1. YAZARLAR

  2. Kadir AYTAR

  3. Bediüzzaman nasıl bir gazete istiyordu? (IV)
Kadir AYTAR

Kadir AYTAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Bediüzzaman nasıl bir gazete istiyordu? (IV)

A+A-

Gazetenin Yayın Politikası:

2-Ulûm-ı muhtelife (Çeşitli İlimler)

Ulûm; Arapça ilm kelimesinin çoğuludur. İlm: Kâinat içinde meydana gelen olayların sebep, oluş, sonuç ve tesirleri konusunda, aklın ölçüleri çerçevesinde tahsil ve tecrübe ile edinilen doğru bilgi, bilim, fen ve marifettir. Tasavvufî olarak da kulun marifet sayesinde idrâk ettiği şey anlamına gelmektedir. [1]

Bediüzzaman ana hatlarıyla ilmi; din ve fen ilimleri olarak ikiye ayırır ve birbirini tamamlayan iki unsurlar olarak görür. Risale-i Nurların değişik yerlerinde buna paralel olarak ulum-ı İlahiye ve kevniye veya ulum-ı arziye ve semaviye gibi isimlendirmeler de yapmıştır.

“İslam dini ilme ve fenlere karşıdır.” Safsatası Tanzimat’tan bu yana söylenegelmektedir. Bu ifadeler, Batılılaşma ve laikliğin etkisi altına giren Osmanlının eğitimli kesimi tarafından üretilmiştir. Bu kesim, İslamiyet’ten uzaklaştığı gibi, bir de sürekli İslamiyet hakkında şüphe yaymış ve geri kalışımızın sorumluluğunu da İslamiyet'e yüklemiştir.

Medreselerin perişan hallerine ve modern okullar karşısında zayıf düşmelerine çok üzülen Bediüzzaman,  anlamsız çatışma ve suçlamaları ortadan kaldıracak ve toplumsal barışı temin edecek güzel bir formül geliştirir. Hem iman hakikatlerini ve İslamî bilgileri öğretecek, hem de modern bilimler ile onları bağdaştıracak yeni bir medrese modeli sunar. Bunu da şu veciz sözlerle ifade eder: “Vicdanın ziyası, ulûm-ı dîniyedir. Aklın nuru, fünun-ı medeniyedir. İkisinin imtizacıyla (kaynaşmasıyla) hakikat tecellî eder. O iki cenah (kanat) ile talebenin himmeti (gayreti) pervaz eder (uçar). İftirak ettikleri (ayrıldıkları) vakit, birincisinde taassup (fanatiklik), ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder (doğar). [2]

Bediüzzaman fenlerin seyyidinin, mürşidinin ve hakiki ilimlerin reis ve pederinin İslamiyet olduğunu [3] söyleyerek bizi ilimlerin kaynağa doğru yönlendirir. Kur’an’ın ve âyetlerinin; “müteaddit ilmî, kevnî (varlık âlemi ile ilgili) hakikatleri meyve veren bir kitâp” [4] olduğunu, “keskin beyânâtıyla bütün kâinattaki âdiyât nâmiyle yâd olunan, hârikulâde ve birer mu'cize-i kudret olan mevcudât üstündeki âdet ve ülfet perdesini yırtıp şuur sahiplerinin akıllarına tükenmez bir ilim hazinesinin kapısını açtığını, [5] hak ve hakikat olan ulûm ve fünûnun doğru hedeflerini, dünyevî ve uhrevî kemâlâtı ve saâdâtı (saadetleri) vâzıhan (açıkça) gösterdiğini ve insanları teşvik ettiğini, ayrıca peygamberlerin mucizelerinin de sanat harikalarına işaret ettiklerini belirterek "Elbette nev-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir." [6] hükmünü verir.

