1. YAZARLAR

  2. Sabri ALTUN

  3. Bir parça ihlas
Sabri ALTUN

Sabri ALTUN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir parça ihlas

A+A-

Aslında her şey “bir parça ihlâs”ta saklıdır.
Hayatın akışı dünyanın dönüşü…
Ve sonra itikatlarımızdaki tabuların yıkılışı…

Evet, her şey bir parça ihlâsla kıvamını bulur, bir parça ihlâsla taşlar yerine oturur.
Gerçekten nedir bu bir parça ihlâs?

Bir dünya düşünün; yüzyıllar süren değişken atmosferleriyle…
Sonra zahiri manada kaybolan ufukları…
Derken helaket ve felaket devrini…
İslam adına gerçekleşen yıkılışları yok oluşları…
Mukadderat-ı İslam için harekete geçen maneviyat ordusunu…
Sonra maddi dünyalarda büyüyen tağutları…
Ve kesif ve karanlık bir dumanın yeryüzünü istila edişini…
Sonra devasa deccalizmlerin kasıp kavurduğu insanlık dramlarını…
Milyonlarca insanı ve masumları katleden cihan harplerini…
Sonra yedi başlı devleri, hatta yetmiş başlı devlerin dansını…
Kapitalizmi, sosyalizmi ve komünizmi…
Sonra deccalizmi ve kemalizmi.

Evet, bütün maddelerin, materyalizmin devasa boyutlara ulaştığı zaman dilimlerinde yeryüzünde insanlık âleminde Allah adının yok sayıldığı akut seyirli Firavuniyet virüsünün salgın halinde iblislere taç çıkartacak ve kıskandıracak hastalıklı bir çağ…

“Tanrı öldü” hezeyanına karşı insanlığın potansiyelindeki bütün günahların (evet bazı günahlar işleniyor ki ismi bile konulamıyor) kuvve-i şeheviye burcunda tulu etmesi..

Kısaca insanlık tarihi boyunca topyekûn birikmiş bütün küfür tohumlarına deccal aşısıyla yeryüzünü istila ettiği bir hengâmede…Yani Böylesine karanlık bir çağda…
Rabbe meydan okuyan bütün bunca ahmaklıklara karşı zanneder misiniz ki yüce yaratıcı izzet ve azametine dokunmayacak bir şekilde onları kaale almayacak.
Tabii ki kale alacak ve hesabını dürecektir.
Öyle ise acaba karşılarına o zahiri güce karşı aynı oranda bir güç mü çıkaracak?
Haşa…

Nasıl ki bir nemrutu bir sinek, bir cebbarı hurdebini bir mikrop cehenneme boyluyorsa
Bütün bunca insanlık tarihinin cisimleşmiş enenin firavnuyet boyutlarına karşı çıkartacağı tek şey ancak “bir parça ihlas” olabilir.
Çünkü onun şanına başka bir şey yakışmaz.
Çünkü bütün insi ve cini şeytanlar, bütün iblislerini de arkaların alsalar, çok güvendikleri akıllarının sırtına binseler, fen ve felsefelerini de ellerine alsalar ve Allah’la savaş meydanına çıksalar da o ezeli, o ebedi, o ilahi kudret, nasıl tenezzül edip onlarla meydanı mübareze edecek.
Karşılarına ancak en küçük bir birim olan “bir parça ihlâs”ı çıkartır.

Şimdi Bediüzzaman’ı düşünün..
Bütün o orantısız güçlerin karşısında, topları, tüfekleri, hapishaneleri, mahkemeleri, zehirleri, zindanları, bilim adamlarını(!) ,hani Hadisi şerifte; ”Mehdi kılıcını sallayacak deccalın dizine bile yetişmeyecek” manasının gerçek tezahürü olan öylesi bir zamanda Bediüzzaman’ın tavrına ve duruşuna bakın.
Dikkat ederseniz hiçbir şey umurunda değil.
Mahkemeye alınıp idamla suçlanıp yargılandığı sırada o mahkeme salonunda dağılan tespih tanelerini toplamakla meşgul.
O karşısına çıkan dünyanın en namdar ilim adamlarına karşı etrafına birkaç yarı ümmi gariban vatandaşı alıp meydana çıkmıştır.
Çünkü onun bineği sadece bir parça ihlâstır.
Ve der: ”bir parça ihlâs bu davamızı ispat eder.”

***
Bir parça ihlasın nelere kadir olduğunu Bediüzzaman’ın yaşadığı çağa bakarsak anlarız.
Saffı evvel talebelerine bakarsak anlarız.
İsterseniz şöyle bir örnekle daha iyi anlayabiliriz.
Said Özdemir abiyi hepimiz biliriz.
Safı evvellerin arasındadır.
Bütün hayatını Üstadına ve Risale-i Nur hizmetini adamıştır.
İnşallah son nefesine kadar da devam edecektir.
Şimdi onun şahsında son zamanlardaki, Bediüzzaman’ın seyit mi şerif mi olduğu haberine bakış açısına ve duruşuna bakın.
Kullandığı cümle şudur:
“Üstadın evlad-ı resul olduğunu bilmesinde fayda var.”

Sadece bu…
Başka hiçbir şey önemli değil.
Onlar için Üstad evladı resul olmasaydı bir şey ifade edecek miydi?
Bence kesinlikle hayır…
Çünkü onun hizmetine koşarken öyle bir şart koşmamış ki…
Zaten öyle bir şart koşsaydı o seviyeye gelmezdi Üstad kabul de etmezdi.
Çünkü onlar o bir parça ihlâsın dairesine girmişlerdi.
Ve o bir parça ihlasın bütün dünyaya hükümran olacağını Üstadından biliyorlardı.

Yeri gelmişken son zamanlardaki seyit, şerif, Kürt, Türk meselesiyle ilgili bir iki cümle sarf etmek istiyorum.
Şahsen ruhum inciniyor moralim çok bozuluyor.
“Bu konuşanlar Nurculardır “diyorum.
“Hele konuştukları şeye bakın.”
“Tartıştıkları konuya bakın.”
Ben bir Kürt olarak söylüyorum Bediüzzaman Türk olsa hiçbir şey ifade edecek miydi?
Kürt olduğunu düşünüyoruz, eğer Kürt olmadığı tamamen bilinse benim için hiçbir şey ifade edecek mi?
Eğer evladı Resulse (ki zaten buna inanıyor ve iftihar ediyorum) kökü Araplara dayanacaktır.
Öyle ise bu kavga neyin nesi…
Gerek mülk gerekse melekut boyutunda bir nur talebesi için bir parça ihlasın dışında hiçbir şeyin hiçbir kıymeti var mı/olmalımı?
Cemaatin dışındaki insanlar bu tartışmaları yapsalar o kadar zoruma gitmez;
“nasıl olsa işin derinliğini bilmiyorlar” deyip geçerdim.
Fakat bu tartışmalar içerden yapılınca oturup tekrar tekrar düşünüyorum.
 
Ben bir Kürt olarak bu çağda bu hakikatleri Üstadımla birlikte tanıdım. Üstad Türk olsa, Arap olsa seyit de olmasa geldiğimiz bu noktada, benim dünyamda her hangi bir şey fark edecek midir?
Bütün nur talebeleri için bu böyle değil mi?
Öyle bir Üstad ki kutb-u azamlara bile ihtiyaç bırakmamıştır.
“Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi ve o şahs-ı maneviyi temsil eden has şakirtlerinin şahs-ı manevisi "Ferid" makamına mazhar oldukları için, değil hususi bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlakayla Hicaz'da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve onun hükmü altına girmeye mecbur değil.” (Kastamonu Lahikası:151)
 
Âlemi kuşatan böyle bir tasarruf karşısında çocukça hezeyanlara kapılıp menhus bir lezzetin peşine takılıp Kürt-Türk kavgasına girmek, hiçbir nur talebesine yakışmaz.
Hele bu davanın ulviyetine hiç yakışmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum