1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. Aşk mı? Şefkat mi?
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Aşk mı? Şefkat mi?

A+A-

Şefkat kelimesi olmasa sevginin bazı türlerini izah etmek mümkün olmazdı.

Üstadımızın ifade ettiği gibi: “Bizim mesleğimizin esası dörttür. Acz, fakr, şefkat, tefekkürdür”

Bu dört esas içinde şefkatin özel bir yeri vardır. Şefkat olmasa imana ve Kur’ana hizmet adeta imkansızlaşır.

Şefkati anlamak için annelerin evlatlarına olan sevgisine bakmak yeterlidir. Şefkat sevgilerin mukaddes olanıdır. Riyasızdır, karşılık beklemez…

Allah’ın kullarına olan sevgisi bu nevidendir. Rahim isminin bir cilvesidir.
Peygamberlerin ümmetlerine olan sevgisi de bu cinstendir. Babanın evladına olan sevgisi cinsindendir. Risale-i Nurlarda bu husus şu cümle ile dile getirilmiştir. "Peygamber (a.s.m.), merhamet-i İlâhiye nazarıyla size şefkat eder, pederâne muâmele yapar. Risâlet nâmına siz onun evlâdı gibisiniz.” (Said Nursi Sözler, Sayfa 377)

Bediüzzaman Hazretleri öneminden dolayı “şefkati veya şefkatli olmayı” mesleğinin dört esasından biri yapmıştır. “Biz muhabbet fedaileriyiz” diye herkesin anlayacağı bir ifade ile de bu esası sloganlaştırmıştır. Çünkü, bu meslek peygamber mesleğidir. Cadde-i Kübra-i Kur’an’iyedir. Kur’an’ın geniş caddesidir.

Şefkatli olmak demek yapılan hizmetin karşılığını beklememek demektir. Karşılık beklemeden yapılan bir hizmet ihlaslı olur. Riyasız olur, gösterişsizdir.

İnsanlar sevgiyi “aşk” kelimesi ile izah etmeye çalışıyorlar. (Şehvani aşkları kastetmiyorum.) Aşk, sevginin şiddetli ve keskin halidir. Ama karşılık bekler. Maşukunun da kendisini sevmesini arzu eder. Veya en azından sevgisine karşılık bir tepki arzular.

O nedenle aşkta nispeten riya vardır. Halis değildir. İçinde menfaat gizlidir.

Paraya aşık bir insanın parayı kaybettiği zaman ne denli ondan şikayette bulunduğuna hepimiz şahit olmuşuzdur.

Gençliğe aşık bir insanın da gençliğini kaybetmesi durumunda bunu hiçbir zaman kabullenemediğine şahit oluyoruz. Ve “ben gençliğimdeyken…” diye başlayan bir çok hikaye duyarız. Hikaye “ah gençlik ah…” diye biter.

İşte sevgiyi sadece aşk kelimesi ile ifade ettiğimizde bu kelime meramımızı anlatmada yetersiz kalmaktadır. Şefkat cinsiden olan sevgileri aşk ile ifade edemeyiz.

Bazı yerlerde bu durum mecazi aşk, hakiki aşk diye de ifade ediliyor. Fani şeylere olan aşk, mecazi aşk olarak ifade edilirken, Allah’a olan sevgi ise aşk-ı hakiki olarak telaffuz ediliyor.

Zahiren aşk-ı hakiki, aşk-ı mecazi gibi karşılık bekliyor gibi görünse de gerçekte hakiki aşkta karşılık beklemek yoktur.

Yani ilahi aşka, bir diğer ifade ile hakiki aşka mazhar bir insana “Cenab-ı Allah seni cehennemine atacak” dense muhtemeldir yine de o aşkından, sevgisinden vazgeçmeyecektir. Bütün peygamberler bu şekilde Allah’ı sevmişler. Hiçbir zaman Allah’ın kendilerine yaptığı muameleyi esas almamışlar. Zorlukta da kolaylıkta da zahmette de rahatta da sevgilerinde bir değişiklik olmamıştır. Onlar Allah’ı canlarından mallarından evlat ve iyallerinden çok sevmişlerdir. O nedenledir ki, her şeylerini İlahi dava uğruna rahat bir şekilde feda edebilmişler.

Önceki gün bir arkadaşla yolda giderken soru yöneltti, acizane cevaplamamı istedi, soru şöyle; “Üstadımızı, anne ve babamızdan daha mı çok sevmeliyiz acaba?” dedi. Kanaatimi söyledim. “Hayır… Anne-babamızdan fazla sevmemiz yetmez, kendi canımızdan da fazla sevmeliyiz ki, hakikat yerini bulsun” dedim.

Çünkü onun talebelerine olan sevgisi böyleydi, o böyle seviyordu, yeri geldiğinde canını çekinmeden feda edebilecek bir sevgi vardı onun içinde…

Ne derece doğru söyledim bilemiyorum. Bildiğim sahabeler de birbirlerini bu derece seviyorlardı. Her konuda kardeşlerini kendi nefislerine tercih ediyorlardı. Bu meslek onlardan kalmış bir meslekti ve daha doğrusu peygamber mesleği idi. Nur talebelerinin mesleği sahabe mesleği olduğuna göre onlar da böyle olmalılardı diye düşünmüştüm.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.