Hoşgeldiniz! bugün 07 Eylül 2010 Salı
Allah (cc) şeytanı neden yarattı?
 
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ibret dersi
 
Nurcuların yargılanması imanımı kurtardı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
A.Kadir ÜZEYİROĞLU
Vuslatınızın 50. yılı
23 Mart 2010 Salı 06:55

Rabbinize vuslatınızın üzerinden tam elli yıl geçti.  Bir otel odasından ebedi diyara yolcu edildiniz. Ramazanın ve Kadir gecesinin nurunun bütün kainatı kapladığı bir gecede, ahir zamandaki mukaddes vazifenizi en kamil manada yapmanın huzuru ve sükuneti içinde, ebedi aleme kanat çırptınız. 
Bu elli yıl içinde çok şeyler oldu. Biliyorum, tasarrufunuz devam ediyor. Yaktığınız iman meşalesi, kahraman ve fedakar talebelerinizin ellerinde dünyanın her tarafına ulaştırıldı.

Sizi, o zamanlarda anlamayanlar veya anlamak istemeyenlerin, sizin yaktığınız bu iman meşalesine hayran hayran baktıklarını sevinç ve saadet ile görüyorum. Etrafta gözleri kamaşan insanlar var. Bazı yarasa tabiatlılar ise, artık yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladılar.
Gaziantep’te sizi seven ve ‘’Üstadım’’ diyen herkes, ellinci vuslat yılınızda, size olan hasretlerini ve muhabbetlerini ifade etmek için bir araya geldiler. Bu bir araya geliş, onlar arasındaki muhabbet ve uhuvveti de pekiştiriyor ve ‘’Nur Talebeliğinin’’ şanına yakışır bir tablo ortaya çıkıyor. Allah’a şükrediyorum. Bütün kardeşlerim de Allah’a şükrediyor ve sevinç gözyaşları döküyor.

Gaziantep’in bütün sokak ve caddelerini sizin güzel ve manidar sözleriniz süslüyor. Bu ışıklı panolarda ışıldayan ve parlayan nurlu sözleriniz, gelen geçen herkese tebessüm ediyor. Nurlu mesajlar veriyor. Bu panoların karşısında gözyaşı dökenler var.
Bir panoda ‘’Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur’’ sözlerinizi okuyorum. Muhabbetin dalga dalga büyüdüğünü, husumetin küçülmeye başladığını artık herkes görmeye başlıyor. Husumette inat edenlerin her geçen gün küçülmeye devam ettiğini ibretle izliyoruz.

Bir başka panoda ‘’Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun?’’ sözlerini okuyorum. Dünya meşgalesinde kaybolan, kesrette boğulmaya yüz tutan, maddi kaygılar içinde telaşla çırpınan insanlara, kendilerine gelmeleri ve özlerine dönmeleri için, uzattığımız şefkat elini defalarca öpmek istiyorum.
Bir diğer panoda ise ‘’Hakkın hatırı alidir, hiçbir hatıra feda edilmez’’ ifadesini, bir büyük hayat ve iman dersi olarak algılıyor ve bütün zerratıma nakşetmek istiyorum. Hakkı savunurken izzetli ve vakur duruşunuzu hatırlıyor ve böyle bir Üstad’a sahip olmanın hazzını, bütün duygularım ile yaşıyorum.
‘’Bediüzzaman Dede’’ diye sizi anlattığım çocuklarım, ev bark sahibi oldular. Şimdi onlar kendi çocuklarına ‘’Bediüzzaman Dedelerini’’ anlatıyorlar.

Bu tabloyu şükran duyguları ve gözlerim yaşararak seyrediyorum. Cennetin ‘’Reyyan’’ kapısından oruçluları içeriye aldığı gibi, iman ve Kur’an hizmetlerinde sebat ve sebkat kazanmış kahramanların hangi kapıdan huzura varacaklarını merak ediyor ve Rabbimin bizleri de bu nurani kafile içine dahil etmesini niyaz ediyorum.
Yasemin ve nergiz çiçeklerinin yumuşaklık ve letafetini andıran üslubunuzun derinliklerinde ve ulvi manalarında küçülüyor, küçülüyor ve adeta kayboluyorum. Sonra da huzur bahşeden ve cihan paha olan ulvi sözlerinizin hayat veren ikliminde, kendimi yeniden buluyor, var olduğumun, mümin olduğumun idraki ile Rahim olan Rabbime hadsiz hamd-u senalar ediyorum.

Bir tuba-yı cennet çekirdeği taşıyan iman hakikatlerinin hayatımıza kattığı manaları hatırlıyorum. Manasız bir şekilde devam edip giden hayatımızın bu büyük manalarla nasıl büyük bir güzellik kazandığını mesrurane idrak ediyorum.  Cennete düşen bir damla olan ve ‘’Tuana’’ tabir edilen şeffaf bir rahmet damlası eşliğinde huzur-u Kibriya ile müşerref olmayı ne kadar da arzuluyorum. 

Nurdan şulelerin ruhuma huzmeler halinde indiğini hissediyorum. Ruhumu arındıran ve aydınlatan bu şulelerin, ‘’Nursima’’ şeklinde tezahür etmesini, imandan ve edepten derslerle bütünleşmesini bütün varlığım ile istiyor ve dergah-ı Bari’ye iltica ediyorum.

Rabbimin ‘’Halilim’’ dediği İbrahim Peygamberin davetine uyarak Urfa’ya gelip ebedi alemdeki dostlarınıza kavuşmanın üzerinden elli sene geçti ama, İlahi bir inayete  mazhar olmuş ve bütün insanlığı aydınlatma istidadında olan nurlarınızın, bütün cihanı kuşatmasının kuvvetli emmarelerini görüyor ve verdiğiniz müjdelerin tahakkuk etmeye başladığını  büyük bir sevinçle müşahede ediyorum.  

Sizi çok seviyorum. Allah biliyor ki, sizi seven ve ‘’Üstadı’’ olarak kabul eden herkesi de çok seviyorum. Sizi çok özlüyorum.

GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
Tebrikler
Berhuni
Hissiyat nadiren buluşur hakikatle; amma ki mevzu iman, ihlas ve sadakat olunca hissiyatın da hakaik olduğu ve hizmet ettiği aşikar olur. Hissiyatınızı hissiyatımız bilip nice hizmetlerde izn-i İlahî ile istihdam olunma duasıyla... Allah'a emanet olunuz,kaleminiz dert görmesin...
26 Mart 2010 Cuma 23:36
Bahtiyar Gaziantepliler
N. Gürsoy
Aziz dostum,sizi ve sizin gibi kahramanları İnşallah nesli ati ve üstadımız alkışlıyor, ben bu kanaatindeyim. Üstadı tanımak kadar başka bir şeref,Risale-i nur'u okumak kadar başka bir nimet bilmiyorum.? Allah bize bol bol ihsan etsin İnşallah. Amin
25 Mart 2010 Perşembe 14:41
Allah razı olsun
firdevs kara
Allah razı olsun. Gerçekten çok duygulu ve içten yazılmış. İnşallah Bediüzzaman dedenin bizlere miras bıraktığı meşaleyi bizler nesilden nesile aktaracağız
24 Mart 2010 Çarşamba 19:20
Bediüzzamanı daha iyi anlamak ve anlatmak
müslüm yıldırım
Ağabeylerimizin gayretleriyle Bediüzzaman ve Risale-i Nur ,alemdeki seyrine devam ediyor ve daha başlangıç diye düşünüyorum. Ağebeyimize ve emeği geçen isimsiz kahramanlara teşekkürler. Allah Razı Olsun..
24 Mart 2010 Çarşamba 17:52
Tebrikler, Gaziantep'liler.
eyüp otman
Aziz kardeşim sizleri ve bu duygulu makalenizi yazan ellerinizi muhabbetle sıkıyor ve hareretle kucaklıyorum. Bu KIYMETLİ DEFİNEYİ kaldırmak için, uzanan ellerle, el-ele vermenizi tebrik ediyorum, ittihadı, muhabbeti ve muaveneti bütün Dünyaya ders vermenizden dolayı Allah'ın ve Resulüllah'ın (a.s.m.) ve Aziz Üstadımızın razı olduğunu görür gibi oluyorum. Evet; "Biz muhabbet fedaileriyiz, muhabbet şu kâinatın sebeb-i vücududur" diyor ve sizleri muhabbetle kucaklıyorum, Aziz Gaziantep'liler.
24 Mart 2010 Çarşamba 12:46
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
SON DAKİKA
Google Grupları
Risale Haber grubuna abone olmak için
E-posta:
Bu grubu ziyaret ediniz
ÇOK OKUNANLAR
GENÇ KALEMLER
RÖPORTAJ
ANKET
Referandumda kararınız nasıl olacak?
BASINDAN SEÇMELER
KARİKATÜR
Dağıstan Çetinkaya (Zaman)
HAVA DURUMU
Ankara
13 / 31
 
Antalya
21 / 31
 
Bursa
13 / 26
 
İstanbul
20 / 26
 
İzmir
19 / 31
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim