1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Cennet taşlı tek cami
Cennet taşlı tek cami

Cennet taşlı tek cami

En küçük mahalle mescitlerinden zirve eser Selimiye’ye kadar Mimar Sinan’ın inşa ettiği camilerin hepsi birbirinden güzeldir ve hepsinde yeni bir buluş vardır.

A+A-
Onun eserleri arasında bir kıyaslama yapılamaz ama İstanbul’da kaptan-ı deryalar 
için yaptığı eserlerle Sokullu camileri ayrıcalıklı gibidir. Büyük mimar, üç 
padişaha sadrazamlık yapmış Sokullu Mehmet Paşa için inşa ettiği camilere farklı 
bir özen göstermiş sanki. İstanbul- Edirne arasında yer alan ve menzil 
külliyelerinin en görkemlisi olan Lüleburgaz Sokullu Külliyesi, kendisinden 
sonraki menzil külliyelerine örnek olmuş bir eser. Koca Sinan, bu külliyede bir 
çok deneme yapmış. Yine İstanbul- Edirne yolu üzerinde bulunan Havsa Sokullu 
Külliyesi, Lüleburgaz’daki adaşı gibi muhteşem bir dua kubbesine sahip. Aynı yol 
üzerinde kurulu bir başka menzil durağı Büyükçekmece’deki Sokullu Camii küçük 
ölçekli bir mahalle mescidi. Ancak onun da yekpare taştan yapılmış minaresi çok 
özel. Hatay’daki Payas Sokullu Külliyesi de yine bir menzil yapısı. Mimar 
Sinan’ın Anadolu’da yaptığı en önemli eser sayılabilir. Cami, medrese, 
kervansaray, bedesten, hamam ve dükkanlarıyla muazzam bir yapılar topluluğu. 
İstanbul’da, Haliç’in Galata kıyısında Unkapanı Köprüsü’nün ayağındaki Azapkapı 
Sokullu Camii, Selimiye’nin küçültülmüş bir modeli gibi. Bu minyatür 
Selimiye’nin bir özelliği de köprülü minaresi. Minareye, son cemaat yerinin 
kuzey tarafından yükselen bir köprüyle ulaşılıyor. Kadırga’daki Sokullu Camii 
ise Osmanlı döneminin en özgün külliye mimarisi örneklerinden. Mimari- süsleme 
dengesiyle her yerinde bir özen göze çarpan yapı, Cennet taşlı tek cami olma 
özelliğine de sahip.
 
Saklı güzellik
 
 Sokullu Şehit Mehmet Paşa Camii ya da kısa adıyla Sokullu Camii, İstanbul’da 
bulunan aynı adlı iki camiden biri. 1571 tarihli, Sinan imzalı bu zarif eser, 
Sokullu Mehmet Paşa tarafından, eşi ve aynı zamanda 2. Selim'in kızı Esmehan 
Sultan'a ithafen yaptırılmış. Osmanlı döneminin en özgün külliye mimarisi 
örneklerinden olan yapı, Sultanahmet meydanından Kadırga’ya inen yolun üzerinde 
oldukça eğimli bir yere, inşa edilmiş. Yapıldığı günden beri deprem, yangın gibi 
hiçbir doğal afetten zarar görmeden, her dönem ibadete açık biçimde günümüze 
gelmeyi başarmış bir yapı Kadırga Sokullu Camii. Ancak, biraz arka sokakta 
kaldığı için gözlerden kaçıyor ve hak ettiğinin çok altında bir ilgi görüyor. 
Dış avlusu olmayan caminin iç avlusuna kuzey kapısından merdivenlerle giriliyor. 
Merdivenlere atılan ilk adımda bu sevimli caminin sıcak ve davetkâr görünümü 
insanı büyülüyor. Küçük avlunun üç tarafı revaklar ve üzerleri kubbeli 16 
medrese odasıyla kuşatılmış. Bugün bu odalar Kur'an kursu olarak işlevini 
sürdürüyor.
 
Büyük ustanın olgun eseri
 
 Orta ölçekli bir cami olmasına rağmen, Mimar Sinan'ın ustalık dönemine denk 
geldiği için yapının her yerinde bir özen göze çarpıyor. Revakları kubbeye 
bağlayan kemerler, önemli bir mimari tarzı simgelediklerini adeta haykırıyor. 
Merdivenli girişin üzerindeki dershane ve avlunun ortasındaki kubbeli şadırvan 
avluya değişik bir hava veriyor. Mimar Sinan, bu camide klâsik devir altıgen 
plânını son derece üretken bir biçimde uygulamış. Altı ayak üstünde yükselen 
kasnağa oturmuş merkezi kubbe ana mekânı kaplıyor. Tüm zamanların en büyük 
mimarının en başarılı uygulamalarından biri olan bu yapıda mekan bütünlüğü de 
büyük ölçüde sağlanmış. Büyük kubbenin iki yanında ikişer kubbeyle örtülmüş ve 
bayanlara ayrılmış bölümler bulunuyor.
 
Mimariyi ezmeyen süsleme
 
 Cami içerisindeki benzersiz özelliklere sahip çiniler, diğer hiçbir camide 
görülmeyen biçimde kullanılmış. Mermer mihrap, diğer camilerden farklı olarak 
yarıya kadar değil, tavana kadar İznik çinileriyle kaplı. Mihrap tacının 
üzerinde Kelime-i Tevhit, sağında ve solundaki yuvarlak panolardaysa ihlâs 
süresi yer alıyor. İznik çinilerinin meşhur "parlak mercan kırmızısı" tonunun 
kullanıldığı iki camiden biridir Sokullu. Bu çiniler elli yıl gibi kısa bir 
sürede kullanılmış sonra da formülü kaybolunca bir daha yapılamamış. Renk 
niteliği ve renk uyumuyla 16. asrın en değerli örnekleri sayılan çinileri 
minberin külâhında da görüyoruz. Pencere alınlıkları ve kubbe kemerleri de 
çinilerle bezenmiş…
 
Üst pencerelerin alınlıklarındaki levhalarda mükemmel hat sanatı ile Esma-ül 
Hüsna yer alıyor. Süslemede çini bolca kullanılmış ama bu kullanım, başarılı bir 
iç düzenlemeyle mimariyi ezecek boyuta ulaşmamış. Sokullu Camii, mimari- süsleme 
dengesi açısından en başarılı örneklerden sayılıyor.
  
Akustik meselesi küplerle çözülmüş
 
Yapıda hem taş, hem ahşap, hem de sıva üzerinde kullanılan kalem işlemeleri, 
işçiliğe verilen önemi sergilemekte. 1948 yılında yapılan son restorasyonda da 
bu süslemelerin korunmasına özen gösterilmiş. Giriş kapısındaki taş üzerine 
kalem işi, müezzin mahfelinin ahşap üzerine kündekâri tavan süslemeleri, caminin 
duvar sıvası üzerine yapılan kalem işleri günümüze korunarak gelen önemli 
parçalardan. Sinan'ın, Süleymaniye Camii'nde akustik keşfinde nargileden 
faydalandığı bilinen bir konudur. Tasarım etabında akustiğe büyük önem veren, 
detaylı hesap ve plânlama sonucu oluşan tasarımı uygulayan büyük mimar, bu 
camideki akustik meselesini de boş küplerle çözmüş. Kubbe kasnağı üzerinde 
bulunan oyukların içine küpleri gömmüş. Mekân içindeki tüm sesi, bu küplerle 
kubbede toplamış.
 
Cennet taşlarıyla taçlanan cami
 
 Birden fazla teki barındıran cami, Hacerü'l Esved'in parçalarıyla örülü tek 
cami olma özelliğine de sahip. Yeryüzünde Hacerü’l Esved’in parçalarının Mekke 
dışında bulunduğu tek yer burası ve Süleymaniye Camii’ndeki Kanuni Sultan 
Süleyman Türbesi’dir. Kâbe-i Muazzama'da bulunan Hacerü'l Esved muhafazaya 
alınırken çevresinden kopan 10 santimetre büyüklüğündeki parçalar caminin 
inşaatı sırasında getirilmiş ve caminin giriş kapısının üzerinde, mihrabın üst 
orta kısmında, minber giriş kapısının üzerinde ve minber kubbesinde olmak üzere 
dört ayrı noktaya altın çerçeve ile gömülmüş. Hacerü’l Esved’in bir parçası da 
Kanuni Sultan Süleyman’ın türbe kapısının üzerinde yer alıyor.
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Revakları kubbeye bağlayan kemerler, önemli bir mimari tarzı simgelediklerini 
adeta haykırıyor.
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Osmanlı döneminin en özgün külliye mimarisi örneklerinden olan yapı, Sultanahmet 
meydanından Kadırga’ya inen yolun üzerinde oldukça eğimli bir yere, inşa edilmiş
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
1571 tarihli, Sinan imzalı bu zarif eser, Sokullu Mehmet Paşa tarafından, eşi ve 
aynı zamanda 2. Selim'in kızı Esmehan Sultan'a ithafen yaptırılmış.
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Kâbe-i Muazzama'da bulunan Hacerü'l Esved muhafazaya alınırken çevresinden kopan 
10 santimetre büyüklüğündeki parçalar caminin inşaatı sırasında getirilmiş ve 
caminin giriş kapısının üzerinde, mihrabın üst orta kısmında, minber giriş 
kapısının üzerinde ve minber kubbesinde olmak üzere dört ayrı noktaya altın 
çerçeve ile gömülmüş.
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Birden fazla teki barındıran cami, Hacerü'l Esved'in parçalarıyla örülü tek cami 
olma özelliğine de sahip. Yeryüzünde Hacerü’l Esved’in parçalarının Mekke 
dışında bulunduğu tek yer burasıdır. 
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
. Giriş kapısındaki taş üzerine kalem işi, müezzin mahfelinin ahşap üzerine 
kündekâri tavan süslemeleri, caminin duvar sıvası üzerine yapılan kalem işleri 
günümüze korunarak gelen önemli parçalardan
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Altı ayak üstünde yükselen kasnağa oturmuş merkezi kubbe ana mekânı kaplıyor. 
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Dış avlusu olmayan caminin iç avlusuna kuzey kapısından merdivenlerle giriliyor. 
Merdivenlere atılan ilk adımda bu sevimli caminin sıcak ve davetkâr görünümü 
insanı büyülüyor
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Mihrap tacının üzerinde Kelime-i Tevhit, sağında ve solundaki yuvarlak 
panolardaysa ihlâs süresi yer alıyor. İznik çinilerinin meşhur "parlak mercan 
kırmızısı" tonunun kullanıldığı iki camiden biridir 
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Cami içerisindeki benzersiz özelliklere sahip çiniler, diğer hiçbir camide 
görülmeyen biçimde kullanılmış
 
