1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. Bediüzzaman’ın asra mesajı
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman’ın asra mesajı

A+A-

Önceki gün işe gelirken bir televizyon muhabiri yolumu kesti bana mikrofon uzatarak “size bir soru sorabilir miyim?” dedi. Ben de “olur, sorabilirsin” dedim.  İlk anda hangi televizyon olduğunu fark edemedim.

Direk “Bediüzzaman’ı tanıyor musun?” diye sorunca, biraz tebessümle “tam adamını yakaladınız, evet iyi tanırım, çocukluğumdan beri eserlerini okurum” dedim.

Bu defa arkasından “Bediüzzaman’ın bu asra mesajı nedir?” diye Kapsamlı ve gayet ağır ikinci bir soru geldi. O anda mikrofon üzerinde DOST TV yazısını fark ettim. Soruların neden bu şekilde geldiğini o zaman daha iyi anlamıştım.

Kendimce kısa ve öz olarak asra ve insanlığa verilen mesajı anlatmam gerektiğini düşündüm… Hitabet kabiliyetim çok iyi değil, biliyorum. Fakat bu soruya da kısa ama özet bir cevap vermem gerektiğini de biliyordum. Çünkü, iddialı konuşmuştum “iyi tanırım” demiştim.

“Bediüzzaman’ın bu asra bakan o kadar çok mesajı vardı ki, hangi birini söylesem acaba” diye geçirdim içimden.

Çocuklara, kadınlara, gençlere, ihtiyarlara, hasta ve zayıflara, musibet zedelere, siyasilere, devlet adamlarına vs. vs. birçok kesime hatta diyebilirim ki, her kesime ve her insan katmanına ayrı bir mesajı vardır. Bunların hepsini söyleyebilmek için Risale-i Nurun tamamının bir şerhini yapmak gerekirdi. Bu ayaküstü röportajda bunları anlatmak elbette mümkün değildi.

O nedenle böyle bir cevaptan vazgeçtim. Birden, bir gün önce yapılan ders aklıma geldi. Ve onu özet olarak anlatmamın daha doğru olacağını düşündüm. Aslında bu dersin bütün insan katmanlarına verilmiş bir mesaj olduğunu da dikkate alarak dedim.

Bediüzzaman Hazretlerinin bu asra ve gelecek asırlara verdiği en büyük mesajı, başta bütün peygamberlerin ve özellikle Kur’an’ın verdiği en önemli mesajdır.

Bu mesaj insanlığın hem dünyada hem de ahrette mutlu olmasını sağlar. O mesaj da:

 Allah’a iman ve Ahirete iman hakikatidir. Ve devamla…

Avrupa Medeniyet-i ve dahası kendince insanlığı mutlu edecek iki çare bulduğunu söyler.

Bu çarelerden birisi: materyalist felsefedir, materyalist ve maddeci anlayıştır.

Diğeri: hayal dünyasına götürmek ve hayal dünyasında yaşatmak keyfiyetidir.
 
Bunu Bediüzzaman Hazretleri şöyle özetliyor. “Eski Roma, Yunan'ın iki dehâsı vardı; bir asıldan tev'emdi. Biri hayalâlûddu, biri maddeperestti.” (Sözler, Lemeat)

Yani, Avrupa felsefesi insanlara iki çare sunmuştur. Birisi: İnsanların önüne koyduğu zenginliktir. Lüks ve debdebedir. Onu köşklerde, saraylarda yaşatmaya davet eder. Onu yüzlerce, binlerce bulduğu fantezilere teşvik eder.

Düzenlediği olimpiyatlarla, tesis ettiği eğlence merkezleriyle sürekli bir şekilde insanı madde ile eğlendirmeye ve keyf, zevk içinde yaşatmaya çalışır. Bununla insanları mutlu ettiğini düşünür. İnsan da bu yalancı cazibeye kapılır ve mutlu olduğunu zannederek içine düşer.

Zahiren vücud olarak çok mükemmel bir ortamdadır. Cisim hayli fazla zevk almaktadır. Ama ruh azap içindedir. Kalbi cehennemi yaşamaktadır bilmez…

İkinci bulduğu çare ise: Ürettiği romanları ile yazmış olduğu hikayelerle ve oynadığı tiyatro ile sinema ile insanları hayal dünyasına götürür. Onların hayal dünyasında peydahladığı yalancı kahramanlarla adeta uyutur.

Gösterime sunduğu diziler, fragmanlar, filmler, çizgi filmleri, belgeseller hep bu gayeye matuftur. Bu felsefeye hizmet eder. İnsanları hayal dünyasına sokarak mutlu bir hayatı onlara hayal ettirerek kısa bir süre içinde olsa mutlu yaşattığını sanır.

Bu iki çare öyle cazibedardır ki, insanın ağzının suyunu akıtacak seviyededir. O nedenle her insan bu oyuna “bilerek ve isteyerek” girer. Veya girmeye çalışır. Çabalar, üstün bir gayretle bu fantaziyelere yetişmek için sa’yeder.  Bu oyunlarla ancak, yüzde yirmisi mutlu olur veya olabilir. Yüzde sekseni azab içindedir.

Oysa bir zaman sonra görür ki, bu öyle aldatıcı bir zehirdir ki, hem dünyasını, hem de ebedi ahiretini mahveder. Bunun farkına vardığında ise iş işten geçmiştir. Yapacak bir şey kalmamıştır. Ölür ve cehennemin esefel-i safiline gider.

 “Bediüzzaman Hazretleri bu iki çare ile ilgili olarak şu acı ifadeleri kullanıyor.”

“Bil, ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, "Beşerin saadeti bu ikisiyledir." Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!” (Lemalar, sh. 120)

Evet, biz de diyoruz. Bulduğun bu iki çare senin başını yesin ve yiyecek, bir gün sende çok uzak gördüğün o cehenneme girerek insanlığa sunduğun bu yanlış reçetenin cezasını çekeceksin.

Bediüzzaman’ın, Buna karşı Kur’an’dan aldığı feyz ile insanlığa sunduğu reçete ise biraz önce de bahsettiğim gibi Allah’a iman ve Ahirete iman hakikatidir.

Sunduğu bu hakikat ile insan hem dünyada hem de ahirette mutluluğu yakalayabilir. İmanın derecesine göre bu mutluluktan faydalanır. Cismi binler elem içinde de olsa kalbi ve aklı hadsiz mutluluk ve huzur içindedir.

Allah’a iman ve Ahirete iman hakikati bu mutluluğu nasıl sağlar? Diye sorulursa Şöyle: Üstadın dediği gibi “demek, iman bir manevi tuba-i cennet çekirdeğini taşıyor.” İnsan iman ile anlar ve bilir ki, bir Rabb-i Rahim’i vardır. Onun her türlü ihtiyacını karşılayabilir. Cennet arzusunu yerine getirecek. Bütün sevdiklerini ona geri verebilir bir Zattır.

Bu Zat bütün isteklerini karşılayacağı bir cenneti vaat etmiştir. Dünyada onu düşmanlarından koruyacak ve her türlü hacatına ve isteğine cevap verecek bir Rahman-ı Rahimdir.

Bunu bilmek ve bu duygu ile yaşamak kadar lezzetli saadetli ve mutlu bir hayat olamaz. Her türlü düşmanından korunacağını bilmek, her türlü ihtiyaç ve isteğinin karşılanacağına inanmak ve tüm sevdikleriyle buluşacağını kabul ve tasdik etmek kadar güzel bir hal ve vaziyet olabilir mi?

İşte Kur’an ve iman insana bu dünya da dahi bir cenneti yaşamayı insana teklif ediyor ve davet ediyor.

Bu cevabım röportajı yapan arkadaşın da hoşuna gitti ki, başka soru sormadan teşekkür edip ayrıldı.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.