1. YAZARLAR

  2. Özkan ERDEM

  3. Bill Gates’in tüm serveti Risale-i Nur’u almaya yetmez!
Özkan ERDEM

Özkan ERDEM

Yazarın Tüm Yazıları >

Bill Gates’in tüm serveti Risale-i Nur’u almaya yetmez!

A+A-

Bediüzzaman Sadi Nursi Hazretleri, Risale-i Nur külliyatının en temel kitaplarından olan Sözler adlı eserin hemen girişinde şöyle bir cümle kullanır: “Ben, nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum”[1]
Yine, 14.  Lem’a’nın İkinci Makamı’na baktığımızda, Bediüzzaman Hazretlerinin, Risaleler’i yazarken “Ey insan!” derken kendi nefsine hitap ettiğini anlıyoruz.[2]
Yine, Sözler adlı eserin Fihristesine göz gezdirdiğimizde, Bediüzzaman Hazretlerinin, “Ben, (Risaleler’deki) derse, terbiyeye ve (kendi) nefsimi ıslaha muhtacım”[3] dediğini görürüz.

Demek ki, bu gün, milyonlarca insanın, etrafına halka oluşturarak istifade etmeye çalıştığı Risale-i Nur külliyatının asıl yazılış amacı, müellifinin kendi nefsini terbiye ve ıslah etmeye çalışma arzusunun sonucu olarak doğmuştur.
Ne kadar da ilginç, değil mi?

Günümüz yazarlarından, herhangi bir yazarı düşünün lütfen…
Yazdığı bir eseri, kendi istifade etsin diye yazacak ama buna karşı, yine de, bu eser onlarca dile tercüme edilecek, milyonlarca kişi tarafından okunacak, kitapta münderiç konular üzerine seminerler verilecek, üniversitelerde tezlere konu olacak, gençler geceli gündüzlü bu esere çalışacak, dünyanın dört bir yerine dağılacak, yedisinden yetmişine (öğrenci-esnaf-akademisyen-ev hanımı-iş adamı- doktor-mühendis-avukat-hâkim-savcı…) fark etmeksizin, herkesin bu eseri okuyup, istifade etmeye çalışacağını hayal ettiğinizde ne gelir aklınıza? Neleri düşünürsünüz? Hele hele bu eser fâni ve dünyaya ait bir eserse?

Şahsen ben, yukarıda hayal etmeye çalışılan yazarın yazdığı kitabın “tesir gücüne” hayran kalır, insanların o kitaba çok “muhtaç” olduklarını düşünürüm…

Şimdi bize geri döneceksek; demek ki, bizdeki bu manevi açlık ve susuzluk, Risale-i Nur eserleri tarafından karşılanması bizi bu eserlere bağlı ve bağımlı hale getiriyor.
Bizdeki açlık ve susuzluk farklı bir hal aldığından başka eserlerin bu ihtiyacımızı tatmin etmesi pek mümkün olmuyor.

Zübeyir Gündüzalp’in şu ifadeleri, yukarıda ifade etmeye çalıştığım duygularıma adeta tercüman oluyor:
“Ruhumda büyük bir boşluk hissederek, okuyacak kitap ararken, Risale-i Nur’u okuduğum zaman elimde olmayarak ondan ayrılamadım. Kalbimdeki o büyük ihtiyacı Risale-i Nur eserlerinin karşıladığını hissettim. İlmî ve imanî şüphelerden kurtaran aklî ve imanî ispatları onda buldum. Böylelikle vesveselerin verdiği sıkıntılardan kurtuldum”[4]

Nur Risaleler’i ile tanışmadan önceki hayatımızı ve şuan ki halimizi düşündüğümüzde, akıl ve kalbimizde olan ne kadar da çok vesveseden kurtulmuşuz, değil mi?
Bir zamanlar Televizyon ekranlarında “Baştan Yarat!” adlı bir program vardı. Estetik ile, kişinin yüz simasını değiştirip daha cazip bir tipte yeni bir sima oluşturuyorlardı.
İşte Risale-i Nur kitapları da âdeta bir estetik gibi bizdeki bütün çirkinlikleri atıp bize güzellikler kazandırıyor; özümüze dönüş yapma yolculuğuna sürüklüyor, kul olma şuuruna erdiriyor.
Risaleler; bizi nefis, şeytan, bencillik gibi hasletlerden arındırıp, günah, kusur ve isyan taşlarımızı döktürüp âdeta melek gibi bir fıtrata sokuyor bizi…

Nurculuk serüvenimizin öncesine ve sonrasına(yani şu anına) baktığımızda Risaleler’in bizi ne kadar da adam ettiğini anlamış oluruz! Eskiden, belki “insanları kasap gibi doğrarken”, şuan ise bir “tahtakurusunu” bile ezemez hale geldik. Demek ki bizim kabalığımız, hunharlığımız, zalimliğimiz “terbiye edilmeye”,” ıslah olmaya” “muhtaç”mış ki, bu eserler sayesinde biraz istikamete geldik. Evet, biraz diyorum, çünkü hala kat etmemiz gereken yol, kendimize çeki-düzen vermemiz gereken davranışlarımız var.

Ayrıca, şu da su götürmez bir gerçek ki, insanlar; zenginleştikçe, mutsuzlaşırlar. Kapitalist dünyanın esiri olurlar.
Hayal dünyaları hep maddi olgularla dolu olur.
Bir türlü tatmin olmazlar. Hep, daha iyisini değil, en iyisini isterler.
Başaramadıkları zaman da dengeleri bozulur. Rahatsız olurlar, huzursuzlaşırlar.
Parayı elde etmek için sağlıklarını; sağlık ve sıhhatlerine kavuşmak içinse tüm servetini verirler.
Bugün dünyanın en zengin adamı olarak bilinen Bill Gates, eminim dünyanın en mutsuz adamıdır da!
Çünkü onun hayatının merkezinde para vardır. Gates için, para her şeydir.
O, kapitalist dünyanın ve Modernizm’in esiri olmuştur artık.
Sağlığı bozulmuş; ruhsal dengesi alt üst olmuştur.
Mutsuzdur.
Huzursuzdur.

Peki, tüm bunları ne için söyledim, dersiniz? Şunun için…
Gidip Bill Gates ile görüşürseniz ve kendisine; “Elimde öyle harikulade bir sır, tılsım var ki, onu içen mutlu oluyor. Huzur buluyor.  Tüm sıkıntılarından kurtuluyor. Yara bere içerisinde kalmış, her tarafı delik deşik olmuş ruhu, ilk günkü tazeliğine dönüyor. Akıl-kalp ve ruhundaki tüm şüpheler izale oluyor. Hayatı tamamen değişiyor, âdeta dünyanın en mutlu insanı olup çıkıyor! Bu tılsımı içtiğinizde güç-kuvvet kazanıyorsunuz, kendinize olan güveniniz daha da artıyor. Eğer düzenli olarak bu tılsımı içerseniz kazanacağınız güç ile tüm insanlara meydan okuyabilirsiniz… Ayrıca, merak edip de cevabını bulamadığınız tüm soruların cevabını bu tılsımı içtikten sonra bulabilirsiniz” diye anlatır ve bu tılsımın da Risale-i Nur külliyatı olduğunu söylerseniz ne mi olur?

Bediüzzaman Hazretleri’nin “Evet, bu Cihan Harbinden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvâsından daha ehemmiyetli bir dâvâ, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için bilâtereddüt sarf edecek”[5] dediği gibi, serveti olan Bill Gates’in eğer “aklı” da varsa “bilatereddüt” tüm servetini bu tılsımı, Risale-i Nur’u almak için sarf eder!

Şayet, “Ben, dünyanın en zengin adamı değil, en mutlu adamı olmak istiyorum. Beni mutlu edecek olan şeyi arayıp bulunuz” diye talimat verse, tüm adamları seferber olsa, bu mutluluğu elde edecek kaynağın “iman” olduğunu arayıp bulamazlar!
Yine, Bill Gates tüm servetini harcasa, mutluluğun “namazda” olduğu, “namazsız” bir kalbin yaşayamadığını keşfedemez!
Yine, Gates tüm malını – mülkünü sarf etse, mutluluğun “helal dairede” hareket etmekte olduğunu, “günahlardan çekinmekle” hakiki/saf mutluluğu elde etmenin mümkün olduğunu bulamaz.
Dolayısıyla şuan Bill Gates’in tüm serveti, Risaleler’deki hakikatleri almaya ve bulmaya yetmez!
Kapitalizm ve Modernizm’in esiri olup, dini unutup Dünya’ya dalarak Bill Gates olmaya çalışan ve bu yolda at koşturan Müslüman kardeşlerimin kulakları çınlasın…

(Değerli büyüğüm Muhsin Demirel'i bir sohbet meclisinde dinlerken, anlattığı çarpıcı tespitler sırasında yazma fikri düştü hafızama. Sn. Demirel'e teşekkürlerim ile...)

[1] A.g.e; s.11; Yeni Asya Neşriyat
[2] Nursî, Sözler, s.14; Yeni Asya Neşriyat
[3] Nursî, Sözler, s.714; Yeni Asya Neşriyat
[4] Nursî, Şualar; 14.Şua; s.470; Yeni Asya Neşriyat
[5] Nursi, Asa-yı Musa, s.20; Yeni Asya Neşriyat

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum