Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram

A+A-

Bediüzzaman klasik Ramazan ve Kurban bayramı mütalaaları ve talebelerin bayramlarını kutlamaları dışında kelimeye genişlik getirir. Bahar mevsiminde her çiçek ve nebatın, ağacın meyve vermesi onların şahsi bayramlarıdır, o bayramların ortaya çıktığı mevsim olan bahar da bir büyük bayramdır. Baharda bu bütün varlığın varlıkları ile ortaya neşe ile çıkmaları ilahi bayramdır, Bediüzzaman bu bayramı bir askeri terim olan resmi küşad ile ifade eder. Padişahların mülkündeki şeyleri seyretmek için yaptıkları ihtifallere benzetirbaharı Allah da şeref locasından kendi mülkündeki bu bayramları seyreder. 17 söz bu mealdedir. Bundan başka kullanımları da olmuş edebiyatımızda hiç kimse onun bu kelimeye getirdiği genişliği getirememiştir, Akif’in Fatih’deki bayramı anlattığı şiirinde, Tecer’in Bayram yeri yazısında, Yahya Kemal’in Süleymaniyede Bayram Sabahı şiirinde de.

Bediüzzaman’ın bayram kelimesinden türettiği bir ifade, Manevi Nur Bayramı“kelime grubudur. Bu bayramı izah eder; telif edilen risalelelerin bedelllerinin beşte birinin talebelerinin yaşamak için nafakasını temin etmesine yardım etmektir. “Erhamürrahimîne hadsiz şükür olsun ki, Eski Said gibi şimdi Risale-i Nur kendi hakikî talebelerinin tayınlarını neşriyatıyla mükemmel vermeye başlamış. Âzamî ihlâsı kırmamak için, Risale-i Nur has talebelerine, hususan nafakasını tedarik edemeyenleri tam tamına idare edecek derecede Risale-i Nur’un satılan nüshalarının beşten birisi Risale-i Nur’un hakkı olduğu cihetle, şimdi elli altmış talebesine kâfi sermayesi çıkıyor. Benim (biçare Said’in) içinde hiçbir hakkı yoktur. Yalnız Risale-i Nur’un kıymettar hâsiyeti ve şakirtlerinin şahs-ı mânevisinin kemâl-i sadakati bu mânevî Nur bayramına vesile oldu. ”

Bediüzzaman’ın asıl büyük bayramı ise Arap birliği ve islam birliğinin tesisidir. Arap devletleri, islam hükümetleri velhasıl dünyadaki bütün Müslüman millet ve devletlerin bir araya gelmesinden oluşan cemahir-i müttefika “dır. Bu gelecekte gerçkleşecek bir büyük bayramdır, “Arabistan gibi alem-i İslamın büyük memleketleri birer devlet-i İslamiye şeklinde Hind de yüz milyon bir devlet-i İslamiye, Cava da elli milyondan ziyade bir devlet-i İslamiye ve Arabistan da dört beş hükumet bir cemahir-i müttefika gibi Arap birliği ile İslam birliğini birleştirmesindeki alem-i İslamın bu büyük bayramının mukaddemesini tebrik ile bu bayram bize müjde veriyor. ”

Talebelerinin yazdığı risaleler de Bediüzzaman’a K ü l l i bayramlar armağan etmiştir. “Hem Cenab-ı Hakka hadsiz şükür ve hadsiz hamd ediyorum ki, sizlerin bu defaki hediye-i Ramazaniyeniz olan çok güzel nüshalarınız bu bayramı çok bayramları birden toplayan bir küllî bayram hükmüne geçti. Ve bilhasa ikinci Hüsrev olan Birinci Tahir’in gayet dikkat ve tevafuklu yazdığı risaleler, beni o derece minnettar ve mesrur ediyor ki, elimden gelseydi herbir nüshasına on altın lira verecektim. Bu derece kuvvetli bir şakirt Risale-i Nur’a sahip çıkması ümitlerimizi çok kuvvetlendirdi. ” Hüsrev Ağabey’in yazdığı Kur’an cüzleri de b a y r a m tebriği hükmündedir. “Hüsrev kardeş, Senin, umum kardeşlerin namına bayram tebriki hesabına, başta Kur’an’ın baştaki çok şirin ve güzel cüzleri olarak Mektubat’ın kısm-ı âzamını hediye etmekliğiniz, bin tebrik hükmünde oldu”

Bediüzzaman peygamberimize gelen vahye bir şüphe uzanmaması için semayauzanan hırsız kulaklara atılan semavi taşların aynı zamanda, Peygamberimizin asm peygamber olarak gelmesine de semavat ehli ve melekler büyük bir şenlik ile karşılık vermişlerdir, O’nu karşılamışlardır, bu da semavat ehlinin büyük bir şenliği ve bayramıdır. Keşif ve hakikat ehli buna böyle hükmetmişlerdir. Bayram olarak onlar telakki etmişlerdir. “Hazret-i zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın zuhuru zamanında, http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/barla/b641.gifâyetinin bir nümunesini gösterir bir tarzda, recm-i şeyâtîne alâmet olan yıldızların düşmesi kesretle vuku bulmuştur. Ehl-i tahkikin nazarında, o zaman vahiy zamanı geldiğinden, vahye şüphe gelmemek için, kâhinler gibi, gaybî ve cinler vasıtasıyla semavî haberlerine karışanlara sed çekmeye alâmet ve işaret olmakla beraber, zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm cin ve inse meb’us olarak teşrifine semâvât ehlince bir şenlik, bir bayram gibi bir alâmet-i sürur olduğunu, ehl-i keşif ve hakikat hükmetmişlerdir. “

Talebeleri Bediüzzaman ve eserlerinin beraatini en büyük bayram olarak tavsif ederler. ”“ Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi, bendenizi de dünyalar kadar memnun ve mesrûr eylemiştir. Nasıl memnun etmesin ki? Sizin, eserlerinizle birlikte berâetiniz demek, rûhun maddiyâta, nûrun zulmete, îmânın küfre, hakkın bâtıla, Tevhîdin şirke ve irfânın cehle galip gelmesi demektir. Yıllardan beri önüne sıradağlar gibi engeller, korkunç uçurumlar gibi mânîler konulan "Nur Çağlayanı, " en sonunda mu’cizevî bir şekilde bütün sedleri yıkmış, mânîleri aşmış Nur ile bütün zulmetleri târ ü mâr eylemiştir. "Mu’cizevî hârikalarla doğan Ilâhî tecellîlerin vasfında kalemler kırılır, fikirler gürülder, ilhamlar yanar, kül olur" derlerdi. Hakîkaten bendeniz, şimdi bu müstesnâ zaferin karşısında aynı aczi bütün varlığımla hissediyorum. Zîrâ, tefekkür ve ilhâmıma nihayetsiz bir ufuk açılıyor; cihan, muhteşem bir "Nur mâbedini" andırıyor; civarımdaki herşey, her yer, derin vecd ve istiğraklarla gaşyolmuş bir halde. Her zerrede sırr-ı Sübhânîsi tecellî ediyor. Binâenaleyh, bilmiyorum, bu mes’ud hâdiseyi şanlı bir zafer, şâhâne bir fetih Ilâhî bir kurtuluş, cihanşümûl bir bayram diye mi vasıflandırayım? “

Özellikle bütün eserlerinin basımından sonra Bediüzzaman o günleri kendinin bayram günleri olarak telakki eder. Talebeleri de bu bahisten olanrak eserlerin yazılması çoğaltılması ve insanlara ulaşması ve nihayet ciltlenip kitaplar olarak vücut bulmasını büyük bayram olarak görürler. Eserin Ankara’da basılmasını bayram olarak kabul ederler”Senelerden beri devam edegelen bu kudsî dâvâ, bu ideal ve bu çetin mücâdele, zaferle neticelenmiş; Hakkın istediği olmuş, gönlümüzün emel ve arzusu yerine gelmiş, îman küfre galebe ederek zulmet perdeleri çatır çatır yırtılarak âfâk-ı cihan Nurun parlak ziyâsı ile aydınlanmıştır. Bu neticeye ve bu zafere ulaşmak, îman nîmetinin sonsuz saadetine kavuşmak ve dolayısıyla da Hakka yaklaşmak bahtiyarlığını bizlere, Türk milletine ve belki bütün insanlığa bahşeden Risâle-i Nur, bu muazzam ve korkunç îmansızlık savaşının kurtarıcı atomu olmuş; ruhlarımızı tamir, kalblerimizi takviye, gönüllerimizi fetheylemiştir. Bu bakımdan minnet ve şükranlarımızı sevgili ve muazzez Üstadımıza arz ederken, asırlık ömr-ü mübâreklerinizin geçirdiği hayat safhalarının her ânı mücâdele, mücâhede, işkence, eziyet, zulüm, menfâ dolu korkunç bir devrin çile ve ıztıraplarıyla geçmesine rağmen, azminizin, sadâkatinizin ferâgat ve cesâretinizin ve nihayet o çelikten daha kuvvetli îman ve şuurunuzun, hulâsa, Islâmiyeti anlayışta, insâniyeti kavrayışta, içte ve dışta örnek insan oluşunuzun ve bilhassa Risâle-i Nur külliyatınızın insanlık âlemi üzerine bıraktığı tesir, aksettirdiği mânâ ile dâimâ izinizden, yolunuzdan gidecek olan, giden, gitmeye azmeden milyonlarca Nur Talebeleri size meclûb, size müteşekkirdirler.
Muhterem Üstadımız, artık bütün yorgunluğunuza ve ihtiyarlığınıza rağmen çetîn imtihanınızın muvaffakıyetle neticelenmesi sayesinde müsterih olunuz. Artık bu kudsî dâvâyı, bu îman ve Kur’ân dâvâsını devam ettirecek istikbâlin genç Saidleri yetişmiştir. Îman nûru ve şuuru ile onlar bu kudsî ve ulvî dâvâyı yürütecekler ve inşaallah Kıyâmete kadar devam ettirecekler ve nesilden nesile intikal ettirecekler.
Muhterem Efendimiz, yarın tarihin altın sahifelerinde iftihar ve ihtişamla yâd edilecek olan yeni ve mufassal Tarihçe-i Hayat’ınızın Ankara’da tâb’ edilip hitâma ermesinin sevinci içinde bayram etmekteyiz. Zîrâ bu Tarihçe-i Hayat ömrünüz boyunca ille-i gaye edindiğiniz îmânı kurtarmak dâvânız uğrundaki mücâdele ve mücâhede safhalarınızı, bin türlü mahrumiyetler içersinde yorulmak bilmeyen bir azimle maksada vâsıl oluşunuzu ve âleme rahmet olan Risâle-i Nur’ların telifidir”

Bediüzzaman’ın iman hizmeti ile bütün islam memleketlerine ulaşması talebeleri tarafından bayram olarak isimlendirilir “Âlemlere rahmetler ve saadetler getiren ve insanlığa selâmet ve tesellîler bahşeden bu mukaddes hizmetinizle ehl-i îmâna zuhurunu müjde verip ispat ettiğiniz ve emâreleri gözükmeye başlayan ve bütün kıtalara şâmil hâkimiyet-i Islâmiyenin nurlu ve büyük bayramını bütün rûhumuzla tebrik eder, Cenâb-ı Haktan uzun ömürlerinize duâlar eder, ellerinizden tâzimle öperiz. ” 

Bediüzzaman’ın mücadelesi islam dünyasında ınkılap ve islam medeniyetinin tezahürünü sağlamaya vesile olması ile bir büyük bayramdır, iydi ekberdir. “ İnşaallah, avn-i Hak ve imdâd-ı Muhammediye ile ve cihâd-ı asgar ve ekberdeki fì zamanına bîmisâl aşk-ı ihlâsiyelerinizle, karîben hak galip, bâtıl mağlûp olur. Âlem-i insâniyet Islâmiyete inkılâp ve medeniyet-i Muhammediye bütün şâşaasıyla tulû buyurur. Ins ve cin, melek ve felek hep birlikte îyd-i ekber eyleriz. Hâssaten, bu cihanşümûl bayramımızı doya doya ve kana kana kemâl-i sıhhat ve âfiyetle seyr ü temâşalarınızı, rahmet-i Ilâhiyeden maa âile duâda berdevamız”

Bediüzzaman ın Demokratların ezan-ı Muhammedîyi Arapça olarak okunmasına müsaade etmeleri dolayısıyla yazdığı bir hasb-i hal. ” Azîz, sıddîk kardeşlerim,
Evvela: Hem sizin, hem bu memleketin, hem âlem-i Islâmın mühim bayramlarının mukaddemesi ve bu memlekette şeâir-i Islâmiyenin parlamasının bir müjdecisi olan ezan-ı Muhammedînin kemâl-i ferahla on binler minarelerde okunmasını tebrik ediyoruz. Ve seksen küsûr sene bir ibâdet ömrünü kazandıran Ramazan-ı Şerifteki ibâdet ve duâlarınızın makbuliyetine âmin diyerek, rahmet-i Ilâhiyeden, herbir gece-i Ramazan, bir Leyle-i Kadir hükmünde sizlere sevap kazandırmasını niyaz ediyoruz. Bu Ramazan’da şiddetli zaafiyet ve hastalığımdan tam çalışamadığımdan, sizlerden mânevî yardım ricâ ediyorum. Said Nursî “

Bediüzzaman islamve Kur’an adına gelişen büyük değişmeleri nurculara bir büyük bayram olarak ifade eder. ”O zât, on dokuzuncu asrın en akıllı ve en büyük bir feylesofu ve siyasetin ve içtimâiyât-ı beşeriyenin en mühim bir şahsiyeti olması; hem âlem-i Islâm, istiklâliyetini bir derece elde etmesi; ve ecnebî hükûmetlerin hakaik-ı Kur’âniyeyi araması; ve garb ve şimâl-i garbîde Kur’ân lehinde büyük cereyan bulunması; hem Amerika’nın en yüksek ve meşhur feylesofu olan Mister Carlyle dahi aynen Bismarck gibi demiş: "Başka kitaplar, hiçbir cihette Kur’ân’a yetişemez. Hakîki söz odur, onu dinlemeliyiz" diye katî karar vermesi; ve Nurların da her tarafta fütûhâtı ve ileri gitmesi, büyük bir fa’i-i hayırdır ki, ecnebîde çok Bismarck ve Mister Carlyle’lar çıkacaklar ve emâreleri de var diye Nurculara bir bayram hediyesi olarak takdim ediyoruz “

Talebelerince Bediüzzaman ‘ın hizmetleri islam alemine münevi büyük bayramlar hükmündedir. “Bediüzzaman ise, îman ve İslamiyetin bahadır ve kahraman bir hadimi olarak, İslamî bir izzet ve îmanî bir şehametle hala yaşamakta, Kur’an ve îman hizmetini devam ettirmekte ve İslamî zaferleriyle Müslüman Türk milletine ve alem-i İslama manevî bayramlar idrak ettirmektedir. ”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.