Bu nedenle ilim ve fenlerden bîhaber yapılan icraatlar yerini bulmayacak daima eksik kalacaktır. Evet bu vakit; âhir vakittir, artık her şey ilim ve fenne dökülmüştür, hüküm ve kuvvet de ilmin elindedir. Tanzimat’la birlikte başlayan Batılılaşma hareketinin temel amacı, ilim ve teknolojide Batının çok ilerlemiş olması, bizim de onlara yetişmek ve onlar gibi olmak isteyişimiz değil midir? 

Bediüzzaman; "Ulûm ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezâlet (düzgün, yerinde ve makamında söylenen güzel sözler), bütün envâıyla (nevileriyle) âhir zamanda en mergub (rağbet gören) bir sûret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için, en keskin silâhını; cezâlet-i beyândan (kusursuz anlatıştan) ve en mukâvemetsûz (karşı konulmaz) kuvvetini, belâgat-ı edâdan alacaktır." [7] diyerek gelecekte ilmin bir kolunun alacağı önemli suretin altını çizer.

Bediüzzaman; zaten insanın bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek için geldiğini, mahiyet ve istidad itibâriyle her şeyin ilme bağlı olduğunu, bütün hakiki ilimlerin esâsının, mâdeninin, nurunun ve ruhunun, mârifetullah olduğunu ve onun üssü'l-esâsının da imân-ı billâh olduğunu [8] belirtir. Kâinata veya varlıklara kendi zatları adına bakıldığında fen dairesinin cehalet dairesine dönüşeceğini ifade ederek her şeye harfi nazarla yani Sanatkârının verdiği nizam ve hikmetle bakarak şüphelerden kurtulunabileceğini söyleyerek [9] eşyaya karşı olması gereken doğru bakış açısını verir.

Bu durumda gazetecilikte; ilim, fen, belagat, cezalet ve eda çok önem arz etmektedir. Mahiyet ve istidad itibâriyle her şeyin ilme bağlı olması nedeniyle de imana hizmet etmek Bediüzzaman’a göre birinci vazife olmaktadır. Halkın gazete aracılığı ile ilmi gelişmelerden haberdar edilmesi, vesvese ve şüphelerden kurtarılması, tefekküre sevk edilmesi ve sağlıklı düşünmesinin sağlanması çok önemli bir hizmet olsa gerektir.

Bunu yaparken gazetenin de ilmi kriterlere uygun muhteva ve yönetime sahip olması gerekir. Aksi halde başarı söz konusu bile olamaz. Dili, üslubu, muhtevası, hedef aldığı kitle, dağıtımı ve pazarlanması, yeniliklere uyumu ve sürekli yenilenme ihtiyacının giderilmesi, yazar kadrosu, yönetimi ve personeli her zaman ölçülebilir ve şeffaf olmalıdır.

Sonuç olarak: Her şey ilme bağlıdır. Bütün fen ve ilimlerin kaynağı İslamiyet ve Kur’an’dır. Kaynaktan uzaklaşmış ilim ve fenler tek başlarına cehalet getirir. Belagat çok önemlidir. Durum böyle olunca Bediüzzaman’ın çıkartmak istediği gazetenin yayın politikasına ilmin yön vermemesi, felsefenin tasallutuyla esas yörüngesinden çıkarılmaya ve kaynağına düşman edilmeye çalışılan ilimleri, gazete aracılığıyla yörüngesine oturtmak istememesi ve ırkçılık hastalığını bertaraf ederek ittihadı, İslam birliğini ve kardeşliğini sağlam temellere oturtmak istememesi düşünülemez.

Kaynaklar:
1-Osmanlıca-Türkçe Lügat, Yeni Asya Neşriyat © 2001
2- Nursi, Bediüzzaman Said, Münazarat, s: 127, Y.A.N. İstanbul
3- Nursi, Bediüzzaman Said, Muhakemat, s: 8, Y.A.N. İstanbul
4- Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler, s: 94, Y.A.N. İstanbul
5- A.g.e., s: 126
6- A.g.e., s: 239
7- A.g.e., s: 240
8- A.g.e., s: 286
9- A.g.e., s: 663

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum