1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Bu direnişi sisteme karşı vermiştik
Bu direnişi sisteme karşı vermiştik

Bu direnişi sisteme karşı vermiştik

28 Şubat Davası müştekisi Dr. Yetiş, "Biz bu direnişi sisteme karşı vermiştik" dedi.

A+A-

28 Şubat Davası müştekisi, doktor Sema Kopuz Yetiş, 28 Şubat ve başörtüsü yasağına karşı mücadelelerini anlatırken, "Biz bu direnişi sisteme karşı vermiştik. Yine bu ülkede, ilk günden direnişi 'öğrencilerin başlarını açabileceği' sözde fetvasıyla kıran, 'furuattır' diyen malum çevreye karşı da vermişti. Bu yüzden 17-25 Aralık darbe girişimiyle bu ülkeyi tekrar karanlıklara gözlerini kırpmadan atmak isteyen malum çevreler, bu defa baltayı taşa vurmuşlardır. 18 yıl önce direnişi kırdıkları için aldıkları 'ah' yüzden bugün bu zelil duruma düşmüşlerdir" dedi. 

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Ankara Temsilciliği'nde "28 Şubat'tan 17-25 Aralık'a" başlıklı konferans düzenlendi. 

28 Şubat Davası müştekisi, Hayat Vakfı Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi, KADEM üyesi ve Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Yetiş, "28 Şubat'ın şahidi olarak" konferansa katıldığını belirtti.  

Her 10 yılda bir darbe veya darbe girişiminin yaşandığı Türkiye'de, her darbeden sonra bireylerin temel hak ve hürriyetlerden yoksun bırakıldığını kaydeden Yetiş, 28 Şubat'ı "Milletin asli unsurlarını yok etmenin adı" olarak niteledi. 28 Şubat'ın da diğer darbeler gibi toplumun birçok kesiminde önemli travmalara neden olduğunu ifade eden Yetiş, "Darbelerle yıkılan gelecektir, umuttur. Milletin özüne dönme serüveni başlamadan bitmişti. Bir nesil cinnetin eşiğine getirilmişti" diye konuştu. 

Başörtüsü yasağıyla başlayan mücadelenin yurdun dört bir yanında yankılandığını, 11 Ekim 1998'de Türkiye'nin batısından doğusuna 3 milyon kişinin el ele tutuşarak yasağı protesto ettiğini hatırlatan Yetiş, eylemlere karşı kamusal alanda yasakların gittikçe derinleştiğini, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğrencisi olarak kendisinin de aralarında bulunduğu gençlerin eğitimlerini tamamlamanın yollarını araştırmaya başladığını anlattı. Başörtüsü yasağıyla mücadelenin ilk meyvesinin, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği'nin (AKDER) kurulmasıyla alındığını dile getiren Yetiş, o dönemde yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Eğitimlerimizi tamamlayabilmek için bir gün ayrılık vakti gelip çattı ve bir çok arkadaşımız vatandan ayrılmak zorunda kaldı. Ben evlenmiştim, 7 aylık bir oğlum vardı. Anneydim ve çok önemli bir kararın eşiğindeydim. O aşamada her şey durmuştu benim için. İç dünyamda derin bir sessizlik oluşmuştu. Kucağımda 7 aylık bir bebek, önümde yarım kalmış bir hikaye. Eşimin fedakarlığı bozdu bu sessizliği, benim de eğitimimi tamamlamam gerektiğini söyledi. Bundan sonraki yıllarım iki ülke, üç şehir arasında geçecekti. İstanbul evim ve eşim, Rize evladımı emanet ettiğim şehir, Bakü ise imtihanım olan şehir olmuştu."

"Türkiye yasaklarla yaşamayı öğrenmemeliydi"

Eğitimini tamamlamasının ardından da yasakların kalkması için çalıştıklarını söyleyen Yetiş, "Türkiye yasaklarla yaşamayı öğrenmemeliydi" dedi. Yurtdışında eğitim için finansman oluşturmaya çalıştıklarını belirten Yetiş, bu süreçte en büyük destekçilerinden birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu aktardı. Yetiş, "Recep Tayyip Erdoğan ismi bizim için siyasi parti lideri, başbakan, cumhurbaşkanı olmaktan çok öte koskocaman bir yürekti" değerlendirmesini yaptı. 

Yetiş, okullarını yurtdışında bitirenlerin Türkiye'de karşılaştıkları denklik sorunlarını da anlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün başörtüsü diye bir sorun yok. 20'li yaşlarda başlayan hikayemiz, 40'lı yaşlarda mutlu bir sonla yeni bir evreye girdi. Yaşananlar unutulmamalıydı. Biz bu direnişi sisteme karşı vermiştik, bu normaldi. Ama bu direnişi bir çoğumuz ailelerine rağmen vermişti. Yine bu ülkede ilk günden direnişi 'öğrencilerin başlarını açabileceği' sözde fetvasıyla kıran, 'furuattır' diyen malum çevreye karşı da vermişti. Bu yüzden 17-25 Aralık darbe girişimiyle bu ülkeyi tekrar karanlıklara gözlerini kırpmadan atmak isteyen malum çevreler, bu defa baltayı taşa vurmuşlardır. 18 yıl önce direnişi kırdıkları için aldıkları 'ah' yüzden bugün bu zelil duruma düşmüşlerdir. 

Sizleri bir de küresel 28 Şubat'a karşı uyarmak istiyorum. Dünyada oluşan 'İslamofobi' diye bir gerçek var maalesef. Bunlara karşı çok dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. Bizim sorumluluğumuz azalmadı bilakis daha da artmıştır. Biz özgürlüğü seçtik, inandık, iman ettik. Özgürlüğü inancımızın gereği bildik."

"Özgürlük, insan hakları gibi konularda ortak paydaları yakalamalıyız"

KADEM Ankara Temsilcisi Selva Çam da 28 Şubat'ların, darbe girişimlerinin tekrarlanmaması için önlem alınması gerektiğini belirterek, bunun sadece siyasetçilerin işi olmadığını çok yönlü sivil toplum örgütleri ve geniş katılımlı paydaşların bu kapsamda çalışması gerektiğini ifade etti. "Özgürlük, insan hakları gibi konularda ortak paydaları yakalamalıyız" diyen Çam, 1987'de ODTÜ'ye girdiğinde başörtüsünün kanunen serbest olduğunu ancak 28 Şubat hazırlık sürecinin başladığını ve sıkıntılar yaşadıklarını anlattı. Çam, "Bir yaşında çocuğumla diploma almayı Allah bana nasip etti. Sonraki süreç çok ağır oldu. El ele tutuşmada, şu anda üniversitede olan oğlumla el ele tutuşmuştuk" ifadelerini kullandı. 

AK Parti İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık da konuşmasında, 28 Şubat döneminde büyük sıkıntılar yaşandığını ancak bunların sebebinin biraz da kendilerini olduğunu düşündüğünü söyledi. "Biz çok cesur bir topluluk değiliz. Kızlarımız 90'lı yıllarda çok büyük cesaret gösterdiler" diyen Kıyıklık, Refah Partisi'nin 1991'deki seçimle TBMM'ye girmesiyle ordu, iç ve dış mihrakların düğmeye bastığını, 28 Şubat sürecinin başladığını anlattı.

Kıyıklık, insanları incelemediklerini, birisi bir şey söylediğinde "ne diyor" diye düşünmediklerini ifade ederek, "Vazgeçmeyi de bilemedik. Ölümü göz almıyorsanız zafer gelmiyor. Biz hiçbir şeyimizden vazgeçemedik" dedi.

aa

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.