1. YAZARLAR

  2. Serdar BİLGİN

  3. Barla Lahikası çerçevesinde müspet iman hizmetinin sosyolojik analizi
Serdar BİLGİN

Serdar BİLGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

Barla Lahikası çerçevesinde müspet iman hizmetinin sosyolojik analizi

A+A-

Anahtar Kelimeler

hizmet

hizmet-i Nuriye

hizmet-i Kur'aniye

hizmet-i kudsiye

hizmet-i İslâmiye

Hizmetkâr

Hizmetçi

Hizmet-i neşriye

hizmet-i kudsiye-i Kur'aniye

hizmet-i imaniye

müsbet

rıza-yı ilahî

Düşünme Tablosu

MÜSPET

MENFİ

İhlas

Riyâ

Teslimiyet

İsyan

Vasat

İfrat-Tefrit

Muhabbet

Adavet

Uzlaşma

Çatışma

1-GİRİŞ

A-MÜSPET İMAN HİZMETİ NEDİR?

İyiyi, güzeli, ahlâkı, edebi, hak ve hürriyetleri tebliğ eden peygamberlik müesessesi ve Kâinat Kitabı Kur’an-ı Kerim müspet iman hizmetinin kaynağıdır. Müspet iman hizmeti, Bediüzzaman'ın ilim ve irfana, tebliğ ve iknaya, muhabbet ve şefkate dayanan irşad metodudur. Bu metot, propaganda yapmadan, kendini veya grubunu kabul ettirme çabasına girmeden, ruhları tutuşturan ve kalpleri iksir gibi etkileyen eğitici, öğretici, ufuk açıcı ve yol gösterici bir nitelik taşır, maddî, siyasî, şeklî, sathî kalıplar içerisine asla girmez ve bir merkeze, bir şahsa, bir muhite münhasır değildir.

Müspet iman hizmeti, Risale-i Nurların en mühim bir esasıdır. Risale-i Nur hizmeti güneşin faaliyeti gibidir. O incitmez, ancak ziyasıyla okşar. Hayat getirir, bereket getirir. Karanlıkları izale eder. Nur getirir. Buzları eritir, zemin yüzünü çiçeklerle güldürür. Menfî hareket ise, fırtına gibidir. Yıkıcıdır, tahrip edicidir.

B-MÜSPET İMAN HİZMETİNİN TEMEL DİNAMİKLERİ NELERDİR?

Sağlıklı bir toplumun anahtarı, sağlıklı bireydir. Ferdî ve içtimâî hayatın sağlıklı olabilmesi,  ferdin içinde bulunduğu toplumla barışık olmasına; toplumun huzur, sükun ve asayişine bağlıdır. O halde müspet iman hizmetinin temel dinamikleri şöyle sıralayabiliriz.

- İhlâs

-Samimî tesanüt ve meşveret-i şer'iye

-Muhabbet ve kardeşlik

-Şefkat ve merhamet

-Fedakarlık ve feragat

-Tedafü ve tamir

-Kavl-i leyyin üslûbu

-Farklılıklara saygı, hoşgörü ve uzlaşma

-Sabır, tevekkül ve kanaat

-Doğruluk ve tevazu

-İştirâk-i âmâl-i uhreviye düsturu

Tartışma

İman hizmetinin menfisi olur mu?

İman zaafları varsa, tahkiki iman yoksa temel dinamikler tersine döner ve menfi bir hal alır.

İman hizmetinin menfisi, elmas gibi hakikatleri cam parçaları kıymetine indirir.

“Şimdi şu zamanda iman-ı tahkikînin dersini vermek, pek büyük bir fazilettir ve kudsî bir vazifedir. İman-ı tahkikîyi taşıyan bir mü'min, çok mü'minlere bir nokta-i istinad olur ki; şuursuz olarak avam-ı mü'minîn o iman-ı tahkikî sahibinin kuvvet-i imanına istinad ederek, kuvve-i maneviyeleri kırılmaz, dalaletlere karşı dayanırlar.”

C-BARLA LAHİKASI’NDA MÜSPET İMAN HİZMETİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Bediüzzaman, geleneksel ilimlere de sahiptir ancak sosyoloji bağlamında gelenekçi değil, yenilikçidir, bu yönüyle asrımız sosyologlarının “yalnız kalabalık” olarak isimlendirdiği günümüz toplumunun bencil ve dar dünyasından bireyi çıkarmayı, bireysel ve toplumsal mutluluğun kaynağı olan karşılıklı ilişkilerde samimiyeti yaygınlaştırmayı, husumete vakti olmayan muhabbet fedaileri yetiştirmeyi hedeflemiştir.

“Şu zamanda en mühim vazife, imana hizmettir.  İman saadet-i ebediyenin anahtarıdır.”

Barla Lâhikası, ilk dönem lâhikalarından olması hasebiyle bir girizgah niteliği taşır.    Barla Lahikasında müspet iman hizmeti dairesinde sadakat ve ihlâs merkeze alınır, “saf-samimi ve ciddiyet” olmak üzere üç önemli nokta üzerinde durulur.

-Saf: fıtri olma, Hakk’a tarafgir olma

-Samimi: Hakk'ın hatırını muhafaza için başka hatırlara bakmama, maddi ve manevi hiçbir karşılık beklemeden hizmet etme şeklinde tanımlanır. Hizmet edip ücret beklememenin Nur Talebelerinin şiarı olduğunun altı örneklerle çizilir.

Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez. İnsanların takdiri, istihsanı, eğer böyle işde, böyle amel-i uhrevîde illet ise, o ameli ibtal eder. Eğer müreccih ise, o ameldeki ihlası kırar. Eğer müşevvik ise safvetini izale eder.

-Ciddiyet:  hizmette lakayt davranmamak, mağlubiyetin ardından üzülmemek, gevşememek; muvaffakiyetin ardından da  “zafer sarhoşu” olmamak şımarmamak ve “Hâzâ min fadli Rabbî” zikrini vird-i zeban etmek şeklinde ifade edilir.

Barla Lahikasında Kavl-i leyyin üslûbunun rehber edilmesinin gerekliliği vurgulanır, teyakkuz-u ârifane bir tavır ve meşveret ile hareket beklenir, ötekileştirmez, kafirin de; farklı inançlardan olan insanların da hak ve hukukunun korunması, zalimin zulmüne; zülüm ile mukabele etmeme gibi hususlar ile adalet-i mahzâ ölçüleri çizilir.

Üstadın Barla Lahikasında talebeleri arasındaki ilişkileri sıcak tutmaya çalıştığını, talebeleri ile devamlı iletişim halinde olduğunu görüyoruz. Aile sıcaklığında olan bu samimi iletişimde Üstat, her talebesine tek tek; kabiliyetine, anlayışına, seviyesine ve ihtiyacına göre hitap eder.

“Risale-i Nur'un şakirdlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesedleri müteaddiddir; ruhları müttehid hükmündedir.” “Bunlara (talebelerime) ilişmek, doğrudan doğruya bana ilişmektir.” ifadeleri ile talebeleri arasında tesanüt, muhabbet ve uhuvvet inşa eder, berzah da bile sürdürülebilir bir birlikten bahseder. Üstat, talebelerine, kusurların görülmesi ve izalesine çalışılması, kin, nefret ve adavet gibi hisler ile mücadele edilip kalbin ıslah edilmesi hususlarında uyarılarını yapar; kardeşlerimizin meziyetlerini şahıslarımızda ve faziletlerini de kendimizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmemizi de tavsiye eder.

“Mâbeynimizdeki münasebet ve uhuvvet inşaallah hâlis ve lillâh için olduğundan, zaman ve mekânla mukayyed olmaz. Bir şehir, bir vilâyet, bir memleket, belki küre-i arz, belki dünya, belki âlem-i vücut, iki hakikî dost için bir meclis hükmündedir. Böyle dostluk ve kardeşliğin firakı yok, hep visaldir. Fâni, mecazî, dünyevî dostluklar sahipleri, firakı düşünsün, bize ne?”

D- MÜSPET İMAN HİZMETİNİN SOSYOLOJİK ANALİZİ

Risale-i Nur, içtimaî bünyenin sıhhat ve istikametine fevkalâde önem verir. İçtimai sükûn ve istirahat-ı umumiyenin tesisine çalışır. Yıkıcı; dağıtıcı, parlayıcı ve parçalayıcı hareketlere aslâ itibar etmez. Müspet iman hizmetini bir vazife olarak görür, bir şiâr bilir. Menfî hareketlere müsaade etmez. Cemiyet bünyesinde muhabbet ve kardeşliği pekiştirir. İttihat, imtizaç ve ittifakın lüzumunu ortaya koyar. Dinimizdeki kardeşlik ruhunu söndüren; Müslümanlar arasındaki muhabbeti ve samimiyeti parçalayan hareketleri ve fikirleri katiyyetle tasvip etmez.

Risale-i Nur'un içtimaî bünyedeki hedef ve gayesi, rıza-i İlâhî ve fazilettir. Fazilet yerine madde ve menfaatin, alkış ve gösterişin sergilendiği bir cemiyette bütün ilişkiler dalkavukluk ve riyakârlık esasları üzerine kurulur, hakikî muhabbet ve tesanüt tesis edilemez. Huzur ve ahengin bozulduğu milletlerde terakki ve tekamül, yerlerini tedenni ve izmihlale bırakırlar. Felaket ve musibetlerin en büyüğü olan fitne ve ihtilâllere kapı açılır.

Anarşi ve terörün hakim olduğu toplumlarda, ilmî ve fikrî faaliyetler inkıtaa uğrar. İçtimaî hayat bulanırsa, onun teskin ve durulması uzun bir zamana muhtaçtır, yeniden tesisi ve sükûneti büyük himmet ve gayret ister. İstibdat, terör ve anarşi ile çalkalanan içtimaî bir bünyede sağlıklı, sürekli ve müessir bir hizmet yapılamaz.

Olaylara "akıl-mantık-muhakeme" zinciriyle değil "taraftarlık" hissiyle bakılırsa, zıtlaşma şiddet kazanır, içtimaî nabız yükselir, şiddetli çalkantılar cemiyetin iç huzurunu, kalbî bütünlüğünü bozar. Sükûnet giderse, onun yerini anarşi, istibdat ve terör doldurur. Oysaki Kur 'ân hakikatlerinin kalp ve idraklere nakşı için içtimaî sükûn elzemdir.

İçtimaî kargaşanın, fesat ve ihtilâllerin önünü kesecek ve durduracak set, müspet hareket etmektir. Risale-i Nur, içtimaî bünyede istinat noktası olarak hakkı kabul eder. Hakkın hatırının âli kılındığı bir cemiyette zorba mecal bulamaz, kaba kuvvet tahakküm edemez. Hakkın adaletle dağıtıldığı, hakikatin incitilmediği bir cemiyette ittifak hayat bulur. Fikirlerin inkişafı ancak ve ancak asayişin teminiyle tahakkuk eder. O nedenle nur talebeleri asayişin manevî bekçileridir.

2-SONUÇ

Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatından önce verdiği en son ders “müspet hareket ve asayişi muhafaza etmek” üzerinedir. Bu dersinde, “Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir, menfî hareket değildir. Rıza-yı ilahîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i ilahiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müspet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz” der.

Allah rızasını esas maksat yapmak müspet iman hizmetinin birinci esasıdır. Buna göre rıza-yı ilahî için çalışmak müspet; gösteriş, menfaat, makam gibi Allah rızası dışında gaye ve maksatlar için çabalamak menfîdir. Asayişin temeli ise Rıza-i İlahiden başka hiçbir şeye alet ve tabi olmayan “müspet iman hizmeti” ile mümkündür. Menfi tarz ve yollara sapanların hareketleri başta ehl-i imana, topluma, asayişin teminine, hak ve hakikate hem engel, hem perde, hem de gölge olmaktadır. Vazifemizi yapıp neticeyi Allah’tan beklemeli, ona tevekkül ve kanaat etmeliyiz.

“Otuz senedir müspet hareket edip menfiliğe bulaşmamak ve kudsî vazifeye karışmamak için (hakkım olduğu hâlde) bana karşı yapılan muamelelere hep sabır ve rıza ile mukabele ettim."

“Risale-i Nur’un mesleği maddî manevî feragat mesleğidir. Ben maddî ve manevî her şeyimi feda ettim, her musibete katlandım. Her işkenceye sabrettim. Bu sayede hakikat-i imaniye her tarafa yayıldı. Bu sayede Nur mekteb-i irfanının yüz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetişti. Artık, bu yolda hizmet-i imaniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddi ve manevî her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışacaklardır.

Üstadımızın yaşadığı tarz-ı hayat ve vaz ettiği düsturları örnek alarak, bize edilen zulümler ne kadar şiddet kazanırsa kazansın, başımıza inen musibetler, tazyikler ne derece bizi sıkarsa sıksın, asayişi ihlal etmemize meşruluk kazandırmaz. Kur’an ve iman hakikatlerini bu millete mal etmenin yolu, hareketlerimizi kin ve iğbirara bina etmeden, fitne ve fesadı uyandırmadan, ilim ile, hikmet ile ve sabır ile çalışmaktan geçer.

“Medenilere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir.”

Malûmdur ki, müsamahanın kırıldığı, sevgi ve saygıya itibarın olmadığı zaman kin ve nefret neşv-ü nema bulur. Muhabbetin yıkıldığı, uhuvvetin parçalandığı kalplerde dalgalanmalar meydana gelir. İnsanların kalp ve gönüllerinde, his ve dünyalarında kapatılması zor uçurumlar ortaya çıkar ve artık ilmî gayretler, ahlâkî telkinler tesirsiz kalır. İşte bu vahim tablonun ortaya çıkmaması için en büyük tedbir, Üstadımızın koyduğu müspet hareket düsturlarını örnek alarak bir iman ve Kur’an hizmeti yapmaktır.

Cenab-ı Hakk bizlere de böyle sırf Allah rızası için garazsız, ciddi, halis, muhlis kardeşliği nasip etsin inşallah.

Kaynakça

Bediüzzaman, Barla Lâhikası

Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası

Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası

Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat

Prof. Dr. DİLEK Şener, Risale-i Nur'un Metot ve Gayesi

KIRKINCI Mehmet, Bediüzzaman'ın Cihadında Değişmez Prensip: Müspet Hareket

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.