1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. Ateist ile Müslüman Tartışması -4-
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ateist ile Müslüman Tartışması -4-

A+A-

Ateist: Siz Müslümanlar her defasında Kuran’ın evrensel, belli bir çağa ve döneme değil dünyanın sonu olarak adlandırılan kıyamete kadar geçerli olduğuna ve dolayısıyla içerisinde yer alan bütün emir ve yasakların da (hükümler) aynı şekilde bütün insanları bağladığını söylüyorsunuz. Daha doğrusu inanıyorsunuz. Bu inancın nereden kaynaklandığını tam olarak bilmiyorum, muhtemelen hadislerdir, ama mantıksal olarak imkansız gibi. Burada kendi mantığım üzerinden değil de Kur’an ayetleri üzerinden gitmek istiyorum. Müslümanlardaki bu yaygın ve yerleşik “evrensellik” inancı bizzat Kur’an tarafından olumsuzlanıyor. Çünkü Kuran’ın kendisi evrensel değil tarihsel ve dönemsel olduğunu söylüyor. Ki bence mantıklı ve makul olan da budur. Sözgelimi “Bu Kur’an Ümmü’l-Kura (Mekke) ve çevresindeki insanları uyarman için gönderilmiş bir kitaptır”(En’am, 92), “Seni daha önce ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için gönderdik” (Yasin, 6) gibi ayetler bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. “Mekke ve çevresindeki insanları” ifadesinden bütün dünya ve insanlık nasıl çıkıyor gerçekten de anlamakta çok zorlanıyorum. Mesela ben “İstanbul ve çevresi” dediğimde İstanbul ve yakın civarında bulunan birkaç il ve ilçeyi kastediyorum en fazla. İstanbul’un çevresinden bırakın Moskova ve Tokyo’yu Ankara’nın bile çıkmayacağını söylemeye gerek bile yok. Dolayısıyla “Mekke ve çevresinde yaşayanlar” ifadesinden bütün dünya yüzeyini anlamak akıl dışıdır.

Müslüman: Siz ateistlerin öteden beri İslam ve Kur’an aleyhinde kullandığı meşhur bir argüman bu. Tuhaftır, Kuran’ın nazil olduğu dönemde de aynı eleştiri Yahudilerden gelmiştir. Hem de bahsini ettiğiniz ayetler nazil olduğu zaman. Dikkat ederseniz ayetlerde “ümmü’l-Kura ve çevresi” ifadesi geçiyor. Meseleyi anlamak bakımından anahtar ve merkezi hüviyet taşıyor bu kavram. Burada gözden kaçırılan çok önemli bir husus var: İlgili ayetlerde ümmü’l- Kura (şehirlerin anası, atası, anakent) tabirinin kullanılmış olması. Bu merkezi kavramı anlamadan söz konusu ayetleri anlamak mümkün değil. Bu tabir Kuran da sadece Mekke için kullanılır. Ona has bir sıfattır. Çünkü Mekke; “Yeryüzünde insanlık için ilk inşa edilen yer Mekke’deki Kabe’dir. Burası hem bereketli bir yerdir hem de insanlık için bir hidayet vesilesidir” (Al-i İmran, 96) gibi bazı ayetlerin işaretiyle yeryüzünde Allah adına kurulmuş ilk mabettir. Hatta klasik tefsirlerdeki bazı rivayetlere göre Kabe yeryüzünde kurulmuş ilk evdir. Ve bu evin banisi de Hz. Adem’dir. Hz. Adem’in temelini atmış olduğu Kabe daha sonra Hz. İbrahim ve oğulları tarafından o ilk temele sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. Zaten ayette Hz. İbrahim ve oğullarının Kabe’yi ilk inşa eden değil sonradan duvarlarını yükselterek tahkim ettikleri anlatılır: “İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): 'Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin'” (Bakara, 127) Kabe’nin dünyanın merkezi olduğu bir Müslüman güzellemesi değil bilimsel bir gerçek artık. Böyle bakınca “Ümmü’l-Kura ve çevresinde oturanlar” ifadesinden bütün dünya sathı ve insanlığın kastedilmiş olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.

Ateist: Dedikleriniz bir parça mantıklı ama şöyle bir sorun var, ayetin orijinalinde “çevresi” kelimesi “Havlehu” olarak ifade ediliyor. Bu ifadenin bütün Arap sözlüklerinde karşılığı ve dahi Kur’andaki kullanımı “yakın çevre, civarı, havali” şeklindedir. Mesela “Kulunu bir gece Mekke’deki Mescidi Haram’dan çevresini (havlehu) mübarek kıldığımız Mescidi Aksaya götüren Allah yüceler yücesidir.”(İsra, 1) ile “Onların hali şuna benzer: Bir kişi ateş yakar bu ateş onların etrafını (mahavlehu) aydınlatır ve fakat bu sırada Allah onların ışığını alıp götürür...” (Bakara, 17) Bu ve buna benzer ayetlerde geçen “çevre” (havlehu) ifadesi yakın civar anlamına geldiği halde neden “Mekke ve çevresi” (havlehu) ifadesinde “çevre” bütün dünya oluyor? Sizin anladığınız gibi anlarsak Mescid-i Aksa’nın da çevresinin bütün dünya olması ve dolayısıyla bütün dünya yüzeyinin mübarek kılınmış olması gerekir. Bu kanaati sadece biz ateistler değil bazı Müslüman düşünürler de paylaşıyor. Mesela Müslüman bir ilahiyatçı “tarihsellik” olarak isimlendirdiği kendi tezini şu cümlelerle takdim ediyor: “Hz. Peygamber’in genelde Arap toplumunu özelde Kureyş kabilesini, diğer bir deyişle Mekke ve çevresinde yaşayan müşrik Arapları uyarması için gönderildiğini bildiren ayetler Kur’an hitabının tarihsel ve yerel olduğunu gösteriyor… Kanaatimize göre çoğu zaman hesabı verilmeden savunulan evrensellik söylemi gerçekte slogan düzeyinde bir söylemden ibaret olup sahici bir değer içermemektedir. Kaldı ki bu söylem Kuran’ın açık beyanlarına aykırıdır. En’am 92, Yasin 6, Şura 7 ayetlerde Kuran’ın Hz. Peygamber’e Kureyşi, Mekke ve çevresinde bulunan Arapları uyarmak için gönderildiği bildirilmektedir. Özellikle En’am 92 ve 42, Şura 7. Ayetlerde Hz. Peygambere yüklenen tebliğ misyonu “ümmü’l-Kura” (şehirlerin anası ya da anakent) halkını ve çevresindekileri uyarmak şeklinde tayin edilmiştir. “Ümmü’l-Kura” tabirinin Mekke’ye işaret ettiğinde en ufak bir şüphe yoktur. Nitekim bu tabir bütün meallerde de “Mekkeliler” veya “Mekke halkı” şeklinde tercüme edilmiştir. Mekke’nin çevresine gelince “çevre” kelimesinin medlulünü “bütün dünya sathı” şeklinde tayin etmenin çok romantik bir yorum olduğunu izah etmeye gerek yoktur. Bu fikrimize yönelik muhtemel bir itiraz karşısında İsra 1. Ayette geçen barekna havlehu ibaresine (bütün dünya olarak) çevresini mübarek kıldığımız veya Bakara 17. Ayette geçen felemma edaet ma havlehu ibaresine “ışık onun çevresini yani bütün dünyayı aydınlattığı zaman” şeklinde bir mana takdir etmenin ne kadar doğru olduğunu yahut bu ayetlerde geçen havle kelimesine “yakın çevre” anlamı yüklenirken Mekke’nin çevresine niçin “bütün dünya” şeklinde bir anlam takdir edildiğini sormak gerekir.” (Mustafa ÖZTÜRK, Kuran ve Tefsir Kültürümüz s. 12-13-14, Ankara Okulu y. ) Lütfen dikkat buyurun bunlar bizim sözlerimiz değil, Müslüman bir ilahiyatçının sözleri. Demek ki aklın yolu birmiş.     

Müslüman: Kuran’ın ruhuna ve temel mesajına aykırı bir düşünceyi Müslüman bir düşünürün savunması o düşünceyi sahih veya anlamlı kılmaz. Ama şu bir gerçek ki kullandığınız cümleler aynı olmasına rağmen niyetleriniz ve kasıtlarınız birbirinden çok farklı. Çünkü bahsi geçen Müslüman düşünür Kuran’ın geçersiz olduğunu, bizi bağlamadığını iddia etmiyor daha başka bir şey söylüyor. Bu ifade ona ait: “Kuran’ın bütün insanlığa yönelik mesajlar taşıdığı kuşkusuzdur.” (bkz: Mustafa ÖZTÜRK, Kuran-ı Kerim Meali, Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri, Sebe suresi 28. Ayet, tefsir dipnotu, Ankara Okulu yay.) Sizin böyle düşünmediğiniz ortada. Kurandaki kelimelerin bazısının manası bağlısı bulunduğu cümle ve ayet gruplarına, mecaz, istiare, söz dizimine göre değişebilir. Bir kelime her yerde yalın olarak aynı anlamı ifade etmeyebilir. “Havlehu” (çevre) kelimesi de buna dahildir. Bir yerde bildiğimiz anlamda “çevre” kastedilirken diğer yerde “bütün dünya” kastedilmiş olabilir. Ve bunda bir anormallikte yoktur. Bütün şehirlerin atası ve anası, yeryüzünde Allah için inşa edilmiş ilk mabed ve ilk ev olan bir beldenin (Mekke) çevresinin normal ve bildiğimiz anlamda yakın çevre olmayacağı aksine onun vasıflarına layık bütün dünya sathı olmasından daha doğal bir şey olamaz. Farz edelim ki öyle değil yani sizin anladığınız manada “Mekke ve yakın çevresi” kastedilmiş olsun durum yine sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Şöyle ki “Bu Kur’an Ümmü’l-Kura (Mekke) ve çevresindeki insanları uyarman için gönderilmiş bir kitaptır”(En’am, 92) gibi ayetler “ilahi mesajın taşınacağı öncelikli mekan neresidir” sorusuna bir cevap niteliğindendir. Yoksa bir tahsis ve sınırlandırma değil. İfadelerin akışından da anlaşıldığı üzere “sadece Mekke ve çevresini uyarman için” denmiyor, “öncelikle Mekke ve çevresini uyarman için” deniliyor. İslam tebliğinde merkezden çevreye doğru bir metodun takip edilmiş olduğu konuya az çok aşinası olan herkesin malumu. Bundan daha tabii bir şey de olamaz. Hz. Peygamberin bütün insanlığa gönderildiği “Biz seni bütün insanlığa (kaffeten li’n nas) bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik”(Sebe 28) “Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya 107) "Bu Kur'an bana kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım diye vahyolunuyor. " (En'am: 19) gibi ayetlerin açık beyanıyla sabittir. Başta Hz. peygamber ve ashabı olmak üzere bütün Müslüman müfessirler bu ve benzer ayetleri böyle anlamış ve yorumlamış. Tartışmamızın başında da bir parça değindiğim gibi Kuran’ın ilk ve en büyük müfessiri Hz. Peygamberdir. Bir ayetten onun anlamadığını daha doğrusu onun anladığı mananın tam tersini anlamak gerçekte o ayeti hiç anlamamaktır. Bütün siyer tarihçileri Hz. Peygamberin Mısır, Bizans ve İran gibi devlet liderlerine İslam’a davet mektupları gönderdiğinde hemfikir. Hatta bu mektupların bazılarının orijinal hali günümüze kadar gelmiştir. (bkz: Muhammed Hamidullah, Hz. Peygamberin Altı Orijinal Diplomatik Mektubu, Beyan yay. 2007) Sizin yürüttüğünüz mantığa göre Hz. Peygamber Allah’ın kendisine yüklemediği bir şeyi yapmağa çalışmış. Çünkü onun sorumluluk sahası Mekke ve yakın çevresinde oturan Araplar. Bizans, Mısır ve İran’ın Mekke çevresi içerisine dahil olmadığı su götürmez bir gerçek olduğuna göre Hz. Peygamber kendisine çizilen sınırların dışına çıkmış, tabir yerindeyse boşu boşuna kendini yormuş, Allah’ın ondan istemediği bir işi yapmaya kalkışmış, görev sahasını ihlal etmiş, öyle mi? Böyle bir yaklaşımı savunmanın abesle iştigal anlamı taşıdığı izaha hacet gerektirmediğine göre Hz. Peygamberin bahsi geçen ayetleri sizin anladığınız manada anlamadığı yani sizin kastınızın tam tersi şekilde anladığı yeterince anlaşılmış oldu, sanırım. Daha bitmedi, Hz. Peygamber bizzat kendi mübarek ağzından dökülen, bütün hadis alimlerinin üzerinde ittifak ettiği sahih ve manen mütevatir (içerisinde yalan ihtimali bulunmayan dosdoğru haber) bazı hadislerinde bütün insanlık için gönderildiğini ifade ediyor. Daha doğrusu deklare ediyor. Mesela şu hadisler: "Ben siyah ve beyaz bütün insanlara gönderildim. " (Müsned-i Ahmed) "Benden önceki bütün peygamberler sadece kendi kavimlerine gönderilmişlerdi, bense bütün insanlığa gönderildim. "(BuhariveMüslim) 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum