1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. “Cezalet-i beyan” ve “belağat-ı eda”
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

“Cezalet-i beyan” ve “belağat-ı eda”

A+A-

Mealen söylüyorum: “Ahir zamanda bütün güç bu iki kelimede toplanacak” (B.S.N. Sözler sh. 240) diyor Bediüzzaman Hazretleri…

Bu zamanda öyle haller oluyor ki, şaşmamak elde değil, adeta Üstadın bu sözünü ispat edercesine haller yaşanıyor.

Bazen bir kelime, bazen bir cümle, bazen bir mimik hareketi bütün insanlığı ayağa kaldırmaya yetiyor. Bazen de bir film, bir hikaye, bir masal her şeyin şeklini değiştirebiliyor.

Bir filmi 3-5 Milyar insanın izlediğini düşünün ne denli tesir ettiğini anlatmaya gerek var mı?

Belağatın en güzel örneklerini Risale-i Nurlarda görüyoruz.

Mesela orucu anlatan Ramazan Risalesine baktığımızda şöyle başladığını görüyoruz.

“Ramazan-ı Şerifin Siyamı” diye başlıyor. İlerleyen paragraflarda bu defa “Ramazanın orucu” diyor. Daha sonra sadece “oruç” diyerek devam ediyor. Bazen de “Ramazan’ı Şerif” diyerek izahata kaldığı yerden devam ediyor.

Konu ile ilgili her farklı izah için farklı kelimeler kullanmaya özen gösteriliyor.

Biz üslup konusunda uzman olmadığımız için, sadece şu kadarını söyleyebiliyoruz. Bu tarz bir ifade hem okuyana, hem de dinleyene daha hoş geliyor. Zihni yormuyor. Aynı kelimeyi tekrar etme sıkıntısından kurtarıyor.

Devam eden cümleler de aynı minval üzere gidiyor. Mümkün oldukça aynı kelimeyi bir konu içinde tekrar etmemeye özen gösteriliyor.

Bu hal Risale-i Nur’un dilindeki selaset ve cezaleti gösterdiği gibi ifadesindeki suhulet-i beyanı da izhar etmiş oluyor.

Yediden yetmişe her okuyan istifade edebiliyor. Okurken sıkıntı çekmiyor. Dinlerken yorulmuyor. Zihin dağılmıyor. Büyük hakikatler kısa ve veciz ifadelerle dile getiriliyor.

Risale-i Nur’da o kadar güzel bir üslup var ki, hiç kimse taklit de edemiyor. “Nev’i şahsına mahsus” denir ya aynen öyle…

Bir konu birkaç yerde farklı bakış açıları ile işlendiği halde “bunu daha önce falan yerde okumuştum” dedirtmiyor. Sanki bambaşka bir konuyu işliyormuş gibi bir hal seziyorsunuz.

Mesela Kur’an felsefesi ile Avrupa felsefesindeki beş esasın karşılaştırılması konusu birkaç yerde var. Rü’yada bir hitabede var. 25. Söz’de var. Lemaat’ta var. Her üçünde de en ince detayına kadar konu işlenmiş zahiren aynı şeyleri anlatıyor gibi ama okuyunca her şeyiyle birbirinden farklı üç ders okumuş gibi geliyor insana.

Sanırım Risale-i Nurun tesir edişindeki en önemli sırlardan biri de budur. Hakikatlerindeki derinliğin yanında beyanındaki güzellik onu emsalsiz kılıyor.

Kısacası “sözün güzelliği kısalığındadır” kuralını Risale-i Nurun her yerinde görmek mümkün.

O halde fikrini insanlığa duyurmak arzusunda olanlar bu kurala uymak durumunda olacakları kaçınılmazdır. Özellikle yazı yazanların dikkatine sunuyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum