1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Çevrecilik dinimizin gereği
Çevrecilik dinimizin gereği

Çevrecilik dinimizin gereği

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Omü) İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yunus Macit , İslamiyet'te çevre bilinci ve Hazreti Muhammed'in çevre uygulamalarını anlattı.

A+A-

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Omü) İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yunus Macit, "Dünyada çevre problemleri çıkmadan önce İslam dünyasına baktığınızda, bugün çevrecilik diye anlatılan birçok şeyi biz zaten dinimizin, örf ve adetlerimizin gereği olarak yapıyormuşuz" dedi.

Macit, AA muhabirine, İslamiyet'te çevre bilinci ve Hazreti Muhammed'in çevre uygulamalarını anlattı.

Hazreti Muhammed'in bizzat ağaç dikerek örnek olduğunu ifade eden Macit, "Bu konuda teşvikleri vardır. Kıyamet koparken bile, elinde bir hurma fidanı varsa dikebilecek kadar zamanınız da varsa o fidanın dikilmesini Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor" diye konuştu.

Çevre bilincinin Müslüman'ın zihininde oluştuğuna dikkati çeken Macit, "İslam tarihi boyunca İslam bölgelerinde özellikle halkın dini konuda iyi eğitildiği dönemlerde çevre, problem haline gelmemiş ama zaman içinde insanlar dini bilgilerden eksik yetiştikleri dönemlerde maalesef 'acabalar' ortaya çıkıyor. Bir ağaç dikiyorsunuz ve o ağacın meyvesinden kuş yiyor, kurt yiyor, yoldan gelen geçen yiyor, hatta hırsız yiyor. Bu yenenler o ağacı dikene sadaka oluyor, sevap olarak ona dönüyor. Dinimizin doğasında çevre anlayışı ve çevreye iyi bakış var" ifadelerini kullandı.

Kur'an-ı Kerim, hadisler ve sünnete göre hayvanların ve ağaçların insanların algılayamadığı şekilde Allah'ı tesbih ettiklerini vurgulayan Macit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hayvanlara ve bitkilere Allah'a doğal olarak ibadet eden müminler gözüyle bakarız. Bir ağacın yaprağını koparacağımız zaman 'bak bu canlıdır, Allah'ı tesbih ediyor, ibadet ediyor' diyerek Müslüman bu gözle bakmalıdır. Bu gözle bakınca ihtiyaç olmadıktan sonra o ağaca veya hayvana zarar vermesi mümkün değil. İşin metafizik bakış boyutu var. Metafizik bakış boyutu zaten Müslüman'ı zorunlu haller dışında ağaç kesmek ve hayvan öldürmekten uzaklaştırıyor."

Hazreti Muhammed'in "yeşil alan" uygulaması

Macit, Hazreti Muhammed'in ağaç kesilmesine belli şartlarda izin verdiğini anlatarak, "Mesela kesilen ağacın yerine yenisini dikmek şartıyla izin verilmiştir. Peygamber Efendimizin özellikle Mekke ve Medine başta olmak üzere şehirlerin etrafında hayvanların avlanamayacağı, ağaçlarının kesilemeyeceği bir yeşil alan, tabiri caizse sit alanı, yeşil kuşak uygulaması vardır. Şehrin havasından, gürültüsünden bunalan insanların, boş vakitlerinde stres attıkları, piknik yapabildikleri bir alandır. Bu kuşak içinde hayvanları da öldüremiyorsun. En azından belli bir bölgede hayvanlar güvende oluyorlar" dedi.

Prof. Dr. Macit, Hazreti Muhammed'in avcılıkta "yemeye ihtiyacın varsa öldür" yaklaşımına sahip olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:

"Peygamberimiz yeşil kuşak alanlarında ağaç kesenlerin cezalandırılması yoluna gitmiştir. Hatta bu kişilerin ağaçları kestiği baltaya, ipine ve oduna da el konulması şeklinde uygulamalar vardır. O bölgenin korunmasıyla ilgili nöbetçiler tayin edilmiştir. Sadece sözde bırakılmamış ve fiili tedbirler de alınmıştır. Bazı çobanlar ellerindeki değneklerle ağaçlara vurarak yapraklarını döker ve hayvanlarını otlatırmış, Peygamberimiz ona da izin vermiyor. Ağacın hafif sallanmasına ve kendiliğinden düşecek olan yaprakların otlatılmasına izin veriyor. Yani ağacın dallarına ve taze sürgünlerine vurarak zarar verilmesine izin vermiyor. Bu yasak bölgede bir insan ağaç kesecek veya hayvan öldürecek olursa 'o kimsenin üzerinden Allah'ın himayesi kalkar, meleklerin ve bütün insanların lanetleri onun üzerine olur' şeklinde bir ifadeyle karşılaşıyoruz."

"İnançlı bir insan 'imanıma, inancıma, İslami hayatıma zarar gelmesin' diye zevk için hayvan öldürmez, ağaç kesmez" diyen Macit, şunları kaydetti:

"İslamiyet, fıtrata uygun bir din olduğu için ortaya koymuş olduğu emir ve yasaklar bizi çevreyi korumaya kendiliğinden götürüyor. Dünyada çevre problemleri çıkmadan önce İslam dünyasına baktığınızda, bugün çevrecilik diye anlatılan birçok şeyi biz zaten dinimizin, örf ve adetlerimizin gereği olarak yapıyormuşuz. Belki bu yapılanın çevrecilik olduğunu bilmiyorduk. İslam'ın doğasında çevreye bir bakış var. Ağaçların, hayvanların korunması büyük önem arz ediyor."

AA

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.