1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Bediüzzaman ve talebelerinin iftar sofrasında gördüklerim
Bediüzzaman ve talebelerinin iftar sofrasında gördüklerim

Bediüzzaman ve talebelerinin iftar sofrasında gördüklerim

Emekli Astsubay Muzaffer Erdem’in sözleri

A+A-
Risale Haber-Haber Merkezi
 
Emekli Astsubay Muzaffer Erdem Anlatıyor:
 
Önceleri yine bir asker olan Pilot Ali Demirel’in verdiği Eşref Edip’in Tarihçe-i Hayat kitabını okumuştum. Pilot Ali Demirel, Sabri Halıcı Ağabeyin oğlu Şehid Pilot Ömer Halıcı ve Yaşar Seçkin’le beraber okurduk risaleleri. 
 
Sene 1954. Ramazan ayı içindeydik. Üstadı ziyarete karar verdim. O sırada Üstad Barla’daydı. Önce Isparta’ya gittim. Fakat çok ziyaretçi olduğundan, Üstad rahatsız oluyor, ağabeyler de götürmek istemiyorlardı. Bir hafta bekledim. Artık ümidimi kesmiş olarak geri dönerken Ceylan Ağabey peşimden geldi, “Seni Üstada götüreceğim” dedi. 
 
İftarı Ceylan ağabeyle beraber Barla’ya az kala yolda açmıştık. Barla’ya vardığımızda Zübeyir, Tâhirî, Sungur ağabeyler oradaydı. Üstadımızın mübarek ellerinden öptüm; anamı, babamı sordu Hz. Üstad. 
 
Ağabeylerin iftar yemeği dikkatimi çekmişti. Zübeyir ağabey fasulye pişirmiş. Fakat fasulyeler suyun içinde zor bulunuyordu, bazen kaşığa giriyor, bazen de sırf su içiliyordu. O kadar yokluk içindeydi ağabeyler... Şimdiki hâlimize bakıp israf etmemek lâzım... Üstad da yoğurtlu pirinç yemeğini “Bunu misafire verin” diye bana gönderdi. İki kaşıklık bir şey…
 
Teravih namazını ve sabah namazını dersanenin bitişiğindeki “Yokuşbaşı Mescidinde” Üstad’ın arkasında kıldık. Üstad: “Kardaşımın yol parası yoksa benim hesabıma bir taksi tutun” dedi. Ben öğlen namazını da Üstad’ın arkasında kılmak istiyordum. Ceylan ağabeye söyledim. Üstad benim gitmediğimi görünce “Misafir niye gitmedi?” diye sordu. Ceylan ağabey de arzumu söyledi. Üstadın arkasında tekrar namaz kılmak nasip oldu.
 
Daha sonraları Üstad Hazretlerini Isparta ve Eskişehir’e gelişlerinde defalarca ziyaret ettim. Eskişehir’e geldiğinde Yıldız Oteli’nde ve Abdülvahid Tabakçı’nın evinde kalıyordu. Biz de ziyaret ediyorduk. Ben Üstadı resmî elbiselerle ziyaret ediyordum. Bize “Seni Zübeyir, Tâhirî, Sungur, Bayram, Ceylan, Hüsnü gibi kabul ediyorum” derdi. Ben şimdi bu ağabeylerin isimlerini saymasının sırrını “onlara tâbi olun” manasında olduğunu anlıyorum.
 
(Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor-1)
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum