1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali KAYA

  3. Arz-ı Mev’ud ve Yahudiler
Mehmet Ali KAYA

Mehmet Ali KAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Arz-ı Mev’ud ve Yahudiler

A+A-

“Arz-ı Mev’ud” İsrail’in yakın ve uzak hedeflerinin üzerindeki ve bu hedeflere yön veren “Temel Strateji” olarak bütün tarih boyunca Yahudi’nin hayatta kalmasına, ölüm-kalım şartlarında varlığını devam ettirmesine sebep “İman Esası”dır. İsrail, siyonizmin vazgeçilmez bir tutkusu olarak, Arz-ı Mevud’u er geç ele geçirmek kararındadır. Arz-ı Mev’ud bir hesaba göre Nil’den Fırat’a kadar olan sahayı içine almaktadır. Fırat’a kadar, ibaresi bilindiği gibi Güneydoğu Anadolu’nun büyük bir parçasını da içine almaktadır. Başka bir hesaba göre ise Arz-ı Mev’ud, İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasındaki YUŞA tepesine kadar uzatılmaktadır.

İsrail’in bu ve buna benzer planlarından vazgeçtiğine dair ortada inandırıcı bir kararı ve tavrı da yoktur. Suriye ve Ortadoğu politikamızın yukarıda işaret ettiğimiz veya işaret etmediğimiz bütün yönleriyle, artıları ve eksileriyle masaya yatırılması, değişen ve gelişen şartlara göre olgunlaştırılması ondan sonra atılacak adımların isabetle atılması, millî menfaatlerimizin gereğidir. Bilinmeyenleri olan bir problemin sadece bilinen unsurlarına bakarak uygulanacak politikalarda başarı şansı az olabilir.

Yahudi cemaatinin yayın organı olan “Şalom” gazetesinde (8 Mart 1989) yayınlanan bir yazı “Allah’a inanmak Yahudiliğin temel inancı değildir; ancak Arz-ı Mev’ud temel inançtır” denmektedir. Ahiret inancı yerine de Yahudiler “Armagedon = Kıyamet” inancı ikame etmişlerdir. Bu da dünyanın harabiyeti değil, büyük bir savaş ve harptir. Bu büyük savaştan sonra vaad edilen büyük “İsrail Devleti” kurulacaktır. Tüm çalışmaları buna dönüktür. Çünkü onlar Allah’ın seçilmiş oğullarıdır. Diğer insanlar ise Allah’ın kullarıdırlar ve Allah’ın oğullarının hizmetini göreceklerdir. “Ben dedim, siz ilahlarsınız. Ve hepiniz Yüce olanın oğullarısınız.” (Mezmurlar - Asafın Mezmurudur- 82:6) “Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi ve reislik onun omuzları üzerinde olacak.” (İşaya, Bap 9:6) Halbuki Kur’an-ı Kerim ve Furkan-ı Hakîm’in “Maide Sûresi”nin “18. âyeti”: “Yahudiler biz, Allah’ın çocukları ve sevgilileriyiz” derler. De ki: “Hayır, siz de onun yarattığı birer insansınız” buyrularak bu inançlarının yanlışlığı gösterilmektedir. “Armagedon”, “iki kez şifrelenmiş 2000” veya “çok açık şifrelenmiş 2006” senesinden sonrası olacak,” denmektedir.

Çünkü kâhin Michael Drosnin’e göre bu sene içinde “Kudüs”te bir “büyük patlama” olacak ve İsrail’in yıkılışına kadar gidecek olan “Armagedon devri” açılacak... Bu durum Yahudilerin lehine değil aleyhine de şekillenebilir. Çünkü “Zulmün sonu yıkılıştır. Zulm ile abad olan kahr ile berbat olur” denilmiştir.

Filistin Sorunu Hz İbrahim'den beri gelmektedir. Burada asırlar boyu geçinememiş iki topluluk yaşamaktadır. Bu bitmeyen kavganın sebebi, Hz İbrahim'in oğlu İshak'tan İsrailoğullarının, İsmail'den de Arapların gelmiş olması ve kendilerini İshak’ın oğulları olarak kabul edenlerin İsmail oğullarından gelmiş olan Ahir Zaman Peygamberini kabul etmemeleri, Allah’ın kendilerine va’d etmiş olduğu “Arz-ı Mev’ud”un İshak oğullarından gelecek olan bir peygamber, bir kurtarıcı ile verileceği inancıdır. Bu ihtilaf 3000 yıldır sürmektedir. Yahudiler bu inançlarını esas aldıkları için ne İsa’yı (as) ne de bizim peygamberimizi kabul etmemektedirler.  

Bundan dolayı bir kere Babil hükümdarı, sonra Roma gelip İsrail oğullarını sürgün etmişlerdir. Ancak Osmanlı yönetiminde 400 yıl bu topraklarda Musevi, Müslüman ve Hıristiyanlar sıkıntı çekmeden ibadet etmişlerdir. Bugünkü kavganın sebebi de 1948 yılında Yahudiler'e ‘Arz-ı Mevud’, yani vaat edilen toprakların tanınmasıyla başlamıştır.

Peygamberimiz (sav) buyurdu: “Yahudilerle Müslümanlar arasında savaş çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudilerin tamamını mahvedeceklerdir. Hatta bir taş veya ağacın arksında bir Yahudi saklanmış olsa o taş ve ağaç Allah’ın izniyle ‘arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür’ diyecektir.” (Riyazü’s-Sâlihîn, Diyanet Yay. Ank-1970, 3: 331)

Bu hadis-i şerifi yorumlayan İslam bilginleri hadisten Yahudi devletinin kurulacağını ve çıkardıkları fitne ve zulüm sonucu yıkılıp yok olacağını söylemişlerdir. Çünkü bir devletin kuruluşu dine dayanır. Yahudiler de dini amaçlarla ‘kutsal topraklarda’ İsrail devletini kurmuşlardır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Yahudiler hakkında nazil olan “Onlara zillet ve meskenet damgası vuruldu.” (Bakara, 2:61) ayetini yorumlarken İsrail devletinin hiss-i milli ve dinî amaçla yola çıkmalarından hikmet-i ilâhiyece kurulmasına müsaade edildiği ve çabuk tokat yemediklerini ifade eder.” (Şualar, 435) Devletin yıkımı ise zulme dayanır. İsrail de bugün yaptığı zulüm ile yıkımını hazırlamaktadır.

Hadis-i şerifin birinci kısmı tahakkuk etmiştir. Zira savaş devletlerarası olur. Kendi içinde olsa buna “terör” denir. Yahudiler ile Müslümanlar arasında savaş çıkması demek Yahudi devleti kurulacak anlamını içermektedir.

Yahudilerin sürgün sebebi ne ise yıkım sebebi de o olacaktır. Yahudi milletinin seciyesine işleyen dünya hırsı, hile hud’a ve ifsat komiteleri ile her nevi ihtilale parmak karıştırmaları onlara zillet ve yoksulluk damgasını vurduğunu Kur’an beyan ediyor. (Bakara, 60-61; Sözler, 366-367)  Yine aynı sebeplerden dolayı Müslümanların uyanması ile sürgüne ve helake maruz kalacaklarını peygamberimiz (sav) haber vermektedir. Hadis-i şerifin ikinci kısmının tahakkukunu da ömrümüz varsa göreceğiz demektir. Filistin sorunu ancak bu şekilde çözülebilir. Bir başka çözüm de zaten gözükmemektedir.

Yahudilere Tevrat’ta Allah’ın “kutsal topraklarda devlet kurmaları va’di”  bundan 2000 yıl önce tahakkuk etmiştir. Hz. Davud (as)  ve Süleyman’ın (as) kurduğu Yahudi devleti büyük bir ihtişam ile dünyaya hükmünü icra etmiş ve sonra da yıkılmıştır. Ama Yahudileri buna inandırmak elbette mümkün değildir. Ancak başlarına kıyamet koptuktan sonra inanacaklardır; ama bu işlerine yaramayacaktır.

malikaya@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.