1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. 'Coğrafyadaki karışıklığın hedefi Türkiye'yi bölmek'
'Coğrafyadaki karışıklığın hedefi Türkiye'yi bölmek'

'Coğrafyadaki karışıklığın hedefi Türkiye'yi bölmek'

Suriyeli romancı Guveyda, coğrafyadaki karışıklığın hedefinin Türkiye olduğunu savunarak, "Türkiye'yi küçük devletçikler haline getirmek istiyorlar. Bütün dertleri bu. Batı yeni bir Sykes-Picot istiyor. Bunun önündeki en büyük engel Türkiye." dedi.

A+A-

Suriyeli romancı Kusay Ebu Guveyda, Suriye'de olanların sadece Suriye halkını hedef almadığını, coğrafyadaki karışıklığın hedefinin Türkiye olduğunu savunarak, "Türkiye'yi küçük devletçikler haline getirmek istiyorlar. Bütün dertleri bu. Batı yeni bir Sykes-Picot istiyor. Bunun önündeki en büyük engel Türkiye." dedi.

Suriye'nin Dera kentindeki ayaklanmaların ilk günlerini anlatan "Kırmızı Ekmek" ve İslamofobi ile ilgili konuları ele aldığı "Kul'un İmparatorluğu" romanları Türkçe'ye de çevrilen Suriyeli yazar Kusay Ebu Guveyda, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk ayaklanmalar başladığında Dera'da olduğunu söyledi.

Suriye'deki ayaklanmaların barışçıl başladığını ve her şeyin doğal olduğunu belirten Guveyda, "Bir organizasyon bile yoktu. Amerika'nın oyunu olduğunu söylüyorlar ama 50 yıl boyunca baskıyla yaşamak ne demektir bilmiyorlar. Ben oradaydım, olanları kendi gözlerimle gördüm. İnsanlar Arap Baharı'nın etkisiyle diktatörlerden kurtuluyorlardı. Biz de Suriye'de neden olmasın diye düşündük." diye konuştu.

Okulun duvarına, "Doktor senin sıran geldi" yazan çocukların gözaltına alınması, ailelerin çocuklarını almaya gittiğinde Siyasi Şube Müdürü Atıf Necip tarafından aşağılanması ve hakarete uğraması sonucu halkın galeyana geldiğini anımsatan Guveyda, "Çünkü Dera kabile toplumudur, onlar için şeref çok önemlidir. Bu hakaret dolu cümleler devrimin fitilini ateşledi." ifadesini kullandı.

"Batı yeni bir Sykes-Picot istiyor"

Guveyda, Dera'nın ilk günlerde cezalandırıldığını, giriş çıkışlarının kapatıldığını, insanların ölüme terk edildiğini aktardı.

Bölgeye elektrik ve su verilmediğini, çatılardaki su depolarının bile vurulduğunu dile getiren Guveyda, "İnsanlar açlığa terk edildi. Civar köylerden muhasarayı protesto etmek için gelenler oldu. Cize köyünden gelenlerden biri de 13 yaşındaki Hamza El Hatip'ti. Ona neler yapıldığını biliyorsunuz. Ailem Dera'da muhasara altında kaldı. Ben kaçmayı başardım. Sonra onları da yanıma aldırdım." diye konuştu.

Saddam Hüseyin devrildikten sonra olanlara bakıldığında, Türkiye'nin çevresinin küçük düşman devletçiklerle çevrelenmeye çalışıldığını öne süren Guveyda, şunları aktardı:

"Suriye'de olanlar sadece Suriye halkını hedef almıyor. Coğrafyadaki karışıklığın hedefi Türkiye'yi bölmek. Türkiye'yi küçük devletçikler haline getirmek istiyorlar. Bütün dertleri bu. Batı yeni bir Sykes-Picot istiyor. Bunun önündeki en büyük engel Türkiye. Bölgede siyonist bir imparatorlukla birlikte, geriye sadece başkenti Tahran olan Safevi devleti bırakmak istiyorlar. Tarihi geriye çevirmeye çalışıyorlar."

Guveyda, Batı'nın Türkiye'yi karıştırmak için azınlıklıkları harekete geçirmek istediğini iddia etti.

Düşürülen Halep'e tek sahip çıkabilecek ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Guveyda, şu değerlendirmede bulundu:

"Halep bugün düşürülüyor. Oraya tek sahip çıkabilecek ülke Türkiye ama iç karışıklıklarla oyalamaya çalışıyorlar. İnsanları hükümetlerinden nefret edilir hale getirmeye çalışıyorlar çünkü böyle olduğunda dışarıdan yardım istenmesinin önünü açıyorlar. Gülen terörüyle birlikte bunu yapacaklardı. Halk izin vermedi. Arap dünyası o gece uyumadı. Herkes ekran başında sabaha kadar bekledi ve şükür namazı kıldılar."

DEAŞ'ın kurulmasında İran'ın, Maliki'nin Esed'in elinin olduğunu öne süren Guveyda, 2014 yılında birden insanların dünyayı kasıp kavuran bir örgütle karşılaştığını söyledi.

Guveyda, İslam dünyasında hilafet algısını yıkmak için DEAŞ'ın kullanıldığını, insanların hilafet sözcüğünden nefret etmelerinin DEAŞ'la sağlandığını öne sürerek, "Türk halkı kendilerine yapılmak istenenin farkına varmazsa kısa süre içerisinde Türkiye Suriye'ye döner." iddiasında bulundu.

"Erdoğan Türkiye için büyük bir şans"

Türkiye'nin NATO ülkesi olduğunu ancak bir türlü güvenli bölge inşa etmeye kimseyi ikna edemediğini aktaran Guveyda, şöyle konuştu:

"Erdoğan, Türkiye için büyük bir şans. Çünkü planlarını bozmayı başardı. Aldıkları kararları uygulayamadılar. Rusya'yla ittifak etmesi de bunun bir göstergesi. Kuds'ül Arabi gazetesinde bu konuyla ilgili makale yazdım. Amerika'ya inanmanın bize neler kaybettirdiğini 2012 yılında anlattım. İş işten tamamen geçmeden Türkiye'nin sınır ötesi operasyonu savaşı öteye taşıdı. Irak ve Suriye değil, bütün mesele Türkiye. Türkiye bir olarak ayakta kalmak zorunda."

Guveyda, Arap dünyasının yüzde 70'inin Erdoğan'ı bir sembol olarak gördüğünü ifade ederek, "Romanımda da yazdım. Bu yeryüzünde bütün adamların üstünde bir adam varsa o da Erdoğan'dır. Coğrafyaya nasıl adam olunacağını öğretti. Annesini ve babasını savaşta kaybetmiş Suriyeli 10 yaşındaki bir çocukla karşılaştım. Bana 'Allah annemi ve babamı benden aldı ama bana Recep Tayyip Erdoğan'ı verdi' dedi. Benim ırkımdan insanlar Irak'a kaçtıklarında Maliki'nin koyduğu yasakla çölde açlıktan öldüler. Ama Erdoğan ne yaptı. Bütün bedelleri ödedi. Onu nasıl sevmeyiz?" diye konuştu.

AA

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.