İslâm aleminin en değerli mirası Hacerü'l Esved'in parçalarına ev sahipliği 
yapıyor. Sinan'ın, mimarî- süsleme dengesi açısından en başarılı eserlerinden 
biri. Ancak, yerinden dolayı az bilinen bir güzellik…
 
Tasarım etabında akustiğe büyük önem veren, detaylı hesap ve plânlama sonucu 
oluşan tasarımı uygulayan büyük mimar, bu camideki akustik meselesini de boş 
küplerle çözmüş
 
Sokullu’nun şehadeti
 
 Yaptırdığı güzel camileri anlatıp Sokullu Mehmet Paşa’dan bahsetmemek olmaz. 
Osmanlı’nın bu güçlü devlet adamı, dededen toruna üç padişaha sadrazamlık yapmış 
bir isim. Kanuni Sultan Süleyman, Sultan 2. Selim ve Sultan 3. Murat 
devirlerinde sadrazamlıkta bulunan Sokullu, 1506 yılında Bosna civarında 
Sokoloviç kasabasında doğdu. Devşirme çocuklar arasında Edirne sarayına 
getirildi. Türk ve Müslüman kültürü ile yetiştirildi. Saraydan kapıcıbaşılıkla 
çıkarak, sırasıyla Kaptanı Derya, Rumeli Valiliği ve vezirlik makamına ulaştı. 
1561'de üçüncü vezir iken, Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu ve Sultan İkinci 
Selim'in kızı Esmehan Sultan ile evlendi. 1564'te sadrazamlığa getirildi. Bu 
tarihten ölümüne kadar Osmanlı devletinin idaresini elinde tuttu. 1579 yılında 
bir meczup tarafından şehit edilen Sokullu dindar bir kişiydi. Namazlarını hiç 
aksatmadığı gibi, nafile ibadetler de ederdi. Hemen her gece teheccüd namazına 
kalkar, sonra da Kur'an-ı Kerim okurdu. Arkasından yardımcısı bir tarih kitabı 
okur, Sokullu da sessizce onu dinlerdi. Çünkü tarih öğrenmeye büyük önem 
verirdi.
 
 Bu gecelerden birinde, yine teheccüde kalkmış ve sonrasında da Kur'an-ı Kerim 
okumuştu. Az sonra yardımcısı eline bir tarih kitabı alarak Osmanlı Devleti'nin 
üçüncü padişahı olan Sultan 1. Murad'ın hayatını okumaya başladı. Kosova Savaşı 
bitiminde savaş meydanını gezerken kendisinden su isteyen bir Sırp askeri 
tarafından hançerlenerek şehit edilen1. Murad’ın şehadeti, Sokullu’yu çok 
etkilemişti. 1. Murad'ın şehadetine gıpta ile bakan sadrazam, yaşlı gözlerle 
ellerini açarak, Sultan Murad gibi güzel bir ölüm bahşetmesi için yaradanına 
yalvardı. Bu dileği aynı gecenin sabahında karşılık buldu. Sultanahmet 
Meydanı’ndaki konağında gerçekleştirdiği Divan-ı Hümayûn toplantısındaki mola 
esnasında, kendisini her zaman ziyaret eden ve sadakasını alan bir meczup 
tarafından hançerlenerek şehit edildi. Ruhu şâd olsun.
 
Yeni Şafak  
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.