1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Ankilozon Spondilit, erkeklerin belini büküyor
Ankilozon Spondilit, erkeklerin belini büküyor

Ankilozon Spondilit, erkeklerin belini büküyor

Halk arasında iltihaplı bel romatizması olarak bilinen Ankilozon Spondilit (AS) hastalığının daha çok erkeklerde görüldüğü, yaklaşık her 100 hastanın 60'ının erkek, 40'ının kadın olduğu ve erkeklerde çok daha ağır geçtiği belirtildi.

A+A-
Bu yıl 15. gerçekleşen Ulusal Romatoloji Kongresi yapıldı. Kongrede, romatizmal hastalıklarda kişiselleştirilmiş tedavi, ailesel akdeniz ateşi (AAA) hastalığında doğru tanı ve tedavinin önemi, kadınların doğurganlık çağında ortaya çıkan romatizmal hastalıkların zamanında teşhis edilmesi ve bunun bebek sağlığına etkisi, behçet hastalığı gibi birçok konu ele alındı, yeni yaklaşımlar tartışıldı.
 
İltihaplı bel romatizması yavaş ilerliyor
 
Prof. Dr. Ahmet Mesut Onat, basın toplantısında, Ankilozan Spondilit (AS) hastalığının halk arasında iltihaplı bel romatizması olarak bilindiğini ve "daha çok erkeklerde" görüldüğünü söyledi. "Her 100 iltihaplı bel romatizması hastasının 60'ını erkekler, 40'ını kadınlar oluşturuyor" diyen Onat, hastalığın özellikle erkeklerde daha yıkıcı olduğunu ifade etti. Onat, "Hastalık, erkeklerde kadınlara oranla çok daha agresif olurken, kadınlarda daha sakin seyrediyor" diye konuştu. Hastalığın, eklem ve omurgayı etkileyen kronik bir seyir izlediğini anlatan Onat, ankilozan spondilit sırasında ilk eklemlerin tutulduğunu dile getirdi. Onat, "Bu eklem, omurganın alt kesimi ile leğen kemiği arasında yer alır. Hastalığın ilerlemesiyle omurgadaki tüm bölgeler boyun eklemine kadar etkilenebilir" dedi.
 
Zaman zaman diz, ayak bileği gibi diğer eklemler ile göz gibi organların da etkilenebildiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: "Hastalık yavaş seyirli başlayan bel-sırt ve kalça ağrısına neden olur, gece ağrısı ve sabah tutukluğu en önemli yakınmalar arasında yer alır. Omurganın alt kesiminden başlayarak disklerin kenarlarında, bağların yapışma yerlerinde iltihap oluşur ve zamanla ilginç bir şekilde bu bölgede kemikleşmeler gözlenir.
 
Zamanla bel bölgesinden başlayarak boyun bölgesine kadar tüm omurgadaki bağlar, diskler kemikleşir ve omurga adeta tek kemik halini alabilir. Bu durumda ağrı yanında hastanın hareketlerinde de belirgin kısıtlılık oluşur."
 
Hastaların çoğunun, çalışma hayatlarına devam edebildiğini dile getiren Onat, özellikle yeni ilaçların kullanılmasıyla işgücü kayıplarının belirgin düzeyde azaldığını söyledi. Onat, hastaların yaşam kalitelerini devam ettirebilmeleri açısından düzenli kontrollerinin yanı sıra egzersiz, kilo kontrolü, sigaradan uzak durmak gibi önlemleri almaları gerektiğini vurguladı.
 
Genetik, romatizmal hastalıklarda önemli bir etken
 
Türkiye Romatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. İhsan Ertenli de romatizmal hastalıklarda kişiye yönelik tedavi ile yaşam kalitesinin arttığını belirterek bu hastalıkların en sık kadınlarda görüldüğünü söyledi. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının da yükseldiğini vurgulayan Ertenli, romatizmal hastalıkların çocukluk çağında da görülebildiğini belirtti. Ertenli, bu hastalıklar önemli bir bölümünün kesin nedeninin bilinmediğini ifade ederek, "Ancak genetik yatkınlık bazı romatizmal hastalıklarda önem taşır. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi, romatizmalı hastalar için de yararlıdır. Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında derimizi etkileyebilir" diye konuştu.
 
Romatizmal hastalıkların genellikle zamanında teşhis edilemediğini dile getiren Ertenli, bunun tedavi başarısını düşürdüğünü söyledi. Ertenli, tedavide kişiselleştirilmiş yöntemlerin önemine değinerek, şunları kaydetti: "Bir hasta için yararlı olan ilaçlar ya da tedavi girişimleri bir başka için yarar sağlamayabilir.
 
Hastaların doktorlarının önermediği ilaçları kullanmamaları özellikle önem taşımaktadır. Aksi halde bilinçsiz ve gelişigüzel ilaç kullanımı, romatizmal hastalığı tedavi etmeyeceği gibi hasta için tehlikeli sonuçlar doğurabilir, en önemlisi de hastalığın tedavisini geciktirir."
 
Ertenli, bu hastalıkların kronik olduğunu ve ilaçların mutlaka düzenli kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
 
Ailesel Akdeniz Ateşi, kalp yetmezliğine yol açabiliyor
 
Kongre Başkanı Prof. Dr. Eren Erken de Ailesel Akdeniz Ateşi (AAA) hastalığının, özellikle Akdeniz çevresindeki ülkelerde görüldüğünü belirterek, hastalarda ateşin genellikle 38 derecenin üzerinde olduğunu ve karın ağrısı şikayeti bulunduğunu ifade etti. "Türkiye'de AAA görülme sıklığı yaklaşık binde birdir" diyen Erken, şöyle devam etti: "Hastalığın tanısında hala neredeyse 7 ila 10 yıl gecikme yaşanıyor. Ailesel Akdeniz Ateşi, tanısı geç konulursa ve iyi tedavi edilmezse olumsuz sonuçlara sebep olabilecek bir hastalık türüdür. Eğer hastayı iyi tedavi etmezseniz, zamanla kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği ve karaciğer yetersizliğine yol açar."
 
AA
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.