1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Bediüzzaman: Ey Müslüman, aldanma, başını indirme!
Bediüzzaman: Ey Müslüman, aldanma, başını indirme!

Bediüzzaman: Ey Müslüman, aldanma, başını indirme!

Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Sünûhat adlı eserinden bölümler)

Ey birader! Âlem-i Hıristiyanın rüçhanına sebebiyet veren ihtiyarlaşmış olan esbaba tekabül edecek, genç, dinç esbab bizde inkişafa başlamıştır. Başka kitapta tafsil etmişim. Bir hikâye: (HAŞİYE)

Bundan on sene evvel Tiflis’e gittim. Şeyh Sanan Tepesine çıktım, dikkatle temaşa ediyordum. Bir Rus yanıma geldi. Dedi: “Niye böyle dikkat ediyorsun?

Dedim: “Medresemin plânını yapıyorum.”

Dedi: “Nerelisin?”

“Bitlisliyim” dedim.

Dedi: “Bu Tiflis’tir.”

Dedim: “Bitlis, Tiflis, birbirinin kardeşidir.”

Dedi: “Ne demek?”

Dedim: “Asya’da, âlem-i İslâmda üç nur, birbiri arkası sıra inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet inkişafa başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak, takallüs edecek. Ben de gelip burada medresemi yapacağım.”

Dedi: “Heyhat! Şaşarım senin ümidine.”

Dedim: “Ben de şaşarım senin aklına. Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır.”

Dedi: “İslâm parça parça olmuş.”

Dedim: “Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâmın müstaid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadîsinde çalışıyor. Mısır, İslâmın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâmın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde talim alıyor, ilâ âhir.

“Yahu, şu asılzade evlât, şehadetnamelerini aldıktan sonra, her biri bir kıt’a başına geçecek, muhteşem âdil pederleri olan İslâmiyetin bayrağını âfâk-ı kemâlâtta temevvüc ettirmekle, kader-i Ezelînin nazarında, feleğin inadına, nev-i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını ilân edecektir.”

İşte hikâyemin yarısı bu kadar.

Neme lâzım ve nefsî nefsî dediren halet-i ruhiyeyi, bir temsille beyan edeceğim.

Felekzede, perişan, fakat asil bir aşiretten bir cesur adamla, talihi yaver, feleği müsait, diğer bir aşiretten bir korkakla bir yerde rastgelirler. Müfahare, münazara başlar.

Evvelki adam başını kaldırır, aşiretinin zelil olduğunu görür, izzet-i nefsine yediremez. Başını indirir, nefsine bakar, bir derece ağır görür. Eyvah, o vakit “Neme lâzım, işte ben, işte ef’âlim” gibi şahsiyatla yaralanmış gururu feryada başlar. Veyahut o aşiretten çekilip veya asılsızlık gösterip, başka aşirete intisap eder.

İkinci adam başını kaldırdıkça aşiretinin mefahiri gözünü kamaştırır, hiss-i gururunu kabartır. Nefsine bakar, gevşek görür. İşte o vakit, hiss-i fedakârî, fikr i milliyet uyanır! “Aşiretime kurban olayım” der.

Eğer bu temsilin remzini anladınsa, şu müsabaka ve mücadele meydanı olan bu cihan-ı ibrette, bir müslim, meselâ bir Hıristiyan veya bir Kürt, bir Rum ile mânen hissiyatları mübareze-i hamiyette mukabele ve muvazeneyle tezahür etse, temsilin sırrını göreceksin. Lâkin şu tefavüt, herkesin zannettiği gibi değildir. Belki zahirperestlik ve sathîlik ve galat-ı histen gelmiştir.

Ey Müslüman, aldanma, başını indirme! Paslanmış bîhemtâ bir elmas, daima mücellâ cama müreccahtır. Zahiren olan İslâmiyetin zaafı, şu medeniyet-i hazıranın, başka dinin hesabına hizmet etmesidir. Hâlbuki şu medeniyet sûretini değiştirmesi zamanı hulûl etmiştir. Sûret değişirse, kaziye bilâkis olur. Nasıl şimdiye kadar bidayetinde söylenildiği gibi, nerede Müslüman varsa, Hıristiyana nispeten bedevî, medeniyete karşı müstenkif ve soğuk davranır ve kabulünde ıztırap çeker, sûret değişse başkalaşır.
1 كُلُّ اٰتٍ قَرِيبٌ - 2 اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً

HAŞİYE : Bu kitabın birinci tab'ından yedi sene geçmiştir. Demek, on sene evvel, yani Rum 1326(1910) senesinde. 
1 : “Her gelecek şey yakındır.” Ibni Mâce, Mukaddeme:7. 
2 : “Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” İnşirah Sûresi, 94:6.

Devam edecek

ÖNCEKİ BÖLÜMLER

Bu Osmanlı ülkesinde büyük bir parlak nur çıkacak 

Cemaat-ı İslâmiye nazarını Kur’ân’a çevirmeli

Bir şahıs, kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez Millet namına tefahur eder, hazm-ı nefs edemez

Filân adam fenalık etti, belâsını buldu

'Tanışın diye sizi milletlere ayırdık' ayeti böyle anlaşılmalı

Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inayet besliyor

Küremiz hayvana benziyor, âsâr-ı hayatı gösteriyor

'Şehitlere ölü demeyin onlar diridir' ayetini Bediüzzaman böyle açıklıyor

'Kim masum birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir' ayeti hakikattir

İhtirasına mani herşeyi, dünyayı ve insanları mahvetmek ister

Öyle zaman olur ki, bir kelime bir orduyu batırır

Sıfatın delâletinde şek var; imanın vücudunda da yakîn var

İnsan, bir taşın, hiçbirşeyin yaratılmasına muktedir olamaz

Hararette meratip, burudetin tahallülüyledir

Cemaat ferde rüçhanı olamaz

Haşirde bütün ruhların yaratılması bir sineğin yaratılmasından daha ağır olamaz

'Allah’ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim' ayetinin bir nüktesi

'Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor' ayetinin farklı bir tefsiri

Bir şahs-ı muhteris intikamla demiş ki

Ümmet-i İslâmiyenin ahkâm-ı diniyede gösterdiği ihmalin en mühim sebebi

Halkın nazarını doğrudan doğruya Kur’ân’a çevirmenin üç yolu vardır

Hak olan dört mezhebe böyle bakmak birliği yaralar

Bu İslam devletini öldürücü darbelere rağmen din hissi muhafaza etmiştir

Havf ve zaaf tesirat-ı hariciyeyi teşcî eder

Biz incinirken âlem-i İslâm ağlıyor

Beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez

İslâmiyet, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek dünya barışını sağlayacak

Bir adam dört şeye muhtaç iken şimdi yüz şeye muhtaç ve fakir

İşte Şeriat-ı Ahmediyenin (asm) emrettiği medeniyet

Şark husumeti zâil olmalı, garp husumeti bâki kalmalı. Çünkü...

Hangi fiilinizle kadere fetvâ verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti?

'Din namına meydana çıkmak lâzım' diyenlere Bediüzzaman'ın cevabı

Hayvanın aksine insanda meyl-i zulüm hadsizdir

Haccın ve ondaki hikmetin ihmali gazap ve kahrı celb etti

Fıtrî meyelan, mukavemet-sûzdur

Erkeklerin karılaşması, karıların erkekleşmesine sebeptir

İslâmiyete karşı kinini ve hiss-i intikamını bu şüphe ile icra eder

Onları canlandıran emeldir ve bizi öldüren yeistir

Onlar kendini Avrupa’nın veled-i nâmeşruu gösteriyor

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.