1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali BULUT

  3. 'Ben doğru yerdeyim sen kendini düzelt'
Mehmet Ali BULUT

Mehmet Ali BULUT

Yazarın Tüm Yazıları >

'Ben doğru yerdeyim sen kendini düzelt'

A+A-

M. Ali Bulut'un yazısı:

Masumluğu ‘nas’ ile sabit –peygamberler gibi- olmayan bir insan eleştirilemiyorsa orada istibdat vardır.

‘Ye’s, mani-i her kemaldir’ demiş Bediuzzaman. Ümitsizlik her türlü iyi gelişmeyi öldürür.

Peki ümitsizliği insanda hayatlandıran nedir?

Tabii ki baskı! Eskilerin tabiriyle ‘istibdat’! Her türlü dalkavukluğun, her türlü yalancılığın, yolsuzluğun, münafıklığın, tefessühün anası ve danası istibdat! Dinleri bozan, bilimi hurafeye, demokrasileri cuntalara dönüştüren istibdattır.

İstibdat tek görüşlülüktür. İstibdat, baskıdır ve kanunda keyfiliktir. Gücü, kuvvette bilmektir. Hakkı kuvvete ezdirmektir. Keyfiliktir. Güce dayanarak muhalifleri ezmektir. Kendi fikrini ve görüşünü yegâne ve esas bilmektir. Bu açıdan istibdat, her türlü yolsuzluğa ve zulme zemin hazırlamaktır. Zulmün temelidir. İnsanlığı mahveder.

Evet bizi sefalet çukurlarına sürükleyen, İslam âleminin zillet ve çaresizliğe, acze düşüren, İslam halkları arasında nefret ve düşmanlığı uyandıran, bizi birbirimize düşüren, temiz ve berrak olan İslamı zehirleyen ve onu zehirli hale getiren ve bu zehrin her şeye bulaşmasına yol açan, Müslümanların arasına, bugün çözümü imkansız gibi görünen ihtilafları sokup envai türlü cemaatlerin ve birbirine karşı gard almış cemaatlerin ortaya çıkmasına, fitneye taraftar olacak kimselerin çoğalmasına sebep olan istibdattır.

Masumluğu ‘nas’ ile sabit –peygamberler gibi- olmayan bir insan eleştirilemiyorsa orada istibdat vardır. Bir parti lideri veya iktidar sahiplerinin her yaptığı hatasız bulunuyorsa ortada istibdat vardır. Kerameti kendinden menkul insanlara yine de kimse bir şey söyleyemiyorsa istibdat vardır.

Bene hata yapınca ‘hata’ olurken, bir parti lideri veya cemaat önde geleni yahut bir teşkilatın başında bulunan herhangi biri yapınca ‘keramet’ oluyorsa yahut ‘bir hikmeti vardır’ deniliyorsa emin olabilirsiniz ki o arazide fitne, fesat ve yakım kuluçkaya yatmıştır. Yakında acı meyvelerini verecektir.

Bir insan kendi görüşünden başka görüşlerin revacına müsaade etmiyorsa, bir cemaat her kesin kendi mensubu olmasında ısrar ediyor veya başka hiçbir görüş ve fikre ehemmiyet vermiyorsa, bir siyasi lider herkes meselelere illa da benim baktığım perspektiften bakacak diyorsa ve başka türlü bakanları da öteki kampa geçmeye zorluyorsa orada İstibdat “mutehaccir bir heykel” halini almıştır artık… Hayat da riyakârlıktan ibaret bir soytarılık!

Maalesef bizde içtimai hayat bu haldedir. Bütün rezilliğine, ahlaksızlıklarına ve fertlerinin bireysel yıkılmışlığına rağmen Batıyı hala İslam dünyası karşısında itibarlı tutan tek şey insan hürriyet ve iradesine, farklı görüşlere hayat hakkı tanımalarıdır.

Başta Türkiye olmak üzere Müslüman toplumlar açık toplum olmadıkça, insanlar karşı fikirlere kendi fikirleri kadar değer vermedikçe bu halklardan bir cacık bile olmaz.

Zaten büyük bir gelişmişlikten sonra İslam medeniyetini çökerten ve yaklaşık 750 yıldır da İslam halklarını bilimsellikten mahrum bırakan bu tek görüşlü ve tek bakışlı insan tipinin üretiliyor olmasıdır. Herkes sultanlık peşinde... En küçük bir müdürden başbakana, en küçük imamdan büyük cemaat liderlerine varıncaya kadar herkes ‘sultanlık’ peşinde. Hep de suret-i haktan görünürler.

İşte bakın şu son olayda yine iki taraf olduk. Hiç kimse ötekinin ne dediğine bakmıyor. Herkes tek taraftan bakıyor… İşte bu hallerdir beni ümitsizliğe ve ye’se düşüren. Geleceğe bu kadar ümitle bakan biri olarak zaman zaman ümitsizliğe düştüğümü gösteren yazılar yazmama neden olan böyle körlükler ve basiretsizliklerdir.

Biz, zihinlerimizde de bir ‘Arap Baharı’nın yaşanması fırsat vermedikçe ne gerçek Müslüman olabileceğiz ne hani bir Müslüman ne demokrat bir insan olabileceğiz!

İnsanlar, partiler, cemaatler, cemiyetler ve kurumlar kendileri ile yüzleşmedikçe, içlerindeki ağaları şeyhleri temizlemedikçe başımız dertten kurtulamayacak maalesef!

Çünkü istibdat ve müstebit asla kusuru kendinde bulmaz. Kusur hep karşıdakindedir. Sorgulama ve vicdan muhasebesi yapmasına gerek duymaz. Duysa da söyleyeceği şudur:

“Ben doğru yerdeyim, sen kendini düzelt”

 Haber 7

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum