1. HABERLER

  2. NUR TALEBELERİ

  3. 'Bid’a ideolojisi' şeairi tahrip ediyor
'Bid’a ideolojisi' şeairi tahrip ediyor

'Bid’a ideolojisi' şeairi tahrip ediyor

Risale-i Nur Enstitüsü, Risale-i Nur Gençlik Kongresi’nin 5. geçen hafta sonu İstanbul ve Ankara’da düzenlendi

A+A-
Risale-i Nur Enstitüsü olarak her yıl hazırlanmakta olan Risale-i Nur Gençlik Kongresi’nin 5. geçen hafta sonu İstanbul ve Ankara’da düzenlendi. Kongre’nin konusu olarak belirlenen “İslâm Medeniyetinin İhyasında Sünnet-i Seniyye Hakikati” başlığı altında dört masa çalışması yapıldı. 45 gencin sunumlarını gerçekleştirdiği masa çalışmaları, deklarasyonların sunumuyla tamamlandı.
 
İslâm medeniyetinin temeli Sünnet-i Seniyyedir
 
1. MASA: İman ve Sünnet-i Seniyye
 
Masa’da iman, küfür, marifetullah, ala-yı illiyin, esfel-i safilin gibi anahtar kelimeler çerçevesinde “İman ve Sünnet-i Seniyye işlendi.” Masa’nın katılımcıları: Gülşah Yılmaz- İstanbul; Zehra Örnek- İstanbul; Kübra Örnek- Safranbolu; Esmanur Alyakut- Safranbolu; Elif Zeynep Kuranlı-Kırklareli; Nurefşan Kuranlı-Kırklareli; Zeynep Furat- Kırklareli; Sümeyye Yılmaz-Bursa; Kübra Ağbaş-Bursa; Emine Görsöz-İstanbul; Esra Yavuz- Adana
 
İmanın temelinde muhabbet vardır
 
1.  Eşref-i mahlûkat olan insan ancak iman nuru ile ‘insan’ vasfına erişebilir. Öyle ki iman nuru mertebesi nisbetince Rab ile abd arasında bir intisap olur. İmanın nurunu ve kuvvetini hakikî mânâda elde etmek, sadece dil ile değil aynı zamanda kalben, ruhen, aklen tasdik etmekle olur. Bunun için de bir muallim gerekir ki O da Asr-ı Saadetin gülü Hz. Muhammed’dir (asm). 
2. Rabbimizi bize tarif eden üç küllî muarrif vardır. Peygamberimiz de (asm) bu üç muarriften biridir. Peygamberimizin (asm) sözleri, fiilleri ve halleri Sünnet-i Seniyye’nin kaynağıdır. Sünnet-i Seniyye’ye uyan insan Rabbinin emrettiği gibi yaşamayı öğrenir. 
3. İmanın temelinde muhabbet vardır. Ve kâinat Efendimizin (asm) muhabbetinden hâsıl olmuştur. Ve âyet-i kerime der ki: “De ki: Allah’a muhabbetiniz varsa bana uyun ki Allah’ta sizi sevsin.” (Al-i İmran: 31) (...) Hayatımıza Sünnet-i Seniyye yerleştiği ölçüde imanımızın derecesi artar.                       
 4. Sünnet-i Seniyye saadet-i dareynin temel taşıdır ve kemalatın madeni ve menbaıdır. Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini Sünnet-i Seniyyeye ittibadır. Sünnete ittiba etmek Resul-ü Ekrem’i hatıra getiriyor (...)
5. Sünnete ittiba velâyet makamıyla eşdeğerdir. Sünnet-i Seniyye’yi esas maksat yapan Habibullah’ın zılli altında makam-ı Mahbubiyete mazhardır. İmam Rabbani şöyle buyuruyor: “Ben seyr-i ruhanide  kat-ı meratip ederken, tabakat-ı evliya içinde en parlak, en haşmetli, en letafetli, en emniyetli Sünnet-i Seniyye’ye ittibaı esas tarikat ittihaz edenleri gördüm. Hatta o tabakanın ami evliyaları sair tabakatın has velilerinden daha muhteşem görünüyordur.”
6. Sünnet-i Seniyye, hayatımızı Allah’ın razı olduğu şekilde devam ettirebilmemiz için, Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân ile birlikte, hemen onun yanı başında göndermiş olduğu hidayet rehberidir; büyük bir rahmet tecellisi ve hediyedir. Bu sebeple din-i İslâmı güzelce yaşayıp hakikî imanı elde etmek isteyen herkes Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı sarılmak durumundadır.  
7. İmanların tahrip edildiği, günahların hücum ettiği, vesveselerin hadsiz olduğu ahir zaman karanlığında Resul-i Ekrem’in sünnetleri birer yıldız vazifesi görmektedir. Zulmetli dalâlet yollarında herbir sünnet güneş gibi parlamaktadır. Maddî ve manevî hastalıkların tezayüd ettiği bu asırda Müslümanlar ancak sünneti referans yaparak kurtulabilir. 
8. Sünnet, Peygamberin (asm) Rabbinden aldığı risaleti tebliğdir. Dolayısıyla O’na uymak, Allah’a uymak demektir. Biz dahi hal ve tavırlarımızla sünneti yaşatmakla tebliğ vazifemizi yerine getirmiş oluyoruz. 
9. Nur Talebelerinin yolu ehl-i sünnet yoludur. Bu yolun dört evradı vardır. Bu evradlardan ilki sünnete tabi olmaktır. Daha sonra feraizi işlemek, kebairi terk etmek namazı tadil-i erkân ile kılıp arkasındaki tesbihatı yapmak gelmektedir. Bu da iman yolunda sırat-ı müstakimde gidebilmek için Nur Talebelerinin sünnete verdiği önemin bir göstergesidir.
 
2. MASA: İbadet ve Sünnet-i Seniyye
 
Burada ibadet, ubudiyet, takva, uhuvvet kavramları çerçevesinde “İbadet ve Sünnet-i Seniyye” işlendi. Katılımcılar: Gülnur Tercan-İstanbul; Semanur Özbey-Trabzon; Aslı İlkdoğan-Kütahya; Sümeyye Yıldırım-Kütahya; Hümeyra Yücetürk- Gaziantep; Evin Özel- Gaziantep; Sema Çönt- Gaziantep; Elmas Nur Yaşar- Ankara; Şeyma Sevimli- Konya; Esra Tuncer- Konya; Tuba Bayraklılar- Gaziantep; Şüheda Kale- Uşak
 
İbadette rehber Sünnet-i Seniyye’dir
 
1- “Ben cinleri ve insanları ancak bana iman ve ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Sûresi: 56.) âyet-i kerimesinden de anlaşılacağı üzere insanın ‘insan’ olma vasfı ancak ibadet iledir. İnsan kendi mahiyetini anladığı noktada da ibadet etme ihtiyacı hisseder. Bu ibadet şeklinin de en güzel rehberi Sünnet-i Seniyyedir.
2- Sadece belli vakit ve hareketlerle sınırlandırılamayan ibadet, Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği nimetlerini düşünmekten kaynaklanan muhabbet ve hayret halidir. 
3- (...) Acz ve fakr yaralarının tedavi edilmesi ise ancak ibadet şuuru ile yapılan duâ iledir.
4- “Saygının en ileri derecesi” olarak da tanımlanan ibadet, Cenâb-ı Hakk’a intisaptan dolayı bütün yaratılmışlara saygı, hürmet ve muhabbete sebebiyet verir.
5- İbadetin bir şubesi olan duâ dünya ve ahiret işlerinin tanzimine sebeptir (...)
6- Kişi ibadet haliyle Rabbine olan bağlılığını itiraf eder; acz, fakr ve kusurunu bilir. Uhuvvet bağlarını zedeleyen “benlik” duygusunu terbiye ederek, muhabbet duygusu bütün insanlık için kuvvetlenir.
7- İbadet halinde olan bir kişi hayatında yalnızlık duygusunu yaşamaz. Kendini yaratan Hâlık’ını her an hisseder (...)
8- İnsan ilişkilerini tertipleyen “teşekkür etme” fiili insanlar arasında, insan olma özelliğinden kaynaklanan bir haldir. İnsanlara teşekkür etmeyenin Allah’a şükretmiş olmayacağı bilinmektedir (...)
9- İnsanın fıtratına yerleştirilen sınırlandırılmamış üç kuvvesi sınır altına alınması ancak şeriata uymak olan ibadetle mümkün olabilir.
10- “Gençlik” nimetini ibadetle geçirilmesi neticesinde ebedileşir, kaybolmaz (...)
11- Sünnet-i Seniyye içinde ki ibadetler gafleti huzura çevirir (...)
12- Her ânı ve her hali ibadet olan, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanan Resul-i Ekrem (asm) Sünnet-i Seniyye’sine ittiba etmek; Cenâb-ı Hakk’ın rububiyet saltanatını bütün kâinata ubudiyet lisanıyla dellallık vazifesini yapmaktır (...)
 
3. MASA: Ahlâkve Sünnet-i Seniyye
 
Bu Masa’da ahlâk, risalet, velâyet, peygamberlik, medeniyet gibi anahtar kelimeler çerçevesinde “Ahlâk ve Sünnet- Seniyye” incelendi. Katılımcılar; Şuranur Biçer- İstanbul; Betül Türkeş- Adana; Hümeyra Oğuz- Adana; Rahime Telsiz- Adana; Safiye Ece Çelen- Kırklareli; Merve Nur Tüfekçi- Kırklareli; Melek İlhan-Kırklareli; Neslinur Bilge- İstanbul; Ayşe Büşra Dinç- İstanbul; Zeynep Tosun- Safranbolu; Burcu Özden- Kırklareli
 
İslâm’ın özünde ahlâk vardır
 
1. İslâm âlimleri ahlâkî, fıtrî ve mükteseb (sonradan kazanılan) ahlâk olmak üzere iki kısıma ayırmışlardır. Fıtrî ahlâk insanın yaratılışın da var olan özellikleri seciyeleri, huyları, insanın tabiatıdır. Mükteseb ahlâk ise kişinin doğuştan gelen özelliklerini iradesiyle iyi veya kötü bir tarafa yönlendirmesidir.
2. Ahlâk ve faziletler, hüsün ve hayır; çoğu nisbidirler. Neviden nev’e geçtikçe değişir. Sınıftan sınıfa nazil oldukça ayrılır. Mahalden mahale tebdil-i mekân ettikçe başkalaşır. Cihet muhtelif olsa muhtelif olur (...) 
3. Güzel ahlâkı yaşatan sıdk, öldüren ise kizbdir. Bediüzzamana göre; insana imtihan gereği terakki edebilmesi için habis madenler hükmünde bazı hissiyatlar verilmiştir. 
4. Ameli, salih yapan en önemli kriterlerden biri ahlâktır (...)
5. Kâinatın Yaratıcısı, muhatap aldığı insana has, küllî özel vazifeler ve sorumluluklar yüklemekle beraber, şeriatçe had konulup fıtraten had konulmayan bazı kuvvelere derc etmiştir.  İnsanın vazifesini hakkıyla ifa edebilmesi için bu kuvveleri ifrat ve tefrit olmaksızın vasat mertebede tutması gerekir. Bunun yolu da Sünnet-i Seniyye’den geçer.  
6. (...) Bediüzzaman Said Nursî, ahlâkı sosyal hayatı düzenleyen, huzuru sağlayan, asayişi temin eden en önemli etkenlerden biri olarak ele almaktadır.
7. Bediüzzaman’ın Risalelerinde en çok dikkat çektiği hususlardan biri de süfyanizmin ahlâkî hayatta yapmış olduğu dejenerasyondur (...)
8. Toplumsal hayatı çökerten en önemli sebeplerden birisi de karşılık bekleme hali ve rüşvet peşinde koşmaktır. Rüşvet hak etmediği karşılığı talep etmektir (...) Fertlere düşen tefekkür-ü imaniden gelen bir lemaat ile huzur-u daimiyi kazanıp, onun huzurunda başkasının teveccühünü aramamaktır.
9. İslâm medeniyetinin özünü oluşturan en önemli unsurlarından biri de İslâm ahlâkıdır. Dünyayı isteme ve sevme medeniyet kurucu bir unsurdur (...)
 
4. MASA: Bid’alar ve Sünnet-i Seniyye
 
Burada bid’a, bid’a çeşitleri, istibdad-ı ilmi, istibdad-ı siyasî gibi başlıklar çerçevesinde “Bid’alar ve Sünnet-i Seniyye” konusu masaya yatırıldı. Katılımcılar; Ayşenur Aydoğdu- İstanbul; Tuba Bukel- Trabzon; Merve Yücetürk- Ankara; Şeyma Nur Nart- İzmir; Gülsüm Koşar- İstanbul; Melike Nursultan Üner- İstanbul; Hatice Kübra Özçelik- İstanbul; Handenur Yaşar- İstanbul; Sümeyye Tuğçe Engiz- Eskişehir; Rümeysa Nur Söğüt- Ankara
 
Bid’alar şeâiri tahrip eder
 
1. Küllî bir ubudiyet vazifesine sahip olan insan, elbette bir mürşide ihtiyaç duyar. Bu mürşid; ilmiyle, ameliyle beşere örnek olan Resul-i Ekrem’dir (asm).
2. Kısacık ömrüyle on dört asrın sorularına cevap veren Hz. Muhammed’in (asm) ef’ali, akvali ve ahvalinden oluşan Sünnet-i Seniyyesine uymada birinci hedef; huzur-u İlâhiyi kazanarak bütün ömrü semeredar ve sevaptar yapmaktır. İkinci hedef ise; bir adaptor gibi insan ile fıtrat arasındaki uyumu sağlamaktır. Âdetullah (sünnetullah) tabir edilen yaratılış kanunlarına uymamaktan kaynaklanan maddî ve manevî azaptan korunmaktır. 
3. Hakikî medeniyetler insan nev’inin tekemmülüne hizmet eder. Bu tekemmül ancak eğitimle mümkündür. Öyleyse İslâm Medeniyeti’nin ihyası da; ancak bünyesinde barındırdığı eğitim düzeninin anlaşılması ve ihyasıyla olacaktır.
4. Allah’ın farzlarını ortadan kaldıran ve haram olan bir işi meşru hale getiren, Peygamberimizin (asm) sünnetini ortadan kaldıran her türlü adetler ve işler bid’at sayılır. Sünnet-i Seniyye içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeaire de taalluk eden sünnetlerdir. Bid’alar da en evvel bu şeairleri tahrip etmektedir.
5. Bid’anın devlet eliyle yapılması “bid’a ideolojisi”dir. Bugün batıda ve doğuda, başörtüsü, haç, ezan gibi dinî sembolleri kamusal alanda yasaklamak isteyenler; aslında bu dinî sembollerin insanlara “tanrıcık” değil, kul olduğunu hatırlatmasından memnun olmayan nemrutçuklardır.
6. Batının ideolojisi dini terk ederek ilerlemek iken, Doğunun “bid’a ideolojisi”  ise dinin toplumu geride bıraktığı varsayımı üzerine Batı’yı körükörüne taklit etmektir.
7. Küçük bir kıvılcım koca bir haneyi kül etmeye yettiği gibi, bid’alar da çok büyük tehlikelere haizdirler (...)
8. Mimsiz medeniyetin günahlarının sevaplarına üstün geldiği ve sanal yollarla pek çok bid’atın kolayca yayıldığı şu ahirzamanda; kurtuluş ancak sünnete yapışmaktadır (...)
9. Hadislerde; ahirzamanda Süfyan komitesinin tahribatçı ve bid’akârane rejimini Hz. Mehdi’nin tamir edeceği söylenmiştir. Hatta bazı ehli velâyetin dahi bid’alara girebildiği bir zamanda, kendisini “Bid’atüzzaman” olarak tanıtan Bediüzzaman, bid’alarla mücadele edip Sünnet-i Seniyyeyi ihya etmeye hayatını vakfetmiştir. 
10. Risale-i Nur tam da ihtiyaç vaktinde neşredilmeye başlamıştır. Nur Talebeleri, dalâlet ve bid’alara karşı sahabe mesleğine devam ederek Sünnet-i Seniyyeyi en güzel bir şekilde öğrenip yaşamaya çalışmaktadır.
11. Nur Talebelerinin bid’at karşısındaki duruşu; şartlar ne olursa olsun sünnetten asla taviz vermemek, tam bir metanet ve şecaatle bid’ların karşısında durmak; ama bu duruşla kimseyi incitmemek, tenkit etmemek, münakaşaya girmemek olmalıdır.
12. Onun sünnetinden farklı olarak denenen her yol bid’a olacağı için başarısız olmakta ve İslâm Medeniyeti’nin ihyasını geciktirmektedir.
 
Yeni Asya
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum