1. YAZARLAR

  2. Afife ARTIK

  3. Barla Lahikası Müzakerelerinden Notlar
Afife ARTIK

Afife ARTIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Barla Lahikası Müzakerelerinden Notlar

A+A-

Barla Lahikasının Müzakerelerinin on dördüncüsü; ayın on dördü gibiydi. Ramazan ile alakalı mektubların tevafuku, müzakerecilerle ilgili hâzır hale dair tevafuklar ve tevafuk mektubları…

Üzerinde müzakere edilen çok mevzulardan bazı numuneler:

Ramazan-ı Şerif ayında biraderzadesi Abdurrahman’ın vefatının haberini almamış olduğu halde Üstad çok müteessir oluyor. Sonradan öğrenir ki kendisinin ruhen çok sıkıntı çektiği o vakitte Abdurrahman vefat etmiş. Birbiri ile irtibatlı ruhlar arasında in’ikas ve sirayet vardır. Bu vakıayı Hulûsi Bey’e hikaye eden Said Nursî “.. meyanımızdaki Münasebet-i Ruhiyenin rabıtasıyla, musibetin eseri olarak bendeki sarsıntının size inikası ve sirayet etmesi mümkündür[1]” der. İnsanın ruh ve kalbinde bilmediği ve ihtiyarı ile olmayan çok in’ikaslar vardır.

Said Nursî, Hulûsi Bey’e hitaben; yazılan sözleri hocanın sözleri diyerek bakma, kendi malındır, kendi sözlerindir bil öyle sahib ol demiştir. Biraderzadesi Abdurrahman yerinde kabul ettiği talebeler de kendi sözleri gibi, kendi malları gibi Risalelere sahip çıkmışlardır.

Risale-i Nurların mütalaası usanç vermez. Bunun sırrı budur ki; Risalelerin mütalaası pek kıymetli bir ibadet olan tefekkür nev’indendir ve ondaki ilim imanın nurundan ve marifetullahtandır.

Said Nursî, Hulûsi Bey’e hitaben yazdığı 210. Mektubda Hakkı Efendi ile ikisinin kendisi için yüz ciddi talebe hükmüne geçtiğini diyor ve sizin gelmeniz ile; ruhum rahat etti, kalbim muvaffakiyetinize dua ediyor ve aklım da sizi tebrik ediyor diyor. Bu ciddi ve halis talebeler ile yüklerinin hafiflediğini ifade ediyor.

211. mektubun bidayetinde Said Nursî muhatabı olan Hulûsi Bey’in selamını –mealen- bu şekilde alıyor:”aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatüh vücudunuzun zerrelerinin ömür dakikalarınızın âşireleri[2] ile çarpımı adedince”. Böylece muhatabının her anını ve her zerresini kuşatan bir bereketli dua ediyor. Adeta onu bu vebalı asırda bir karantinaya alıyor.

Bu acib bir cümledir ki içinde ziyade kelimesi ziyadesiyle geçmiş ama tenasübü bozmamış: “Kardeşimiz Abdülmecid’in, Yirmialtıncı Mektub’un Üçüncü Mebhasını, lüzumsuz bir ihtiyata binaen ziyade görmesini, sen de onun ziyadesini ziyade görmekliğin beni ziyade sevindirdi”[3].

Cenab-ı Hakkın Kadîr esması Risalelerde çok defalar geçmiş. İzah edildiği yerler toplanarak üzerinde çalışılabilir.

Kabirde haşir sabahına dek birlikte sabahlamayı isteyeceğimiz ve kendisi ile dirilmekten hoşnut olacağımız işler ile meşgul olmayı Rabbimizden diliyoruz. Ağzımızdan çıkan kelimeler de bizim vücudumuzun bir parçası gibi bizimle kabrimize gelecek ve bizimle diriltileceklerdir. Burada dediğimiz “Elhamdülillah” kelimesi bir Cennet meyvesi olarak bizi bulacak. Kabirde ve ebedî alemde arkadaşlığından hoşlanmayacaklarımızdan uzak kalmaya çalışmak güzel ahlakın gereğidir.

