinde okuyucuyla buluşuyor veya yayınlanıyor. Ardından da 1952 ve 1965 tarihlerinde tekraren yayınlanıyor.  Kitabın özelliği, devrimleri harekete geçiren saikler, faktörler ve devrimler arasında ortak paydalar veya yönleri ele alması.  1789 Fransız Devrimini ve 1640 İngiliz Devrimini ve Amerikan Devrimi ile birlikte 1917 Bolşevik Devrimini iyi etüt etmiş ve incelemiş bir isim.  Bugüne kadar kitlesel devrimler önce Avrupa’da (Fransa) sonra Asya’da (1917 Rusya ve 1949 Çin ve 1979 İran) patlak vermesine rağmen Afrika veya Arap dünyasına müteharrik bizzat olarak veya orijinal anlamda uğramamıştı. Arap Baharı ile birlikte İslam dünyasına da uğramış oldu.

Devrimin olduğu ülkeler daha sonra dünya devi veya küresel lider haline geliyorlar. Dolayısıyla Arap Baharı da İslam’ı 21’inci yüzyılın küresel gücü haline getirebilir. Fransız Devrimi ‘Burjuvazi devrim’ muamelesine veya  tanımına maruz kalmasına rağmen zıddını yani Sovyet Devrimini de tetiklemiştir.  200 yıllık tarihe yön vermiştir.  Çarlık Rusya’sının yıkılması ve Bolşevik Devrimin patlak vermesiyle birlikte Rusya dünya devi haline gelmiş ve düvel-i muazzamadan biri olmaktan ziyade küresel  aktör haline gelmiştir.

arap-bahari.20120628115441.jpgDevrimler netice itibarıyla maruz kaldığı ülkede ve bölgede büyük bir devinim, dinamizm ve enerji açığa çıkartıyor.  Elbette bu enerjiye göre hüküm verilemez. Yaptıklarına göre hüküm verilir. Dolayısıyla devrimlere tamamen hayır veya şer gözüyle bakılamaz.   Bu açıdan Fransız Devrimi Batı’da dini ötelemiş ve seküler düzenlerin ikamesine yol açmıştır.  Pozitivizm Fransız Devriminin ürünlerinden birisidir. Ateizm de Bolşevizmin türev ve araçlarından birisidir.

*

Crane Brinton’ın The Anatomy of Revolution kitabı İran Devrimi sırasında bu devrimle yüzleşen Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski’nin başucu kitabı haline gelmiştir.  Zbigniew Brzezinski bu kitap vesilesiyle devrimin dinamiklerini ve ona nasıl mukabele edilmesi gerektiğini anlamaya çalışmıştır.  Bu kitap devrimlerle çıkış noktası ve tesirleri konusunda ne diyor? Crane Brinton devrimlerin umuttan yani emelden kaynaklandığını ifade etmektedir.  Lakin bu mesele diyalektik bir meseledir.   Umutla umutsuzluk iç içedir. Umudu doğuran umutsuzluktur.  Bu, ‘ihtiyaç en büyük muallimdir’ denilmesi gibi bir kaidedir.  İhtiyaç olmazsa talim/taallüm de olmaz. Dolayısıyla umut için umutsuzluğa ihtiyaç vardır.  Bunlar birbirini tetikleyen zıtlardır. Devrim umutsuzluğu yıkma umududur. Mesele oksimoron  düzeydedir. Bir ucunda umut diğer ucunda umutsuzluk yaftası vardır.

Arap Baharı umutsuzluğa bir isyan halidir.  'Şiddet şiddeti doğurur' dedikleri gibi umutsuzluk umudu doğurmuş ve buradan bir öfke nöbeti açığa çıkmış veya boşalma yaşanmıştır.  Bediüzzaman Hutbe-i Şamiye’de bu meselenin iki yüzüne de temas etmiştir.   İslam dünyasının en önemli hastalıklarından birisinin ye’s, çaresinin de emel yani umut olduğuna işaret etmiştir. Ye’sin emele inkilap etmesi ise devrim anıdır.  Bediüzzaman bunu  eserlerinde feveran olarak ifade eder.  Feveran öfke veya intifada veya Karadavi’nin deyimiyle hibbe yani silkinmedir. Şeyh Abdusselam Yasin buna ‘sevre/devrim’ demez  biraz farkla ‘kavme/kalkışma’ der.  Bediüzzaman devrime çağırmaz. Zira devrim eski tabirle ala hilafi’l kıyastır.  İstisna halidir ve zaruri bir anda ve tarihin sıkışma halinde patlak verir. Deprem gibidir. Depremdir. 

*

Bediüzzaman ala hilafi’l kıyas bir kaide olduğundan kimseyi devrime çağırmaz. Ama bunun sosyolojik amiller nedeniyle bir vakıa haline gelebileceğini de reddetmez bilakis öngörür.  Kanaatime göre, öngördüğü gibi de Arap dünyası bir feveran halini yaşamaktadır.  Bu gerçeği sosyolojik boyutlarla okuyamayanlar devrimi tetikleyen faktörleri hakikatin dışına çıkartıyor ve kurguya yüklüyorlar. Farz edelim ki, Arap Baharını İsrail ve ABD tetiklese bile yine de onun imalatı değildir. Çünkü bu tetiklemeye karşılık verilmiştir.  Karşılık vermek ise kurgulayanların iradesiyle değildir.  Onlardan bağımsızdır. Hatta onlardan içeri bir başka ben vardır. Daha doğrusu o hareketin arkasında nesillerin birikimi ve kitlelerin alın teri ve kanı vardır. Devrim birilerinin işmarıyla yapılabilecek ucuz bir hareket değildir. Umudun bittiği yerde yeşeren bir emeldir.  Meseleyi serapa ve münhasıran sosyolojik ve psikolojik verileri ret ve inkar ederek siyaset üzerinden izah edenler siyasi natüralistlerdir.

Gabi Eşkinazi ve Ahmet Davudoğlu’nun deyimiyle Arap Baharı sosyal fayların aktif hale gelmesi ve harekete geçmesi nedeniyle ortaya çıkan bir sosyal ve siyasi depremdir.   Kıtasal ve evrensel düzeyde tektonik bir harekettir.   Bunu görmek istemeyenler onu siyasi nedenlere ve faktörlere hapsetmek  isteyenlerdir. Ve bu dostane değil, düşmanca bir okuma biçimidir (http://www.asharqalarabi.org.uk/markaz/d-21-05-2012.pdf) Kimse üşenip de meseleyi anlamaya çalışmıyor aksine yargılama kolaycılığına kaçıyor. Baharın sosyolojik zemini gibi psikolojik boyutları ve ihbar-ı gaybi ve müjde boyutları  olduğu da müsellemdir.   İlahi işaretler, kör gözlere parmağını sokuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum