1. YAZARLAR

  2. Hüseyin KARA

  3. Allah’ın şefkatinden fazla şefkat cehalettir
Hüseyin KARA

Hüseyin KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Allah’ın şefkatinden fazla şefkat cehalettir

A+A-

Lemaat ekseninde duygu çağrışımları (33)

Hayvan belgesellerini izlerken yüreğinin bir yerinin sızladığını hissetmeyen yok gibidir. Vahşilerin tam ortasında yeni doğan ve zor ayakta durabilen bir ceylan yavrusunun o acıklı halini görüp de “acaba kendini etraftaki canavarlardan nasıl koruyacak?” diye kaygı duymamak mümkün mü?  Müthiş bir acıma duygusuyla sarsılır insan. Hemen oracıkta bir teselli olabilecek bir ipucu da bulamaz.

Ama biraz düşündükten, yani bunca zaman bu hayat böyle süregelip ve böyle sürüp gidecek olduktan sonra büyük bir rahatlama duymamak da mümkün değil. İnsan gelip gitmeler ve  inip çıkmalar arasındadır. Gâh ümidini yitirir ve gâh da kendine gelerek ümitlenip derin bir nefes alır. Bu duyguyu yalnızca hayvan belgesellerinde duymayız. Bir kaza sonucu öksüz kalmış küçük yavruların aniden düştüğü boşluk da hepimizin acıma duygularını harekete getirerek “bu yavrular bu acıya nasıl dayanacak?” diye de derin bir hüzne sebep olur.

Olup bitenlerden en çok etkilenen insandır elbette. Hayvanlar kalıcı acılar çekmezler; insan gibi donanımlı olmadıklarından onların duydukları anlıktır. Geçmiş ve gelecekten etkilenmezler. Hüzünlenmezler. Ümitsizliğe düşmezler. Onlar anlık yaşarlar. Ama insan öyle değil; kendi acısını duyduğu gibi başkalarının çektiklerine de ortak olabilecek bir duygu zenginliğine sahip. Evinde çıkan bir yangından etkilendiği gibi gökyüzünde bir göktaşının düşmesinden de telaşa düşer.

Böyle bir insan bütün kaygılardan uzak ve dolu dolu bir hayatı nasıl yaşayabilir? Bunun tek yolu var. Her şeyi olduğu gibi kabul etmek… Varlığın akışına uyum sağlamak… Bunu bilinçli olarak yapmanın da tek yolu var: Her varlığın üzerinde, her şeyi bütün ayrıntılarına kadar evirip çevirmeye güç ve kudrete sahip bir Yaratıcı kabul etmek. Bir yaprağın düşmesinden galaksilerin hareketine kadar her şey O’nun kontrolündedir. O’nun irade ve kudretinin dışında olan hiçbir şey yoktur. O’nun şefkatinin üstünde bir şefkat ve O’nun gazabını aşan bir gazap da yoktur.

Bu tür bir kabul ve iman aynı zamanda huzurun da temelidir. Böyle inanan bilir ki biri bu varlık âleminde oluşan küçük büyük her şeyle yakından ilgilenmektedir.

Aslında varlığın bizzat kendisi somut şefkattir. Varlık âlemi Allah’ın sıfatlarının bir tezahürüdür. Özellikle Rahman, Rahim ve Vedud gibi isimler şefkatin kaynağını teşkil etmektedir. Bağışlayıcı isimler şefkatin bir tezahürü. Hatta gazapla ilgili isimler de sonuç itibariyle şefkati gösterirler. Doğrusu varlık âlemi sevgi hamuruyla yoğrulmamış mı?

Görünüşte çok şeyler var ki eğer derinlemesine analize girilmezse bir haksızlık ve bir zulüm olarak gözükürler. Bu derin bilginin değil, sathî bakışın bir sonucudur. Kâinatta hikmetsiz yaratılan hiçbir şey yoktur.

Bir cerrahi operasyon hakkında hiçbir bilgisi olmayan biri, cerrahın elindeki neşteri bir cinayet aleti şeklinde görmesi yadırganacak bir şey değildir. Hele bir insan etini lime lime doğrarken gördüğü neşter hakkındaki kanaatinin pekişmemesi de mümkün değil. Oysa neşter cerrahın elinde şefkatin ta kendisidir. Hasta onun yaptığı işin sonunda şifaya kavuşacaktır. Hastanın şifası o katil alet olarak kabul ettiği neşterin ucundadır. Ama bilgiden yoksun bu insan, neşteri bu yanıyla ve özelliğiyle bilmemektedir. Doktor asla neşterini kullanırken acıma hissi hissetmez; çünkü bilir ki hastanın şifası neşteri maharetle kullanmasındadır. Buna göre doktorun hastaya olan her müdahalesi gazap değil, şefkattir.

Yaratıcı ne yaparsa bir maslahat gözetir; bir hikmet, bir gizem. Her şeyin arka planını hesaba katmadan elde edilecek bilgi çok eksiktir.

Bediüzzaman kâinatın her varlığının iyi bir gözlemcisi. 29. Mektub’un 5.inci Risale olan Beşinci kısımda kâinatla ilgili gözlem yaparken, “bu seyr-i kalbî ve seyahat-ı hayaliye çok devam etti.” diyerek, hayvanlar âlemine göz attığında zaaf ve acizliklerinin kendisine son derece hazin ve karanlıklı geldiğini söyler. Ama duyduğu acı uzun sürmez; hemen Rahman isminin Rezzak burcunda bütün haşmetiyle kendini gösterdiğini görür. Ona büyük rahatlık verir. Bediüzzaman’ın gözlemi devam eder, her oluşumda gördüğü şey de değişik isimlerin bir tezahürü olan şefkatten başka değildir.

Kâinata bir sathî, yani yüzeysel bakış var ve bir de dikey, yani hikmetli ve arka planlı bakış var.  Birinci bakışta çevremizdeki oluşumlar hakkında dehşete düşmemek mümkün değil. Ama hikmetli bakış bu karanlıklı dünyayı bize gün ışığına çevirir. Allah’ın birçok isimleri her oluşum için birer ışık olur. Sevgisizlik de zulüm de göremeyiz. Kâinat her varlığıyla sayısız gülücüklerle dolar. Hayvanlar, bitkiler ve insanlık âleminde beşer eli karışmadığı sürece bir zulmün görülmesi söz konusu değil.

Daha birçok yerlerde işlediği bu konuya ilişkin Lemaat’ta Bediüzzaman bu bakış açsını şu şekilde özetler: “Allah’ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Allah’ın gazabından fazla gazap edilmez.” dedikten sonra, insanın huzur duyacağı temel noktayı da tavsiye eder: “Öyle ise, işi bırak o Âdil-i Rahim’e. Fazla şefkat elemdir; fazla gazap zemime.

Mademki işi Adil-i Rahim’e bırakmak gerekir, o halde bizce yapılması gerekense, ya derin bir bilgiyi elde etmek için Allah’ın isimleri ışığında kâinatı taramak ya da olup bitenlerde yalnızca bir gözlemci olmak. Varlıkların arka planlarını gösteren isimler açısından bakılmadığı sürece her an sathî bilginin yanılgısına ve hışmına uğrarız. Doktorun elindeki neşteri cinayet aleti olarak görme cehaletine düşeriz.

Bu bakış açısıyla çevremizde olup biten her şeyin büyük bir gizem ve hikmet içinde asırlarca yürüyüp gittiğini görürüz. Belgeseldeki ceylan yavrusu doğar, annesinin arkasından yürür, bir şekilde hayatını sürdürür ve o görkemli boynuzlarıyla bizim sevgi ve hayret duygularımızı kazanır.

Öksüz düşen hiçbir insan yavrusunun hayatı da son bulmamıştır. Hayat bir şekilde devam eder.

Bize düşen de her varlığa hikmet açısından bakmak. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.