1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Bediüzzaman yemeklerle tesbihat yaptırdı
Bediüzzaman yemeklerle tesbihat yaptırdı

Bediüzzaman yemeklerle tesbihat yaptırdı

Ali İhsan Tola anlatıyor

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Ali İhsan Tola anlatıyor:

1950 senelerindeyiz. Sav Köyünde teksir ettiğimiz İşârat-ül İ’caz Mecmuasını yazıp bitirdikten sonra tashih için bir nüshasını Isparta’ya Hazret-i Üstada götürdüm. Hazret-i Üstad beni Isparta’daki evinde, odasının kapısında karşıladı. Mübarek ellerini öptüm, eseri teslim ettim. O sıralarda kendi nefsimi tezkiye için oruçla riyazet yapmakta idim. Hazret-i Üstad bana şöyle dedi: “Hizmet zamanı yemeyi içmeyi terk edersen, nefsine hizmet ettiremezsin, bu dalalet olur. İhtiyacı olan gıdayı verir de, hizmet-i îmaniyede çalıştırırsan, Allah rızası için Cihad olur. Ben dahi tashih hizmetlerinin çok olduğu şu günlerde gözlerim yoruluyor. Gözlerimin yorgunluğunu gidermek için kuzu etinden köfte yaptırması için Bayram’ı gönderdim.” dedi. Ve köfteler geldiğinde bir tane de bana yedirdi.

Sonra İşârat-ül İ’caz mecmuasının tashihine başlandı. O sırada ben dışarıda başka bir işle meşgul iken tashihe başlanmıştı. Odaya girdiğimde bir nüsha da bana verildi. Takip ederken kafama bir mesele takıldı: Sûre-i Bakara’nın baş Ayeti olan “Elim Lâm Mim” kelimesinin izahı... Ben girmeden okunmuş, “keşke ben de duysaydım” diye iradesiz içinden geçiriyordum. Hemen Hazret-i Üstad; “Keçeli sen sonradan geldin, okunan yerlerden anladığın kadar yeter” dedi. “Peki Üstadım” dedim. Ama iradesiz aynı şey aklıma tekrar geldi. Hazret-i Üstad yine hissetti ve aynı cevabı verdi. Sonra kitaptan on sayfa okundu ve “Fatiha” denildi.

Hazret-i Üstad yemek yemeyi tesbihat manasına getirerek “Sen tesbihat yapmamışsındır” diyerek, “Mutfağa buyurun” dediler. Mutfağa geçerek mutfakta bulunan suda ıslatılmış kuru ekmek ile yumurta yemeğinden yemeye başladım.

Hazret-i Üstad diğer talebeleriyle birer birer yiyecek erzak gönderiyordu bana. Ceylan büyükçe bir ekmek getirdi “Ağabey bu ekmek seninle tesbihat yapacak” dedi. Arkasından Tâhirî Mutlu Ağabey büyükçe bir teneke içinde yağ-zeytinler getirdi “Bu zeytinler seninle tesbihat yapacaklar.” Onun da arkasından Zübeyir, bardak içinde üzüm taneleri getirdi “Ağabey bu üzüm taneleri seninle tesbihat yapacaklar” deyince; ben gönlümden dedim: “Haydi Ceylan ve Zübeyir gençler, belki benimle şaka ediyorlar. Yaşlı başlı Tâhirî Ağabey de mi benimle şaka ediyor” derken kafam çalıştı, jeton düştü. Hazret-i Üstad hissimi açık seçik bana izah etmiş bulunuyordu.

Evet ben bundan anladım ki; Hakaik-i imaniye büyük bir sofra-i İlâhî olmakla, bana düşen hâfıza-i midemin aldığı kadar olduğunu Hazret-i Üstad bana faaliyet ile ders veriyordu. Bilahare ben müsaade istedim, Sav yoluna girdim. Sav’daki hizmete döndüm.

(Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor-2)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum