1. YAZARLAR

  2. Sabri ALTUN

  3. Bediüzzaman'ın siyasetteki muhteşem duruşu
Sabri ALTUN

Sabri ALTUN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman'ın siyasetteki muhteşem duruşu

A+A-

Bazen hayal bazen hakikat...

Ve her seferinde yaşanılası gerçekler.

İnsan duyguları ve düşünceleriyle bir bütünlük arz ederken, akli ve kalbiyle aynı yerden durup bakmayı becerdiği oranda Kur'an'i bir bakışa vasıl olabilir.

En önemlisi ise bakış açısını yaşadığı atmosfere göre ayarlar.

Fakat o atmosferin mutlak hakikat olduğunu direttiği sürece gerçeği asla bulamaz.

Mesela; “ben siyasetçi değilim" diyen bir adam bir partinin amblemi altında veya parti binasında bu lafı söylerse ne derece inandırıcı olabilir.

Ve kimi inandırabilir.

 

Peki, böyle olduğu halde gerçekten tarafsız olduğuna inanan insanlara ne demeli?

Ama bir duruş vardır ki; sadece Kur'an endekslidir ve asla hiç kimseye bağlı değildir.

Bu duruş yakalandığı oranda tarafsızlıktan söz edilebilir.

Daha da önemlisi siyaset Kur'an’a hizmetkâr yapılabilir.

Bunun için ise "mecburiyet-i kat’iye" lazımdır.

Çünkü O öyle diyor:

nursi_bediuzzaman_kapi.jpg"Evet, biz dini siyasete âlet değil, belki vatan ve milletin dehşetli zararına siyaseti mutaassıbâne dinsizliğe âlet edenlere karşı, bizim siyasete bakmamıza mecburiyet-i kat'iye olduğu zaman, vazifemiz siyaseti dine âlet ve dost yapmaktır ki, üç yüz elli milyon kardeşlerin uhuvvetini bu vatandaki kardeşlere kazandırmaya sebep olsun." (Emirdağ Lahikası:264)

Bu bakışın hedefe ise; ne kişiseldir ne de cemaatidir.

Hedef uhuvvet-i İslâhiye’dir.

 

***

 

Bugün bir seçim arifesindeyiz.

Bu ülkede yaşıyoruz ve vatandaşlık görevini yerine getirmek zorundayız.

Diğer taraftan nurculuk diye büyük bir cemaate mensubuz.

Bir mecburiyeti katiye ile karşı karşıyayız; çünkü oy kullanacağız.

Şu siyaset ise öyle menem bir şeydir ki, menfaat, çıkar ve zevkli bir taraftarlık gibi çeşitli rabıtalarla sosyal hayatı parsellemiştir.

Herkes kendince çok önemli bir sebepten dolayı bir tercihin etrafında kümelenmiştir.

Dolayısıyla Kur’an hizmeti ise her şeyin fevkindedir. Ve hiçbir tarafa mal edilmemelidir.

Öyle ise öyle bir duruş sergilenmelidir ki, hiç kimseyi rencide etmeden hiçbir tarafa mal olmadan ve savunduğun değerleri de en üst seviyede muhafaza ederek yola devam edilmesi gerekiyor.

 

Ben şahsen 35 yıllık risale hizmetinde edindiğim tecrübe ise bu yöndendir.

Yani siyasetin (particilik bazında) konuşulmadığı zaman ve zeminlerde hizmetle ilgili yapılan çalışmaların hiç bir karesinde hiç kimsede herhangi bir itiraz emaresi gözükmediği gibi hayranlık belirtileri dikkatleri çekerken, birden şimdiki zaman gibi siyaset kokan süreçlerde eğer ki herhangi bir parti taraftarlığı nazarlarda gözükürse anında işin rengi değişmekte ve o efsunkar hava kaybolmaktadır.

İsterseniz konuyu biraz daha somutlaştıralım:

Mesela hayatının bütün gayesi nurculuk olan bir insan, Risale-i Nurun ona kazandırdığı bir kişilikle toplumda her kesin itibar ettiği mesleğinden dolayı saygı duyulduğu ve her sözüne sonuna kadar herkes destek çıktığı bir vakıa iken...

O kişi bir parti ile adı anıldığı an bütün tesiri kayboluyor.

Bu gerçeği her samimi nurcu kendi etrafında gözlemleyebilir.

Öyle ise çare ne olmalı?

Yani, hem siyasette taraf olmayacaksın hem de siyasi tercihini kullanacaksın.

Hatta tercihini öyle bir şekilde kullanacaksın ki;

Hem topluma ve devlete yön vereceksin hem de hiç kimseyi rencide etmeyecek, kimseyi karşına almayacaksın. 

Gerçekten bunu nasıl başarmalıyız?

Bu çıkmazın içinde nasıl çıkmalıyız?

Ben şahsen Emirdağ Lahikasındaki bir mektubun bu duruma çare olacağına inanıyorum.

Çünkü Üstad hazretleri o mektupta öyle bir makamda sesleniyor ki, hiç kimse hiç bir itirazda bulunamaz.

Zira her zaman olduğu gibi orda da Kur'an makamında sesleniyor.

Öyle bir hat çiziyor ki siyaseti Kur’an’a hizmetkâr yapıyor.

Dine ve bu vatana hizmet edeceğim diyen siyasilere, İslamiyet’in kanun-i esasilerinden bahsettikten sonra, şu şartı söylüyor:

Cenab-ı Hak sizleri İslâmiyet lehindeki hizmetlerinizde muvaffak ve mezkûr tehlikelerden muhafaza eylesin diye ben ve Nurcu kardeşlerimiz, yapacağınız hizmete ve mezkûr hakikati kabul etmenize mukabil dua etmeye karar vereceğiz.”(Emirdağ lahikası:395)

 

Evet, sevgili dostlar:

Bence bu mektup ve bu duruş günümüz nur camiasında önemle tetkik edilmesi gerekmektedir.

Çünkü bu duruş muhteşem bir duruştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum