1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. Bediüzzaman’dan deliliğe fetva
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman’dan deliliğe fetva

A+A-

Akılları pazara çıkarmışlar yine herkes kendi aklını almış. Akıl hayat nimetinden en sonra en kıymetli bir nimet. Gerçi akıl olmasa hayatın da anlamı yok. Anlamı anlamak için de akıl gerek.

 

Akıl, ayırt etme, değerlendirme fonksiyonu olarak iyidir de her şeyi akıl süzgecinden geçirmek ise akıllı işi değildir. Mantık aklın terazisi veya ölçme aletidir.

Aklın ölçüleri dışına çıkana deli diyorlar. Halbuki, deliler olmasa insanlık bugünkü teknolojik gelişmeleri yaşayamazdı.

 

Bilgisayar ilk yapıldığında akıllılar, “bu cihazı dünyada belki bir iki yerde ya kullanılır ya kullanılmaz” demiş. Fantezi ve gereksiz demişler. Durum ortada…

 

Risale-i Nur’un belirli yerlerinde deliliğe cevaz veren yerler var. Bu delilikle ilgili yazıyı ne zamandır yazmayı düşünüyordum.

Gerekçeleri izah ve ispat edecek verileri bir araya getirememiştim.

Yılın en uzun gecesi, güneşin en geç doğduğu 21 Aralık sabahı, namaz sonrası, mutat Risale okumalarımda tevafuk, tam yerine gelmişim. 13. Şua’nın son mektubu dikkatimi çekti. İşte buldum dediğim o bölümü aynen aktarıyorum:

 

“Kırk sene evvel ehl-i siyaset, bana bir cinnet-i muvakkate isnadıyla tımarhaneye sevkettiler. Ben onlara dedim: Sizin akıllılık dediğinizin çoğunu ben akılsızlık biliyorum, o çeşit akıldan istifa ediyorum, (Meâlen) “Herkes delilidir. Fakat hevanın derecesine göre delilik farklılık gösterir” kaidesini sizlerde görüyorum demiştim. Şimdi dahi beni ve kardeşlerimi şiddetli bir mes'uliyetten kurtarmak fikriyle bana mahrem risale cihetiyle ara sıra bir cezbe, bir cinnet-i muvakkate isnad edenlere aynı sözleri tekrarla beraber, iki cihetle memnunum:

Birisi: Hadîs-i sahihte vardır ki, "Bir adam kemâl-i imanı kazandığına, avâm-ı nâsın akıllarının tavrı haricindeki yüksek hallerini mecnunluk, divanelik saymaları, onun kemâl-i imanına ve tam itikadına delâlet eder" diye ferman ediyor.

İkinci cihet: Ben, bu hapisteki (Denizli hapsi) kardeşlerimin selâmetleri ve necatları ve zulmetten kurtulmaları için, değil yalnız bir divanelik isnadını, belki kemâl-i fahir ve ferahla tamam aklımı ve hayatımı feda etmesini kabul ediyorum. Hattâ siz münasip görürseniz, o üç zatlara benim tarafımdan bir teşekkürname yazılsın ve onları mânevî kazançlarımıza teşrik ettiğimiz bildirilsin” diyor.

 

Bilindiği üzere Üstad Bediüzzaman ilk defa İstanbul’a gittiğinde padişahtan şark için medrese talep eder. Müdaheneci (dalkavuk) protokol engelini aşamaz. Sus payı ihsan-ı şahane olarak verile altın kesesini kabul etmiyor. Saray protokolüne göre ihsan-ı şahaneyi kabul etmemek ancak mecnun bir insandan sadır olabilirdi. Mecnun birinin olması düşünülen yer Toptaşı Tımarhanesidir.

 

Akıl doktoru tarafından Üstad hakkında bir rapor düzenlenmesi istenir. Doktor Bediüzzaman’ı dinler. Medreselerin pasif, miskin şevksiz, motivasyon eksikliğinden bahseder. Talebeler arasında müsabaka ile motivasyon kazanabileceğini eğitim sistemi üzerinde fikir beyan eder. Doktor böyle orijinal farklı düşüncelerin sahibi birinin deli olamayacağını güçlü olarak ifade etmek için der, ”Bediüzzaman deli ise dünyada akıllı adam yoktur” diye rapor verir.

 

Yine günümüzün meşhur akıl doktorlarından (psikiyatr), Prof. Dr. Nevzat Tarhan, radikallik üzerine yaptığı değerlendirmede, “Tarihte insanlığın önünü çağının deli olarak tanımlanan adamları açmıştır” demişti. Bu cümleyi birkaç kere yazılarımda kullandım. Bu ifadeye bayılıyorum.

 

Anadoluda bir söz vardır. Çocukluğumda annemden işitmiştim.. “Akıllı düşününceye kadar deli yol alır.”

Girişimcilikte, yatırım stratejilerinde her zaman risk vardır. Risk büyüklüğü oranında kazanç oranı da büyüktür. Nimet külfet dengesi. Riski göze alamayan bir şey yapamaz, büyüyemez. Riske cesaret eden girişimciler için de genellikle “deli… kara gözlü…” gibi sıfatlarla tanımlanır.

“Gemiler limanda risk altında değildirler. Ancak gemilerin yapılış maksadı limanda beklemek değildir”. Limandan çıkmayan, dalgalı denizleri göze almayan gemi ne işe yarar?

İş yapmayan, karar vermeyenler hata yapmazlar.

 

İnovasyon (yenilik) kelimesini umulmadık insanların ağzından duyunca şaşırdım. Organize sanayi bölgesi özel olarak inovasyon eğitimleri düzenlemiş, web sitelerinden okudum. Gerçekten ülkem adına sevindim.

Evet, insan tabiatı hep yeniliği, değişimi arzu eder. Fakat alışkanlıklar rahatlık bölgesi oluşturmuştur. Rahatının da bozulmasını istemez. “Değişim iyidir güzeldir de hele bir başkaları başlatsın da bakarız…” der. Rutin tekrar edilen davranışlar alışkanlık oluşturur. İşi otomatik pilota devretmektir.

 

Alman düşünür, A.N.Whitehead’ın rutin hakkında çok beğendiğim bir sözü var, “Bütün sosyal yapıların putu rutinlerdir” diyor. Bizim anlayacağımız dildeki karşılığı “statüko”dur.

Statüko denilince bürokrasi akla gelir. Balzac, bürokrasi için “Cüceler tarafından idare edilen dev bir mekanizma” diyor. Sınırlı sorumlu, kendisinden önce veya üst erk tarafından belirlenmiş kuralları geçilmez kalın duvar kabul etmiş zavallılar. Her türlü yenilik ve farklılığın önünde karşı durmak reflekslerine sahiptirler.

 

Statükoyu ancak deliler veya alışılmışlığın dışında düşünenler değiştirebilir. Üstad Bediüzzaman gönüllü delidir. İslâm tarihinin bin küsür yılın alışılagelmiş, İsrailiyat ve hurafe virüsleri bulaşmış paradigmalarının üzerine çizgi çekmiştir. Taklit, kopyadan, virüslerden arınmış, asr-ı saadetten günümüze yeni bir oto yol açmıştır.

Risale-i Nur gibi eşi ve benzeri olmayan, özgün, orijinal, farklı, asr-ı saadet modelini günümüze uyarlanmış bir sistemin mimarıdır.

Ancak, resmi ideolojinin öğretisinden geçmiş bizler risaleleri ve Bediüzzaman’ı farkında olmadan resmi ideolojinin paradigmaları ile yorumlama hatalarına düşebiliyoruz.

Bozuk aletle doğru bir sistemi ölçmek gibi bir gariplik. Ölçme cihazlarımızı asr-ı saadet modeli olan Risale-i Nur’la kalibre edilmeli. Bakış açımız, paradigmalarımız kalibre edilmeli. Ayarlanıp set edilmeli.

Resmi görüş, deve gibi her yanı eğri büğrü bir ucube.

Halbuki, Bediüzzaman ve Risale-i Nur’un, dini, imanı, Kur’an’ı, İslâmı, insanı ve hayata dair her şeyi özgün ve farklı yorumlamıştır. Veraset-i Nübüvvet sırrına haiz, sahabe metodunun günümüze uyarlanmasıdır. Müceddittir. Her şeyi ile yenidir, yenilikçidir, inovatiftir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.