1. YAZARLAR

  2. Afife ARTIK

  3. Alevîlik Çalıştayının İkincisinden Notlar
Afife ARTIK

Afife ARTIK

Yazarın Tüm Yazıları >

Alevîlik Çalıştayının İkincisinden Notlar

A+A-

Risale Akademi 24 Ekim 2015 tarihinde Alevîlik Çalıştayının ikincisini tertipledi.

Hakiki Alevîlerin katılımı ile gerçekleşen çalıştayda yapılan sunumlara Risale Akademi ve Risale Haber sayfalarında geniş yer verildi. Benim nazarıma önemli gelen bazı noktalar da bunlardır:

  • Bir inanç hareketi olarak başlayan Vehhabilik siyasi bir hareket olarak devam etmiştir. Günümüzde de siyasi bir hareket olma özeliğini korumaktadır.
  • Vehhabiler, kendilerini sünni olarak niteleseler bile uygulamaları Sünnilik ile uyuşmamaktadır. Namaz kılmayanı tekfir etmeleri, mezarların üzerine türbe yapılmasını şirk kabul etmeleri, aklı delil olarak kabul etmemeleri gibi çok hususlarda ehli sünnet ile ayrı düşmektedirler. Şefaati ve kerameti kabul etmemeleri de bir başka ayrılık noktasıdır.
  • Vehhabilerin, Müslümanların açıklarını nazara verme çabaları da İslamın ittihadı açısından menfi bir tutum olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Bediüzzaman, müfrit Rafizilerinde İslama zarar verdiğine vurgu yapar.
  • Bediüzzaman; büyük allame Saadettin –i Taftazaninin “Yezid’e lanet caizdir” dediğini söylemiş “lanet vacibdir” demediğini ve “hayırdır ve sevabı vardır” da demediğinin altını çizmiştir. Bu konu Emirdağ Lahikasının 152. Mektubunda yerini almıştır.
  • Bizim, gücümüzü aramızda kavga etmeye değil, İttihad-ı İslama harcamamız elzemdir. Bunun için evvela bu topraklarda yaşayan Müslümanların bir ve beraber olmaları gerekir. birbirinin aynı olmamasına rağmen beraber hareket etme şuuruna muhtacız.
  • Hakiki Alevîler bizim has kardeşlerimizdir. Siyasileşmiş kısmı ise dinden uzaklaşmışlardır. İkisini ayırmak gerekir.
  • Al-i Beyt sevgisi Risale-i Nur’un en mühim esaslarından biridir.
  • Alevîlerin sorunlarını sünniler, sünnülerin sorunlarını da Alevîler çözmeyi kendilerine vazive bilmeliler.
  • Risale-i Nur Külliyatından Lem’alar eserinin Dördüncü Lem’asını telif edenin hakiki ve hakikati bir Alevî olmaması düşünülebilir mi?
  • Dinimiz İslamdır. Ne Sünnilik ve ne de Alevîlik bir din değildir.
  • Risale-i Nur’da Hazret-i Ali’ye muhabbet bir esastır. Alevilikte ise bu muhabbet meslek olarak ittihaz edilmiştir.
  • Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam; Al-i Beytine buğz edenin kendisine ve Allah’a buğzetmiş olacağını bildirmiştir.
  • Aleviler ile sünnülerin kardeş olmaları kemalizmi bir kenara bırakmaları ile olacaktır.
  • Hilafet demek iman hakikatlerinin neşri demektir ve Risale-i Nur Hazret-i Hasan’ın vazifesini bu konuda bi hakkın eda etmektedir.
  • Hilafeti devretmiş olması nedeni ile bazı şia Hazreti Hasan Radiyallahu Anh’ı eleştirirler. Bu eleştiri, Hasanî mesleğin idrakindeki nakısedendir.
  • Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam; tamirci, yaraları sarıcı ve mürşit olarak Kur’an ve Al-i Beyti bırakmıştır.
  • Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam; Zübeyir Bin Avvam Radiyallahu Ahn için “Her peygamberin bir havarisi vardır benim havarim de Zübeyirdir” buyurmuştur.
  • Fitne öyle bir ayak kaydırır ki durdurmak kolay olmaz. Hazret-i Aişe Radiyallahu Anha gibi bir imam bir Fakihe fitnenin önüne geçememiş.
  • Günümüzde de başta beraber olanlar yarın birbirini katlediyor neden? Makam, saltanat ve menfaat işin içine girdiği için.
  • Emevilere lanet edenler, Abbasilere lanet etmiyorlar neden? Ne fark var ki aralarında?
  • Dini cemaatler saltanat ile irtibat kurduklarında ihanet etmişler. Tarihte de yaşanan budur, bu gün de yaşanan budur.
  • Asil insanlarla işbirliği yapmamk önemlidir. Dünyaperetst olan ile sağlam iş yapılamayacağı gibi, dindar ama taassublu ve aklı kullanamayanla de iş yapılmaz. Yapılsa müsbet netice alınmaz.
  • Al-i Beyt’e yapılan zulümler üzerinde fazlaca durmak, mesleğimizdeki şefkat ciheti ile takatimizi aşar ve tahammülü güçtür. Bu nedenle bu zulümlerin müsbet ve ahirete bakan cihetleri ile ferahlanmamız gerekir. yoksa dünyaya bakan menfi cihetlerini konuşmak ve dinlemek bile takatimizin fevkindedir. Asli vazifemize zarardır.
  • Bazı akımlar, bir olayın sürekli taze tutulması ile devam edebilirler. Kerbela olayı da bu nevidendir. Neden başka hadiseler bu denli canlı tutulmuyor da ille Kerbela hadisesi ilk günkü gibi taze tutuluyor??? Adeta bugün olmuş gibi yas tutuluyor? Demek bir şeyleri bu yas üzerinden servis ediyorlar ki taze tutmak için elden geleni yapıyorlar.
  • Birini seven ne yapar? Ona benzemeue gayret eder. Demek Hazret-i Ali’yi seven ona benzemek için çalışır. Eğer buna çalışmıyor ise siyasal şiadandır. Yani siyasi bir amacı takip etmke için onu sevdiğini söyler ama yaptıklarını yapmaz, sevdiklerini (Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer Radiyallahu anhüm gibi) sevmez.
  • Sünniler ile Alevîler arasında hür ve eşit bir müzakere ortamı olması hepimizin ihtiyacıdır. İnşallah bu ve benzeri çalıştay ve sempozyumlar bunun zemini olurlar. Ve çok şey değişir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum