1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Bediüzzaman ve Sultan Abdülhamid
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman ve Sultan Abdülhamid

A+A-

Hilal Kaplan Hanımefendi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan muhalefetle, Sultan Abdülhamit’e yapılan muhalefet arasında benzerlikler kurmuş. Şimdi bunu doğuran nedenler neler ki böyle bir kıyas yapılmış? Bediüzzaman, Erdoğan ve Abdülhamit Han’ın benzer yönleri yok değil. Üçü de bunalımlı dönemlerde istikrarı ve huzuru temin için çalışmışlar.

Bediüzzaman 31 Mart olayında o karmaşada kavgayı küçültmek, İttihad-ı Muhammedi Cemiyetinin şerlerine engel olmak, İttihat Terakki’nin biraz da müphem siyaseti ve arkasından Sultan’ın bekasının devamını sağlamak, bir de mutlak bir idarenin yerine meşruti bir idarenin daha maslahatlı olacağı gibi gayeler güdüyordu.

Hareket ordusunun, karışık ve maksadı karanlık unsurlardan oluşturulması, irticayı bastırmak için ithal bir ordu gibi hazırlanıp, İstanbul’a sevk edilmesi, aynen Napolyon’un  Elbe adasından Paris’e yürümesine benziyor. Görünürde masum bir maksadı vardır ama İstanbul’da bu hareketi bastıracak ordu vardır ve bu ordu Hareket ordusu gibi karışık ve beklentili unsurlardan oluşmuyordu. Bu, devletin resmen karanlık güçler tarafından bir maceraya itilmek istendiğini gösterir.

Devletin içinde iki ordunun karşı karşıya getirilmesinin nelere neden olacağını ortaya koyacak güçlü bir irade de yoktur zaten. Bediüzzaman’ın bizim hala devam etmekte olan gizli batılı ve harici güçlere nasıl sahne olduğumuzu gösteren harika bir siyaset felsefesi sözü vardır. “Avrupa orada üflüyor bir buraya oynuyoruz.” Yani biz bir sahneyiz, sahnedeki şahsın rolü sahnenin bir yerindeki süflörün elinde. O üflüyor oyun dramatize ediliyor, seyirciler de halkımız seyrediyor.

Bediüzzaman, Vahdeti’nin karanlık bir adam olduğunu biliyor, onun elinde İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin kurucusunun mizacındaki dengesizlikten ötürü bir şerre alet olacağını hissetmiştir. Sina Akşin, 31 Mart konusunda yaptığı önemli araştırmasında Bediüzzaman’ın eserlerinden habersizdir, bu yüzden tek yönlü taramalar onu sağlıklı sonuçlara götürmez. Bediüzzaman inanılmaz cesareti ile hareketi bastırmak ister. Bu adeta taşan bir okyanusun karşısına bir sal ile çıkmak gibidir.

Bediüzzaman, 31 Mart’ta basının kötü rolünü anlatır, buna birçok gazete ve Volkan da dahildir: ”Gazete denilen huteba-yı umumi iki kıyas-ı fasitle milleti bataklığa düşürmüştür. Birincisi vilayatı İstanbul’a kıyas ederek, halbuki elifbayı okumayan çocuklara felsefe dersi verilse sathi olur. İkincisi İstanbul’a Avrupa’ya kıyas etmişler. Halbuki bir erkek kadının kametinden istihsan ettiği libası giyinse maskara ve rezil olur.“ (1390)

Sina Akşin, Bediüzzaman’ın hangi İttihad-ı Muhammediye taraftar olduğunu onun yazılarını okusaydı daha sağlıklı düşünürdü: “Biz kalu beladan İttihad-ı Muhammedi’ye dahiliz. Cihetül vahdeti ittihadımız tevhiddir. Peyman ve yeminimiz imandır.” (1930)

Bediüzzaman, Vahdeti’yi yazılarında ikaz eder, alet olmaması yolunda. Çünkü Vahdeti sonradan idam edilmiştir, İngiliz casusluğu sabit olmuştur. Ama dini kullanmış, milleti sokağa dökenlerin başlarındandır. Bediüzzaman ise olayları yatıştırmak için nasıl gayret ettiğini Divan-ı Harbi Örfi’de yani sıkıyönetim mahkemesinde heyete izah eder. Tarihçilerin Bediüzzaman’dan haberi yok, nerede gazete yazarlarının olsun ki, araştırmacı gazetecilik yok ki bu ülkede.

Divan-ı Harbi Örfi’de Hurşit Paşa kumandasındaki mahkemede bütün korkuları bir kenara iter ve heyete der: ”Ayasofya’da, Fatih’te, Bayezıt’da Süleymaniye’de umum ulema ve talebeye hitaben müteaddid nutuklarla şeriatın ve müsemma-yı meşrutiyetin münasebat-ı hakikiyesini izah ve teşrih ettim. Herhangi bir nutuk irad ettimse, herbir kelimesi kimsenin bir itirazı varsa bürhan-ı kati ile isbata hazırım. Ve dedim ki asıl şeriatın meslek-i hakikisi hakikat-ı meşrutiyet-i meşruadır.” (1921)

Bütün siyasi tarih Bediüzzaman’ın o mahkemeden nasıl idam edilmeden kurtulduğuna hayret eder. Nevzat Köseoğlu, Sina Akşin de bu hayret edenler içindedir. Ama birisi de bu Divan-ı Harbi Örfi’yi okumamıştır. Hüküm var desteği yok. Aradan yüz yıldan fazla bir süre geçmiş hala aynı teranelerle hareket ediyor bizim araştırmayan gazetecilerimiz.

Divan-ı Harbi Örfi, Türk siyasi tarihinin ibret ve hürriyet vesikasıdır. Bediüzzaman’ın cesareti azime-i harika ve muhayyir ül ukul tavrının tesbitidir.

O hareket ordusu ve şeriat ister gibi görünen avamın bu yaptıklarının Sultan’ın tahttan indirilmesi olduğu gaybi maksadını biliyordu, bu yüzden hareketi tadil etmeye, hızını gevşetmeye çabaları bir oranda başardı. “Harbiye nezaretindeki askerler içine Cuma günü ulema ile beraber gittim. Gayet müessir nutuklarla sekiz tabur askeri itaate getirdim. Nasihatlerim tesirini sonradan gösterdi.” (1923)

Askeri, saf Müslümanları sokağa döken hareketi bastırmak için Bediüzzaman daha ne yapsaydı? Çocukların sokak şarkıları söylediği gibi onu sıradan bir muhalif göstermek, ne onu tanımaktır ne da Sultanı.

Sonucu Sultan’ı indirmek olan bu hareketi görmüş. Sultanı kurtarmak için kendini ölüme itmek ister: “Mart’ın otuzbirinci gününde  dehşetli hareketi iki üç dakika uzaktan temaşa ettim. Müteaddid metalibi işittim. (farklı maksatları) Fakat yedi renk süratle çevrilirse  yalnız beyaz göründüğü gibi o ayrı ayrı maksatlardaki fesadatı binden bire indiren ve avamı anarşistlikten kurtaran, lafz-ı şeriat yalnız göründü.” ( 1923)

Demek maksad ne hareketi bastırmak ne de meşrutiyet. Maksad büyük bir istikrar unsuru olan Sultanı indirmek. İngiltere bir kolu Kıbrıs’a bir kolu Selanik’e dayanan büyük bir hafiye teşkilatı ile hakperest sureti giyerek sultanı indirdi.

“Anladım ki iş fena, itaat muhtel, nasihat tesirsizdir. Yoksa her vakit gibi yine o ateşin söndürülmesine  teşebbüs edecektim. Üç dakikadan sonra çekildim. Bakırköy’e gittim, ta beni tanıyanlar karışmasınlar. Rastgelenlere de karışmamak tavsiye ettim. Eğer zerre miktar dahlim olsaydı, zaten ellbisem beni ilan ediyor, istemediğim bir şöhrette beni herkese gösteriyordu. Bu işte pek büyük görünecektim, belki Ayestefonas’a kadar tek başıma olsun Hareket ordusuna karşı mukabele ederek isbat-ı vücut edecektim. Merdane ölecektim.” (1923)

Hareket ordusu başarılı olmasa Sultan tahtını koruyacaktı. Ey Bediüzzaman’a bühtanda bulunanlar. Onda kirli bir duruş bulamazsınız. Bediüzzaman’ı, eserlerini ve dönemin siyasi olaylarını tahkik etmeden yapılan yorumlar yanlış olur. Gelin onu okuyun.

Eğer Sultan, Bediüzzaman’ın okul isteklerine makul cevap verip örneklerini uygulasaydı, o kapıyı açsaydı, bugün bu ülkenin hali başka olurdu. Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa muhaliftiler. Zamansız bir parlamenterizmin talebçisi idiler, onlar bastırıldı. Sürgün edildiler. Sultan bunda haklı ama Bediüzzaman hiçbir zaman böyle bir niyeti olmayan bir kişi idi. O eğitimsizliğin ülkeyi getirdiği yeri görüyor, geleceğin çalacak tehlike çanlarının sesini o dönemde hissediyordu. Sultan onu dinlemedi.

Şimdi ülkede 31 Mart yok ama bir kaosa itilmek isteniyor. Bediüzzaman yine burun ucu ile gündemde, siyaset eczanesinde cankurtaran simidi. Ama asıl konu insanları ihanete iten nedenlerin başında din, kültür ve sanat özellikle iman kimliğidir. Bunlar yok. Siz sivrisinek öldürmekle bataklığı temizleyemezsiniz. Gelin Bediüzzaman’ın bazı eserlerini liselere, üniversitelere sokun. Asrın mantığına göre imanın ışığı içlerine girsin yoksa boşuna.

Diyarbakır’da öğrencilere “ya Bediüzzaman okursunuz birlikte yaşarız ya da birbirimizi yeriz” dedim. Benim dediğim çıktı. Kasırga koptu, şimdi ne oldu? Olanlar ortada.

Bediüzzaman Divan-ı Harbi Örfi’de Sultan-ı Selim’in mısralarını nakleder:

İhtilaf-ı tefrika endişesi

Kuşe-i kabrimde hatta bikarar eyler beni

İttihadken savlet-i adayı defa çaremiz

İttihad etmezse millet dağıdar eyler beni

Yavuz Sultan Selim (ra)

Bediüzzaman yalnız siyasetin değil bütün değerler manzumesinin istikrar unsurudur. O gün Sultan’ı kurtarmak için çabaladı. Eczanenin etrafında ilaçların kudreti hakkında beyan kimseyi kurtarmaz, değil mi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
14 Yorum