Cemil Meriç’in Düşünce Dünyası (1)

Kimdir Cemil Meriç?

Kendisinden dinleyelim:

‘Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi. Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın. Daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü.’

Bazı yazarlar vardır hakkında yeni ve özgün şeyler söylemek çok zordur. Çünkü kendileri hakkında söylenebilecek her şeyi önceden kendisi söylemiştir. Sonraki araştırıcılara söyleyecek çok şey bırakmamışlardır. Cemil Meriç’te onlardan biri. ‘Türk insanının Türk insanına bağlayan bütün duvarları yıkmak isterdim’ bu temennisinde ne kadar başarılı oldu, hangi duvarları yıktı? Orası tartışılabilir. Keza hangi muhteşem maziyi hangi muhteşem istikbale bağlayabildi? Üstat Meriç’in maziden anladığı adına Osmanlı mucizesi dediği Türk-İslam medeniyeti. Halbuki Osmanlı yekpare olan İslam medeniyetinin sadece bir yönünü teşkil ediyordu, tümünü değil. Osmanlı-İslam özdeşliği Meriç dahil birçok aydının içine düştüğü vahim bir yanılgıdan başka bir şey değildi. Kaldı ki bu Osmanlıcıların da her birinin kendine göre bir Osmanlı tasavvuru vardı. Bir Kemal Tahir, Dündar Taşer ve Erol Güngör’ün Osmanlısı ile Meriç’in Osmanlısı birbirinden çok farklıydı hatta yer yer düşmandı birbirine. 

Gerçi hiçbir millet redd-i miras edemez, etmemelidir de. Fakat acıda olsa şunu itiraf etmek zorundayız: Osmanlı, aşılmış bir merhaledir. Büyüktür, muhteşemdir, güzeldir ama aşılmıştır. Bir daha geri gelmez. Tarihin hiçbir anı geri gelmez. Sadece hatırası kalır bizde. Zaten maziye dönmek ve kaybolan bir çağı diriltmeye çalışmak abesle iştigal olur.

‘…Meşhur bir adam da değilim, kalabalığın benimsediği edebi bir nevi de temsil etmiyorum. Ne romancıyım, ne şair, ne tarihçi. Sadece dürüstüm, çok okudum, çok düşündüm. Beşeri ihtiraslardan uzaklaşmışım: Bütün bu vasıflar bir düşünce adamının hamurunu yapar…’

Düşünebiliyor musunuz? Bir insan hayatının yarısını romana versin ama roman yazmasın, binden fazla şiir karalamış olsun ama hayatı boyunca şiirden kaçmış olsun. İfşayı sevmediği için roman yazmadığını söyler ama Jurnal’ler kelimenin en halis manasıyla birer ifşa şaheseri değil mi? Şiire gelince Yahya Kemal’den sonra şiir yazmaya kalkışmak haddini bilmemektir, üstada göre. Şiiri, Yahya Kemal’le bitirmek ve onu yarı-tanrı şair olarak selamlamak ne kadar makul, ne kadar gerçekçi? Şükür ki sonraki şairler böyle düşünmediler ve şiir yazmaya devam ettiler. Bir Necip Fazıl, bir Cahit Sıtkı, bir Cahit Zarifoğlu, bir Sezai Karakoç böyle düşünmedikleri için bugün Yahya Kemal’den daha çok okunuyor ve ilgi görüyorlar.

Beşeri ihsaslardan uzaklaşmışım’ ne demek? Cemil Meriç’in kalem savaşları olan eleştirilerine biraz yakından bakınca her kelimenin ve cümlenin içinden ‘beşeri ihsas’ damlar. Hatta hınç, öfke, hücum ve polemik. Eğer bu ifadeyle tarafsızlığı kastediyorsa ‘objektiflik namussuzluktur’ diyen yine kendisi.

Onun için şu ifadeleri kullanabilir miyiz?

Bir fikir adamı. Bir mütefekkir. Geçmişi ve geleceği kucaklayan bir entelektüel. Bulutları delen bir kartal. Düşüncenin gökkuşağı. Münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi. Kendi semasında tek yıldız. Ufukların muhasibi. Araftaki kahin. Çuvala sığmayan mızrak. Kavramlar çangılının bilgesi. Mağara içerisindeki tecessüs. Tefekkürün hasbi kalemi. Söz sultanı. Kelime imparatoru…’

Bu veciz, hoş ve damıtılmış vasıflar bir düşünce adamını tarif etmek için yeterli mi? Bunları başkaları için kullanmak neden caiz olmasın? Mesela bir Üstat Bediüzzaman Said Nursi, Seyyid Kutup, Nurettin Topçu, Kemal Tahir, Ali Şeriati, Necip Fazıl… Sanırım bu veciz ve hoş nitelemelerin merhum Cemil Meriç için kullanılması onun bu kabil terkipleri çok sık istimal etmesinden dolayı. Zaten Mustafa Kutlu’nun ifadesiyle onun süslü ve ‘fiyakalı’ cümleleri çok tercih edişinin altında düşünsel yetersizliklerini ve acizliklerini gizleme eğilimi de yatar. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
8 Yorum