1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Bediüzzaman meseleyi İman’dan başlattı
Bediüzzaman meseleyi İman’dan başlattı

Bediüzzaman meseleyi İman’dan başlattı

Sibel Eraslan: Allah Kimdir’den başlayalım

A+A-
Risale Haber-Haber Merkezi
 
Star yazarı Sibel Eraslan, IŞİD ve haricilik konularının konuşulduğu bu günlerde "yalın bir çağrıda" bulunduğunu belirterek, "Allah Kimdir’den başlayalım. Başlayalım ki İnsan’ı bulalım" dedi.
 
Eraslan'ın yazısı şöyle:
 
IŞİD tüyler ürperten vahşetlerini bir silindir gibi sürdürürken, akıl almaz cinayetlere her saat bir yenisi ekleniyor. Dış politika veya güvenlik uzmanları, toplumsal analizciler, sosyologlar, psikiyatristler en önemlisi de din adamları, kanaat liderleri ve siyasiler... Bu konuda acil olarak tavır belirlemek zorundalar. Sivil toplum örgütleri, yardım kuruluşlarının ise bu kadar da vakti yok, yerlerinden yurtlarından çıkarılmış halklar, sürülmüş kalabalıklar, kaçırılmış kadınlar, tutulan rehineler ve mülteciler için  stareteji kuracak diplomasiyi bekleyecek zaman değil... Bununla birlikte işlenen vahim cinayetler tablosu, güya İslami gayeler bağlamında hareket ettiklerini iddia eden bir topluluk tarafından irtikap edildiği için nihai manada bundan din olarak İslam algısı da önemli ölçüde yara alıyor. İslam bu mu diye haykırıyor kafa kelle kesilişlerini naklen yayın olarak izleyen insanlık... 
 
Lakin bizim gibi bu cinayetlerle henüz yüzgöz olmamış coğrafyaların düşünen insanları, akil kişileri, yazarları için bir başka sorumluluk daha var. Zira bu tekfirci cinayetler zinciri önümüze yeni çıkmış bir hadise değildir. 3. Halife Hz. Osman’ın katledilmesini takip eden huzursuzlukların 4.Halife Hz. Ali döneminde toplumsal kamplaşma yoluna evrilerek Sıffin Savaşından itibarense ölüm/kalım, varlık/yokluk, iman/küfür raddesine gelmesi meselesiyle düşünüldüğünde... Aslında IŞID yeniyetme bir hadise değildir...
 
İslam düşüncesinde geleneksel ekolün temsilcilerinden Dr. Toshihiko Izutsu’nun 1964 yılında Montreal Mc Gill Üniversitesi bünyesinde başlayıp, 1965 Tokyo’da tamamladığı ‘’İslam Düşüncesinde İman Kavramı’’ adlı kuramsal çalışması bu konuda önemli girişimlerden birisi. Izutsu, İman kavramı hakkındaki metodolojik çalışmasını Haricilerin ortaya çıkışıyla başlatıyor. Gerçi Hariciler, kuram veya kelam gibi entelektüel düzeyde değil, tekfir gibi suçlayıcı, infaz edici ve bugünden bakıldığında daha çok siyasi bir tartışmayla zuhur etmişlerdi. Onlara göre ‘’iman nedir küfür nedir’’ değildi soru... Onların sorusu; ‘’kim mümin kim kafir’’di... Tarihçi Malati’nin ifadesiyle ellerinde kılıç çarşıya pazara dalıp kimsenin gözünün yaşına bakmadan öldürüyor öldürüyorlardı. Hatta Sıffın Savaşında iş Hakemlere gelinceye kadar yanında savaştıkları Hz.Ali’yi bile muhakemeyi Hakemlere tevdi ettiği gerekçesiyle kafir ilan edip kılıçlarını ona karşı bile çekmişlerdi. Hariciler için artık İslam halkasının dışındaki Kafirler değil, İslam topluluğunun içindeki Kafir mizacı kazanmış Müslümanlardı hedef. Izutsu, Haricilerin icat ettiği ‘’müslüman kafir’’ tanımı üzerinde dururken, bu tanımın fıkıh veya kelamdan zuhur etmediğini, o anki siyasal hizipleşmeden neşet ettiğini ifade eder...
 
Haricilik hakkında benzeri ‘’siyasi hizipleşme’’ ifadesini kullanan bir diğer önemli ilahiyatçı ise İbni Teymiyye’dir. Dr.İzutsu ile İbni Teymiye örneğini bilinçli olarak tercih ettim, zira bu iki isim bugünden bakıldığında iki ayrı/zıt düşünsel kutupta yer alıyor. Buna karşın her ikisinin de tekfirci şiddet vakalarını siyasi hizipleşme cihetinden işaret edişleri kayda değer... Bizler de bugün neyle karşı karşıya olduğumuzu iyi düşünmek zorundayız... Şiddet karşısında güvenlik ve emniyet mekanizmaları elbette işleyecektir. Ama bir de geri planda sürmesi gereken bir başka insani, dini, düşünsel çaba daha olmalıdır ki, buradaki esas vazife İslam düşünürlerine, davetçilerine düşer, hatta tek tek her mü’minin bu konuda sorumluluğu vardır.
 
Sözü eğip bükmeye gücümüz yetmez: Kuranı Kerim ki Allah lafzıdır, iman ve küfür gibi iki farklı fazdan bahseder ki bu farklı fazların yürüyüşçüleridir müminler ile kafirler... Bugünkü sosyolojik analizcilerin çok kolaylıkla ‘’Ötekileştirmeci’’ bir dil olarak yaftalayabilecekleri bir ayrılık ilk bakışta. Lakin Kuranı Kerim’in isimlerinden birisidir Furkan, yani Farklar Kitabıdır o. Kuran’ın dilini ‘’ötekileştirici’’ ilan etmek, Allah ile Kul arasındaki sözsel teklif ilişkisini (dikey), insanla insan arasındaki sosyolojik toplumsal sözleşme ilişkisi (yatay) ile karıştırmaktır... Üstelik bunu sadece İslam karşıtı mihraklar, oryantalistler yapmıyor. İslam düşüncesi halkasındaki farklı gruplar, hizipler, cemaatler, partiler de birbirlerine karşı uygulayabiliyorlar. Dün Hariciler’in bugünse IŞİD’in işlediği cinayetlerin arka planında bu var.  
 
***
 
Haricilik tarihsel bir mevzu değildir. Dün yaşandı ve bitti, kapandı şükür diyeceğimiz geçmişin karanlık bir hatırası olsaydı keşke. Elan hepimizin Müslümanlar olarak içine düşebileceğimiz açık uçlu, davetkar bir haleti ruhiyedir Haricilik dürtüsü, bir saklı özne gibidir. Bediüzzaman, İzutsu, Mevdudi gibi düşünürler meseleyi İman’dan başlattılar. Bir tür fikri yoksullaşma, avamlaşma gibi gelebilir bazılarına, benim önerimse daha yalın; Allah Kimdir’den başlayalım. Başlayalım ki İnsan’ı bulalım...
 
Ya İnsan kimdir?   
 
 
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.