1. YAZARLAR

  2. Afife ARTIK

  3. Bediüzzaman'ın bizim mesleğimizde zayıf damardır dediği iki nokta
Afife ARTIK

Afife ARTIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman'ın bizim mesleğimizde zayıf damardır dediği iki nokta

A+A-

Emirdağ Lahikası Müzakerelerinin On Beşincisinden Notlar

Emirdağ Lahikası mektublarının nefsimize olan hitapları ve derslerinin yanı sıra günümüze ve geleceğe verdiği mesajları açısından da ele alınmaya çalışıldığı müzakerelerde bu hafta incelenen mektublardan bazı noktalar:

  • Zındıka komiteleri ve küfre hizmet eden cereyanlar genelde Âlem-i İslam’ın tesanüdünü birliğini bozmaya çalıştıkları gibi özel de de İslam Âlemi için bir çekirdek teşkil eden Nur Talebelerinin tesanüdünü bozmak için de her türlü yolu deniyorlar. Hizmet eden talebeleri başka beldelere gitmeye mecbur ediyorlar. Bediüzzaman bu planların akîm kaldığını çünkü kader planında bu talebelerin hizmete ihtiyaç olan beldelere bu vesile ile sevk edildiklerini söylüyor ve ayrı yerlerde bulunmalarının da tesanüde zarar vermediğini ifade ediyor.
  • Nurcuları hapsederek Risale-i Nur’ların intişarına set çekmek isteyenler Nurcuların girdiği hapislerin birer Medrese-i Nuriye’ye döndüğünü fark ettiklerinde bu sefer de Nurcuların hapsine taraftar olmamaya başlıyorlar. Nur Talebelerinin hizmetine içinde bulundukları şartlar ve dehşetli maniler engel olamamış ve olamıyor. Her nerede olsalar ve ne halde bulunsalar hizmetlerine devam ediyorlar. Hatta şartların zorlaşması onlar için bir teşvik kamçısı hükmüne geçiyor.
  • Risale-i Nur mesleğinin bir esası olan “sırran tenevveret” bir tohumun toprak altında fark edilmeden olgunlaşmasına benziyor. Bediüzzaman Risale-i Nurların tam serbest olmamasının ve gizli perde altında nurlandırmasının da çok hikmetleri olduğunu zahirdeki tazyikler ve engellemelerin de buna bir cihette hizmet ettiğini vurguluyor.
  • İmanın cereyanında olan ve karşısındaki tek cereyan de küfür olan Bediüzzaman, ehl-i küfrün başına gelen hadiseleri iman ve Kur’an perspektifinden takip ediyor. Hiçbir haberi sormayan Bediüzzaman, küfrün bayraktarlığını yapan Rusya’ya düşen büyük gök taşı hakkında talebesinin araştırıp izahat vermesini istiyor. Kafirlerin başına düşen bu taşın Risale-i Nur’un küfre attığı büyük bombalar ile alakadarlığını izah ediyor. İlginç bir tevafuktur ki Risale-i Nur’un yurt dışına en ziyade gönderilen iki mecmuasından biri olan Zülfikar Mecmuası Kur’anın Mucizeleri Risalesi olan 25. Söz ve Haşir Risalesi olan 10. Söz’ü ihtiva ediyor ve Rusya’nın Viladivostok ormanlarına düşen bu taş 25 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindedir. Bediüzzaman bu taşların Risale-i Nur’un dinsizlere manevi tokatlarını temsil ettiğini söylüyor.
  • Ramazan ayında “Sirac-ün-Nur” mecmuasını tashih ile meşgul olan Bediüzzaman çok ehemmiyetli virdlerini okumaya vakit bulamadığından müteessir iken kendisine birden[i] ihtar ediliyor ki: “Okuduğun bu mebhaslar, bir cihetle ibadet olduğu gibi, hem aynı marifetullah ve zikrullah ve huzur-u kalbî ve muhabbet-i îmaniye olmasından, senin noksan bıraktığın virdlerinin yerini tam doldurur.” Ve bunun üzerine Bediüzzaman “Elhamdülillah” diyor. Demek Risale-i Nur’un okunması çok ehemmiyetli virtlere devam etmenin semerelerini netice veriyor.
  • Bediüzzaman, nurların erkânlarından olan doktorlara bile hastalıkları hakkında danışmıyor hatta onlar yanına geldiğinde bahsini bile açmıyor. Elbette bu durum onları endişeli bir meraka sevk ediyor. Bediüzzaman da onlara izahat veriyor ki; gizli düşmanları nefis ve şeytan kendisini yakalamak için bir zayıf damarını aradıklarını insanda en zayıf damar da hastalık damarı olup hem ona ehemmiyet verdikçe hiss-i nefs-i cisim galebe çalıp mecburiyettir diyerek ruh ve kalbi susturup doktoru bir müstebid hâkim makamına koyarak tavsiye ve ilaçlarına itaate mecbur kalınacağını, bunun da ihlaslı hizmete zarar vereceğini diyor.
  • Bediüzzaman, düşmanlarının kendisine bütün bu zayıf damarlardan saldırdıklarını ve yol bulamadıklarını, mağlub olduklarını haber veriyor. İşte insanın zayıf damarları: korku

 Derd-i maişet ve tama’

 Şan ve şeref, hubb-u cah

 Manevi makam sahibi olmak

 Velayet mertebelerinde ilerlemek

Son iki madde hakiki ihlasın sırrına bakıyor ki ehl-i iman için manevi kemalât ve velayet mertebelerinde ilerlemek masum ve meşru göründüğü halde Bediüzzaman bizim mesleğimizde zayıf damardır diyor. Kemâlat-ı ruhiyeyi Nur hizmeti hâricinde aramamak gerektiğine dikkat çekiyor.

  • Hüve Nüktesi en ziyade ehl-i küfrün belini kıran bir tevhid meselesidir ki Bediüzzaman İstanbul’daki Gençlik Rehberi Mahkemesinin asıl sebebi Rehber içindeki bu bahis olduğunu söylemiştir. Bediüzzaman bu nükte için “.. yalnız maddi cihette bir seyahat-i hayaliye-i fikriyede, hava sahifesinin mütalâasıyla ânî bir surette görünen zarif bir nükte-i tevhid…” ifadelerini kullanmıştır.
  • Bediüzzaman, mektublarında zamanı ve hadisâtı öyle tarif ediyor ki, kıyamete dek dünya üzerindeki en önemli bozgunculuğu ve tamiri için çareyi haber veriyor. Şiddetli zulüm ve istibdad ve merhametsiz tahribat ile ve bir düşman yüzünden yüzer masumu perişan etmek… bunlar İkinci Dünya savaşını tavsif için kullandığı kelimeler olmakla beraber dünyanın bu günkü haline de tam tevafuk ediyor. Bunca tahribat karşısında kendileri de yaptıkları tahribatın yıkıntıları altında kalacak olanların tamir çaresi arayacaklarını haber veriyor. İnsaniyet mahiyeti yaralanacak ve ebedi arayan insanın hissiyatı ve fıtrî aşk-ı insanî uyanacak, dünyanın geçiciliği anlaşılmakla medeniyet fantaziyelerinin uyutuculuğu da âşikar olacak ve insanlık hayat-ı bâkiyeyi bütün kuvveti ile arayacak bu sürecin neticesinde de Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın hakikatlerini anlayıp bütün ruh u canları ile sarılacaklar diyor.
  • Bediüzzaman, bu millet ve vatan için en elzem vazifeyi imanlarına kuvvet vermek biliyorum diyor…

 

 

 

[i] Bu “birden” kelimesi Risale-i Nur’da çok yerlerde geçmektedir. Ciddi tetkik edilebilir. “Birden ihtar edildi ki..” “Bu ayet geldi birden perdeyi kaldırdı ve gördüm ki…” “… bu kelimenin manası birden inkişaf etti ki…” “birden bir nur kalbime geldi” “birden hutur etti” “birden iman-ı billah imdada yetişti” “birden inayet-i Rabbaniye tecelli etti” gibi defeatle kullanılan bir kelimedir. Hava su ve nur gibi olan marifetullah bürhanlarının birden inkişaf edip kuşatıcı bir hâsiyetleri var demek ki. Bütün okumalarımız gayretlerimiz ve dahi sıkışıklıklarımız bu “birden inkişaf”ın duaları olabilirler Allahu a’lem.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum