1. YAZARLAR

  2. Ediz SÖZÜER

  3. Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-İ Nur (Yeni Tarihçe)
Ediz SÖZÜER

Ediz SÖZÜER

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-İ Nur (Yeni Tarihçe)

A+A-

Büyük bir deha ve yüksek bir İslam alimi olan ve bu vatan topraklarında çıkmasıyla iftihar ettiğimiz Risale-i Nur eserlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursi’nin 23 Mart 1960 olan vefat günü ve Bediüzzaman haftası münasebetiyle, bütün fedakar nur talebelerine ve memleket ferdlerine, tatlı bir yadigar olarak yeniden kaleme alınan Tarihçe-i Hayatı takdim etmek istiyoruz.

Bu çalışmanın hiçbir tarafgirlik, önyargı ve itiraza yer bırakmayacak derecede makul yaklaşımı, kalbe hitap eden ikna ediciliği ve entellektüel üslubu sayesinde (eğer iyi kullanılırsa) "Risale-i Nur ve Üstad Bediüzzaman'ın ve Risale-i Nur dershanelerine gitmenin öneminin anlaşılması" ve "M.Kemal'in ve icraatlerinin mahiyetinin bilinmesi" konularında, Allah'ın izniyle hakikatlerin kalben kabulüne yol açacak kuvvette olduğuna inanıyoruz. Sizlerden de ihtiyacı olan ve uygun gördüğünüz insanlara ulaştırarak bu kuvvetli hizmet aracını kullanmanızı arzu ediyoruz.

Gerek Risale-i Nur’a gönül vermiş düzenli okuyucularına, gerek Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere, bu yeni tarihçeyi hararetle tavsiye ediyor ve önemli bir kaynak eser olarak takdim ediyoruz.

Bu kitap, hem ahirzaman insanı olan bizleri, varlığından ve mahiyetlerinden haberdar olmamız gereken en önemli şahsiyetlerle ve hakikat rehberi eserlerle tanıştıracak; hem de cennetin manevî zevkini bu dünyada tattıran ve “Risale-i Nur Dershanesi” denilen, eşine rastlanmaz bir manevî âleme elimizden tutup götürecek bir yol arkadaşı ve kuvvetli bir hizmet aracı olacak.

ediz_sozuer-001.jpgKitabın kısa versiyonu, “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur İzah Metinleri” isimli kitap çalışmamızın sonuna eklenen bir bölümdür. Bu çalışmanın genişletilmiş özel versiyonunda bulunan ilave metinler, sadece burada yayınlanmıştır.

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatının anlaşılır, akıcı ve şiir tadında bir üslubla ve farklı bir tarzda yeniden kaleme alındığı bu kitabı okuyanlar, eserleri dünyayı dolaşan bu büyük insan ve davası hakkında çok ciddî bilgi sahibi olacaklar. Bu eser, hacminden çok daha fazlasını vaad eden zengin ve orijinal içeriği ile sizi bambaşka bir dünyanın içinde hayalen gezdirecek.

Yaşantısıyla hayranlık uyandıran bir dehanın şaşırtıcı ve sıradışı hikayesini, farklı kaynaklardan bir araya getirilen ve her yerde okuyamayacağınız bilgiler ışığında okuyacaksınız.

Toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşüme ciddî katkılar sağlama kabiliyetinde olan ve maddeten vücut bulmamış manevî bir okulun ihtişamlı faaliyetiyle; “Manevî Medresetüzzehra”yla tanışacaksınız.

Risale-i Nur eserlerinin hangi elverişsiz şartlar içinde, tarihte eşine rastlanmamış bir eğitim seferberliğiyle, her kesimden insanı nasıl karşı koyulmaz, büyüleyici etkisi altına aldığını ve okuyucularını yeni baştan inşa eden, kendisini bir ömür boyu okutan ve insan eliyle yazılmış kitaplar arasında tarihin emsalini kaydetmediği bir toplumsal vakıa ve hakikat rehberi olarak ilim ve irfan sahasına atıldığını öğrenecek ve büyük bir heyecan ve hayret duyguları içinde kalacaksınız.

Ayrıca, bu genişletilmiş özel versiyonda, Bediüzzaman’ın siyasete ve hükümet icraatlerine temas eden fikirlerinin ve M.Kemal hakkındaki kanaatlerinin çok farklı bir yaklaşımla ve entellektüel bir bakış açısıyla ele alındığı zengin bir içerik bulacaksınız.

“Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur İzah Metinleri” kitap çalışmamızın, “Yolculuğunuz Daha Yeni Başlıyor!” isimli son sözü, Risale-i Nur’un okunmasının ve Risale-i Nur derslerine katılmanın önemi hakkında kalbin derinliğinden samimiyetle kopup gelen duygulu, çarpıcı ve etkileyici tespitler içerdiğinden, bu çalışma içine alınmıştır.

Bu yazımızda M.Kemal ve icraatleri hakkında Bediüzzaman’ın kanaatlerini aktardığımız bölümdeki fikrî ve makul yaklaşımımızı ve yazımızın başındaki iddiamızı teyit maksadıyla kitabımızdan bir bölümü buraya alıyoruz:

“…Maneviyat âlemini ilgilendiren, âhirzamanda gelecek ve islam dinine zarar verecek bir şahsa ait müteşabih hadislerin yorumlarını benimsemek veya reddetmek tamamen dinî, ilmî ve vicdanî bir hadisedir. … Yalnız burada şöyle önemli bir nokta vardır. Eğer ilmî seviyesinin yüksekliği herkesçe tasdik edilmiş, makbul ve itibar gören bir islam âliminin, hadiste haber verilen, zararından korunmamız için ikaz edildiğimiz ve “Dine, Kuran'a zararlı biri”nin kim olduğu hakkında herhangi bir iddiası veya ilmî bir tespiti varsa, bu önemli bir mesele olduğu için elbette dinî hassasiyeti olanlarca bu tespitler dikkate alınacak ve üzerinde durulacaktır. Bu noktadan Bediüzzaman gibi büyük bir âlimin yaptığı yorumları, dinî hassasiyeti bulunan birinin merak edip incelemesi ve bu te’villere itibar etmesi kadar tabiî bir durum düşünemiyoruz.

Böyle ilmî tespitler, elbette inanan bir insan yanında itibar ve ilgi görecektir. Dindar bir insan elbette ‘Aman o hadiste bildirilen ve Kur’âna zararlı olan kişinin kim olduğunu bilmemek gibi bir gaflette olmayalım’ diyecektir. Bu, meselenin vicdanî, dinî ve ilmî boyutudur ve hiçbir hukukî sorumluluğu olmayan yönüdür.

Fakat diğer taraftan meselenin fiiliyata bakan yani kişiye göre değişebilen yorumlara değil, somut işlere ve faaliyetlere bakan bir yönü vardır ki, Bediüzzaman da işte bu noktaya dikkat çekiyor.

Mahkemeye sunulan bir dilekçede şu ifadelere rastlanıyor: “…. millet-i İslâm için pek çok zararlı olduğunu ef'âliyle  ispat eden ve hadis-i şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu, hayat ve mematıyla  gösteren Mustafa Kemal'e…”

Burada “ef’âliyle ispat eden” yani fiiliyatıyla gösteren ifadesi üzerinde durmak istiyoruz. İnkılablar adı altında yapılan icraatler ve mahiyetleri ortadadır. Bu icraatlerin islam dininin hükümlerine uygun olup olmadığı, imanın gereklerine ters düşüp düşmediği ve dolayısıyla bu uygulamaların dine zarar verip vermediği yönünden incelenmesi ve ele alınması doğru bir yaklaşım olacaktır. Zaten islamî hassasiyete sahip insanlar, bu tür icraatlere baktıklarında dinen tasvip edemeyecekleri noktaları –eğer varsa- göreceklerdir ve görmelidirler.

1000 yıllık kültür ve medeniyet birikimimizi ifade eden Kur’ân hattının kaldırılması ve yasaklanması, Kur’ân öğreniminin, din eğitiminin ve dinî mahiyette kitap basımının yasaklanması, dinen küfür âlameti olarak görülen ve takılmasının caiz olmadığına tüm islam âlimlerinin hükmettikleri ve takılmasında hiçbir fayda bulunmayan şapkanın müslüman halka zorla ve cezaî müeyyide getirilerek toplumun tüm kesimlerinde mecbur kılınması, islamî kıyafetin özellikle kamu kurumlarında kesin olarak yasaklanması, islam âlemini birarada tutan manevî bir bağ olan hilafetin kaldırılması, ezanın aslî halinin okunmasının yasaklanarak, Türkçe şekliyle okunmasının mecbur hale getirilmesi ve Arapça okuyanların şiddetle cezalandırılması, 1400 yıllık islam hukuku birikiminin tamamen terk edilerek batı hukukunun toplumsal, dinî ve kültürel farklılıklarımız hesaba katılmadan aynen kopyalanarak alınması, medrese, tekke ve zaviyelerin zamanın gerisinde kalmış veya kötüye kullanılmış yönleri varsa, bunların tespit edilerek ıslah edilmeleri yerine toptan kaldırılmaları ve açılmalarının yasaklanması gibi uygulamaların, islamî hassasiyete sahip ciddî dindar olanlarca kabul ve tasvib edilmemesi, fikren red edilmesi fikir ve vicdan hürriyetinin tabiî bir neticesidir, en temel insan hakkıdır.

Diğer taraftan bir insan, bu türden icraatlerin hiçbirinde bir terslik hissetmiyor ve rahatsızlık duymuyorsa, böyle düşünen ve hisseden bir insan için zaten ortaya koyulacak ve üzerine konuşulacak bir mesele yoktur.

Bediüzzaman, en temel insanî hakkını kullanarak, yapılan bazı uygulamalara fikren ve ilmen muhalif olduğunu ve bir İslam âlimi olarak onaylamadığını açıkça ifade etmiştir. Bediüzzaman hakkında rejime karşı olduğu, dini siyasete alet ettiği, devlet düzenini yıkmak niyeti taşıdığı yönünde çok sayıda menfî propaganda yapılması ve hatta kasten Şeyh Said’le karıştırılması sebebiyle, biz de çeşitli kaynaklardan araştırarak aynen naklettiğimiz bu vesikalarla, Bediüzzaman’ın bu ithamlar karşısındaki duruşunu, kendi yorumumuzu katmadan ortaya koyduk.”

Kitabımızdan aldığımız parça burada bitti. Umuyoruz ki böyle nazik bir meseleyi hiçbir tarafgirlik, önyargı ve itiraza yer bırakmayacak derecede makul bir biçimde ortaya koymak noktasında faydalı olacaktır.

Yeni Tarihçe’nin tamamını okumak için, tamamı okunabilir ve pdf olarak indirilebilir bir ücretsiz E-Kitap olarak yayınladığımız kitabımıza aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.

Google Books: http://books.google.com.tr/books/about?id=SCsLBwAAQBAJ&redir_esc=y

Google Play: https://play.google.com/store/books/details?id=SCsLBwAAQBAJ

Kitabımız ücretsizdir, “Ücretsiz Örnek” bölümünden tamamı okunabilir. Google Play'de "0 (sıfır)" liraya satın almak için kredi kartı bilgilerinizi kaydettirmeniz, tamamen teknik bir gerekliliktir. Ayrıca kitabımızı PDF veya WORD formatında indirerek E-Kitap olarak okumak veya çıktısını alarak ciltlettirerek okumak isteyenler için İNDİRME ADRESİ: yadi.sk/d/cs2sRKj_czB2J

Gönüller fatihi büyük üstadımızın, davasının ve eserlerinin en mükemmel manada anlaşılması dileğiyle…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.