Hulûsi Bey’in Üstadına tevcih ettiği sualler bize onun derin ilim sahibi olduğunu gösteriyor. Tarihi sürecin değerlendirilmesi açısından 1928 senesinde Eğirdir’de Yüzbaşı olarak vazife yapan bir şahsın bu gibi sualler sorabilecek ciddi ilmî seviyesi ve tasavvuf yolunda da önemli yol almış olması incelenebilir. Barla Lahikasının 213. mektubunda Üstadına, İmam-ı Gazali ve Saad-ı Taftazanî’nin görüşleri ile ilgili merakaver sualler sormuştur. Bu sualler onun İslam İlimlerindeki derinliğinin bir delilidir.

Halis ve lillah için olan irtibatın firakı yoktur. Değil aynı memlekette olmak hatta aynı alemde olmak bile bu gibi birlikteliğin gerek şartı değildir. Sadece vücud aleminde olmak bile kafidir. Ehli hakikat iki zât biri dünyada biri berzahta da olsalar sohbet edebilirler. Dostluk, arkadaşlık ve kardeşliğimiz dünya üzerinden ve dünyaya ait değil ise firakı yoktur. Firak; dünyevî ve mecazî dostluklar için mevzu bahistir.

İman ilimleri ekmek ve su gibidir, bir defa elde etmekle iktifa edilmez daim tekrarına ihtiyaç vardır.

Hakikat, insana teselli ve sevinç verir. Bütün duygularını işba eder. Gam, keder ve hüzünlerin de ilacıdır. Hakiki teselli arayan hakikate yapışmalı.

Said Nursî, talebelerinin evlatları ile kendi evladı gibi ilgileniyor ve onlara dua ediyor.

Bazen aynı hadise ehl-i hidayet için envar-ı müşrika (parlayan nurlar) iken ehl-i dalalet için niran-ı mukrika (yakıcı ateş) olabilir. 229. mketub olan “Yıldız Mektubu” kesretli yıldız kaymalarının vukuu hakkında dualar ve tesbitler içeriyor.

Said Nursî, kainatı Kur’an gibi okuyor ki semayı temaşa ederken gördüğü kırmızı yıldızlar tevafuklu Kur’anda kırmızı mürekkep ile yazılan Allah lafza-i celalini hatırına getiriyor. Risaleler bize kainatı bir kitap gibi okumanın talimini yaptırırken Said Nursî, kendi hususî tefekkürlerini de zaman zaman mektublarda paylaşmakla insanın nazarını, bakış açısını nasıl eğitebileceğini de gösteriyor. İnsan neyi görmek için bakarsa onu görebilecek kapasitededir. Dünya ve madde odaklı bakmaya alışmış nazarlarımızı ciddi bir eğitime tabi tutuyor Risale-i Nurlar. Nurun Risalesi…

Milaslı Halil İbrahim; Risaleleri tavsiften acizim dedikten sonra Risaleleri bu şeylere benzeyitor: nurani ağaç, Nuh Aleyhisselam’ın gemisi, bahar mevsimi, mürşit. Risaleler insanı haksızlıktan hakka döndürür, hayvanlıktan insanlığa, esfel-i safilinden alay-ı iliyine yükseltir diyor ve Nur Eczaları sıkıntılı vaktinde imdada yetişir teselli eder diyerek bunu kendisi bizzat gördüğünü ifade ediyor[4].

 

[1] Barla Lahikası 209. Mektub (erisale)

[2] Âşire budur ki; dakikanın altmışta biri saniye, saniyenin altmışta biri salise, salisenin altmışta biri rabia, rabianın altmışta biri hamise, hamisenin altmışta biri sadise, sadisenin altmışta biri sabia, sabianın altmışta biri samine, saminenin altmışta biri tasia ve nihayet tasianın altmışta biri de âşire’dir.

[3] Barla lahikası 247.mektub (erisale)

[4] Barla Lahikası 233. mektub

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum