1. YAZARLAR

  2. Ahmet AY

  3. Belki de kafaları basmıyordur?
Ahmet AY

Ahmet AY

Yazarın Tüm Yazıları >

Belki de kafaları basmıyordur?

A+A-

Halimi şöyle ifade edeyim: Hergün az-çok demeden Risale okumaya çalışıyorum. Fakat hergün bir dizi başka metin de okuyorum. Bilgi olarak Risale-i Nur'a kanaat edemiyorum ama bakışaçısı olarak Risale-i Nur'a tam bir kanaatim var. Ne demek bu? Belki biraz şu demek: Hayatı Bediüzzaman'ın kalbiyle görmek isterim. Bunu Rabbimden dilerim. Çünkü onun kalbiyle görmek, bence, varlığı ehl-i sünnet ve'l-cemaatin istikametiyle görmektir. Onun gözü cadde-i kübra içinde bir gözdür. Kulağı öyle bir kulaktır. Sözü öyle bir sözdür.

Mürşidimin 'Risale-i Nur'a kanaat etmek' ifadesiyle ifade ettiği de bence budur. Okumalarının merkezine Risale-i Nur'u almaktır. 'Başka kitap okumamak' demek değildir. Ömründe Risale-i Nur'dan başka kitabın yüzünü açmamış bir nur talebesi de bilmiyorum zaten. (Hakikati olmayan bir iddiadır.) Ancak bir nur talebesinin sair konular hakkındaki malumatını yeterli görüp geri kalan ömrünü bu eserlerin mütalaa, müzakere ve tefekkürüne hasretmesini de 'bir uzmanlaşma çabası' olarak anlayışla karşılarım. Karşılamak da gerekir. Meğer ki seçimini 'uyulması gereken tek doğru' olarak çevresine dayatmaya!

Fakat şöyle birşey de var: Salt diğer metinleri okuduğumda hayatımda bir boşluk oluşuyor sanki. Adımlarım kararsızlaşıyor. Yargılarıma, yorumlarıma ve yazdıklarıma güvenemez oluyorum. Zulmetme ihtimalim artıyormuş gibi geliyor. Mürşidimden uzaklaşmak iyi gelmiyor. Aptallaşıyorum. Cesaretim azalıyor. 'Sapasağlam bir kulp'tan kopuyorum sanki. Boşluğa düşüyorum. Nefsime güvenmiyorum. Yorumuma güvenmiyorum. Bastığım yere güvenmiyorum. Eğer onu Bediüzzaman'ın tedrisinde bir yere bağlayamazsam, bir cümlesine kapı bulmazsam, bir hakikate ulaştıramazsam ayaklarım kayıyor gibi oluyor. Avamım çünkü. Avam yolunu sağlıkla yürüyebilmek için güvenilir bir ayak izine muhtaçtır.

Okumak bizi 'kendilik duvarları'nda sıkışmaktan kurtarır. Başkalarını okumak, başkalarında varolmak, başkalarının gözlerinden de bakmak, yani bize biraz başkasının bulaşması, boyamızın onun boyasıyla karışması... Bütün bunlar aslında başkalarında misafir olmaktır. Sizdeki esma ve ondaki esma. Bizde tecelli edenler ve onda yansıyanlar. Kardeşlik. Kandan ve kalpten öte düşünsel bir kardeşlik. Kalp kardeşliği.

Her misafir olduğunuz yerde birşeyler ikram ederler. Bunu severim. Fakat içinde Kur'an'dan bir lokma yoksa, aynı zamanda asl-ı insandan da bir uzaklaşmadır bu okumalar. Kesrette boğulmak, enformatik bir cehalette boğulmak, nevin enaniyetinde boğulmak... Her yer deniz. O yüzden, her ne okusam okuyayım, vaktimin/okumamın diğer bir parçası da vahye dönüktür. Mürşidimin gözlerine geri dönemezsem seküler gözlerden görünen bu âlemler beni zehirler. Taşları onlar kadar düzgün, nazarı onun kadar yerinde, muhakemesi onunki kadar selametli, kalbi onunki gibi şefkatli gelmez çünkü. Fikrimin abdest tazelemesidir mürşidime dönüşlerim.

Risale-i Nur okurken, mürşidimden, bilgiden daha çok bakışaçısı aldığımı düşünüyorum. Ondaki bilgi salt bir done değil. Daha sonra işinize yaramayacak kadar hazır sunulmuş, adeta deklare edilmiş, yani üretim yolu öğretilmemiş yorum da değil. Hatta kuş gibi 'yalnız civcivinin tüketebileceği' kay da vermiyor sizlere. Koyun gibi 'her canlının yavrusunun içebileceği' sütü sunuyor. Akaidinde tasavvuf var. Tasavvufunda akaid var. Fıkh-ı ekber ile fıkh-ı bâtını birleştirmiş. Subhanallah! Her nasıl başarmışsa yapmış bunu.

"Bunu böyle bil! Şunu şöyle bil! Onu öyle bil!" tarzı bir okuma değil ihsan edilen. "Buna ve buna benzer şeylere böyle bak. Şuna ve şuna benzer şeylere şöyle bak. Ona ve ona benzer şeylere öyle bak!" tarzı, kitaptan hayatıma ve geleceğime uzanan bir irşad olmuştur benim için Risale okumak. Onunla bağım bu benim. Açık söyleyeyim: Bunun dışında bir gruba mensup olmuşum, bir geleneğe dahil olmuşum, 'Türkiye'de bilmem kaç tane Nurcu var'mış'lı mevzular, değil enaniyetimi okşamak, gönlüme sıklet veriyor. Ehl-i sünnet dairesinde yeraldıktan sonra sayılar anlamsız. Okumak, eğer ölümü hatırlayan ve hatırlatan metinler okuyorsanız, bir rabıta-i mevttir. Orada kalabalık teselli vermezken burada nasıl onunla teselli bulabilirim?

Risale-i Nur'u okumak kendimi neden böyle hissettiriyor? Yukarıda bir damlacık dokundum: Kur'an'ın 'sapasağlam kulbundan' tutunduğum hissini veriyor bana Risale-i Nur. Şu dediğim hissidir. Hissetmeyene izah edemem. Çünkü, bal gibi, ancak tadılınca bilinecek birşeydir. Allah Resulü aleyhissalatuvesselam gibi derim: "Allah senin kalbine merhamet koymamışsa, ben ne yapabilirim?" Böyle şeylerin tadı öğretilemez ki. Ben de senin yolundan aldığın zevki anlayamam. Bunda da sen haklısın. Ama sen de beni anla. Anlaşalım.

Bu saldırıları neden yaşıyoruz? Hani şu 'Risale-i Nur'u Kur'an'dan üstün görüyorsunuz' falanlı olanları? Bir müslüman Kur'an'ın yerine koyarak birşeyi okur mu? Okursa ona müslüman denir mi? Bu insanlar bizi nasıl ağır şeylerle itham ediyorlar da onlara karşı izzetle "Ağzını topla ulan!" demek yerine ezik ezik savunmalar geliştiriyoruz. Ben artık böyle cevaplar vermeye didindiğim ergenlik dönemi Nurculuğunu geçtim. Doğrudan şunu soruyorum: "Açıkça söyle! Bana kafir mi demek istiyorsun? İmanımdan şüphen mi var?" Kur'an'ın yerine başka kitap koymak demek odur çünkü. Aşağısı değildir. Aslında bunu demek istiyorsa desin ve ben de ona göre ona cevap vereyim.

Arkasındaki niyet kara, kalp kara, düşünce kara sorulara, teveccüh-ü nas köleliğinden kopmamış, hemen ceket ilikleyen cevaplar vermekten vazgeçmemiz lazım. Herkese mavi boncuk dağıtmak zorunda değiliz. Herkes Bediüzzaman'ı veya bizi sevmek zorunda da değil. Sevmek kadar sevilmemek de sünnettir. Bu yüzden Nurcu kardeşlerimi "Demek ki yeterince kendimizi anlatamamışız!" ezikliğinden "Belki de kafaları basmıyordur!" izzetine çağırıyorum. Bediüzzaman'ı, Bediüzzamanca savunmak lazım. Eski Said'in lisanı da Said'in lisanıdır. Altta kalacak kadar alttan almak yakışmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
12 Yorum