1. YAZARLAR

  2. Sabri ALTUN

  3. “Cennette futbol var mı?”
Sabri ALTUN

Sabri ALTUN

Yazarın Tüm Yazıları >

“Cennette futbol var mı?”

A+A-

Baba anlatıyordu.
Cennetten cennetin güzelliklerinden bahsediyordu.
“Bin senelik en güzel şartlarda sürdürülen bir dünya hayatının cennetin bir saatine bile değmediğini “ söylüyordu.
Cennetin bütün güzelliklerini bir bir sıralıyordu.
Hikmet yeri değil de kudret yeri olduğu için isteyenin istediği her şeyi “anında yapabileceğinden” dem vuruyordu.
Çocuk heyecanla dinlerken birden gözlerinden bir ışık yansıdı ve haykırdı:
-“Baba cennette futbolda var mı?”
-“Acaba orda da “dünya şampiyonluğu” yahut “şampiyonlar ligi” gibi insanları peşinde heyecanla sürükleyen organizasyonlar olacak mı?”
***
Baba bir an tökezledi ve durdu.
Nasıl bir cevap vermesi gerekiyordu.
Birden çocuğun hayal dünyasına daldı.
O tazecik dimağda en güzel değerin ne olabileceğini tasavvur etti.
Peygamberimiz mi?, Bediüzzaman mı? Yoksa çok meşhur İslam âlimlerinden birisimi?
Düşündü sanki bunların hepsinin o dimağda farklı yerleri vardı.
Sanki onları sevmesi gerektiği için seviyordu da bir futbol yıldızını “sevdiği için” seviyordu.
Çocuğa dünyanın en meşhur takımlarını sordu.
En meşhur futbolcuları sordu.
Son dünya şampiyonu olan ülkeyi de sordu.
Hepsini tıkır tıkır biliyordu.
Sonra kendisine de sordu oda futbolla ilgili birçok şeyi biliyordu.
Sonra etrafını düşündü çevresine baktı.
Hemen hemen herkesin kulağının bir tarafının futbola çevrildiğini gördü.
Ve karar verdi: “Futbol göz ardı edilecek bir olgu değildir.”
***
Evet, kim ne derse desin futbol her tarafımıza işlemiş. Farkında olmadığımız halde bilinçaltımızın birçok karesinde futbol yatmaktadır.
Zaten öyle bir sektör olmuş ki maddi boyutları devasa bir hal almış. Bir manada dünyanın ekonomisini etkileyecek konuma gelmiş. Hatta bir çok ülke, futbolu kendi siyasetleri için kullanmaya başlamış.
Nerdeyse ülke siyasetleri arenasının vazgeçilmesi konumuna gelmiş.
Nitekim son milli maçımız asırlık Ermeni- Türk buğzunu bertaraf etmek için kullanılmış, Ermenistan cumhurbaşkanı ilk defa Türkiye’ye gelmişti.
Uluslararası bir dil olmuş global dünyanın en büyük eğlencesi haline gelmiş…
***
Batı dünyası bunu nasıl bulmuşsa bilmiyorum ama modern dünyanın en modern sömürgesi olduğu aşikârdır.
Adamlar öyle bir sistem kurmuşlar ki adeta dünya içinde sahte bir cennet havası vermişler. Bütün dünyayı bir anda bir ekrana odaklayabilmişler. Öyle ki dünyanın en ücra köşesindeki sıradan bir insan bile bugün Londra’da oynanan bir maç için cebinde para verebiliyor.
İşin bence en ilginç tarafı; diktatörler bununla tebaasını uyutmuş, kapitalizm ise para kazanmıştır.
Ve sıradan dünya insanları ise bunun ispirtizmavari etkisinden dolayı gönül hoşluğuyla sömürülmesine göz yummuş, en zor zamanında dertlerini unutmak için futbola sarılmış.
Gerçekten günümüzde artık futbola bigane kalmak nerdeyse imkansız hale gelmiş.
Eğer bu gün bir çocuk cennetin güzelliğini futbolsuz –hâşâ- eksik olarak düşünebiliyorsa artık oturup bu konuda ciddi ciddi kafa yorulması gerekmiyor mu sizce de?
*                           *                          *
Benim acizane görüşüm: “Düşmanın silahıyla silahlanmak” gerekiyorsa…
Ve bugün uluslararası arenada en ciddi konularda bile mutlaka futbol sohbetleri yapılıyorsa…
Ve görünürde yani hakikat noktasında aslında basit görünen uluslararası bir futbol başarısı insanlara psikolojik olarak bir rahatlama ve bir üstünlük havası veriyorsa…
Mesela Galatasaray’ın Avrupa şampiyonu olduğu yıllarda insanlarımız kendilerine bir başka gözle bakmış ve o asırlık ezilmişlik psikolojilerini atmış, “demek biz de kazanabiliyoruz” havasıyla dünyaya değişik bir imajla kendilerinden emin bir duruş kazanmışlardı.
Nitekim Fatih Terim’in posterinin altına; “bize kazanmayı öğrettin” sözü birçok insanımıza ilham kaynağı olmuştu.
Dolayısıyla madem futbol bu kadar kitleleri etkiliyor ve kitleleri oluşturan bireyleri de kendi iç âlemine göre farklılaştırabiliyorsa bu işe de ülkemize ve inançlarımıza uygun bir yaklaşım sergilemeli ve ona uygun bir zemin hazırlamalıyız.
Zaten çocuklarımız bunun kucağında büyüyor.
Bu noktadan hareketle bugün eğer Türkiye dünyadaki halı hazır sistemin süper gücü olmak istiyorsa her yönüyle kendine has bir sistem bulmalı.
Ve bu sisteme futbolu da eklemek zorunda olduğu gibi futbolu da kendi içinde bir sisteme oturtmak zorundadır.
Zira büyük olacaksan her yönüyle büyük olmak zorundasın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum