1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. Akvaryumu Kevser havuzu görmek
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Akvaryumu Kevser havuzu görmek

A+A-

Risale-i Nur, asrımızın sorularına ve sorunlarına cevapların yer aldığı “Kur’an’ın mucize-i mâneviyesi” sırrına haiz külliyatın adıdır.

Kur’an, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) mucizesi, Risale-i Nur da bu asrımızdaki Kur’an’ın mucizesidir.

 

Risale-i Nurlarla Allah’ı (c.c) Peygamberi (asm), Kur’anı ve sair iman hakikatleri ile İslâm’ın esaslarını en doğru şekilde anlaşılır. Doğru İslâmiyet ve İslâmiyete layık doğruluğun günümüzdeki referans kaynağı Risale-i Nur olduğu gerçeği genel kabul gören bir gerçektir.

 

Risale-i Nurlarla imanını kurtaran, kuvvetlendiren ve başkalarının da imanlarının kurtulması ve kuvvetlenmesi için çalışanlara ise Risale-i Nur talebesi diyoruz. Her ne kadar Risale-i Nurla alâkalı hizmetin içinde bulunma, sorumluluk yüklenme, hayatında önem ve öncelik sırasına koyması ile dost, kardeş, talebe gibi mânevi kariyer kategorisi ile tanımlanıyorsa da genel adı Risale-İ Nur Talebeleri olarak anılmaktadır.

 

Risale-i Nur’dan istifade edip aynı prensipleri ile müşterek hizmet edenlerden meydana gelen mânevi ortaklığın mânevi şahsiyetin nasıl bir havuz olduğu konusunda birkaç arkadaş ile yaptığımız tartışmadan çıkardığımız sonucu bu yazı vesilesiyle paylaşmak istedim.

Bu konuya İlahiyatçı ve iş adamı dostum Said Özadalı bir telefon konuşmamızda dikkatimi çekmişti.

Geçen hafta sonu bir vesile ile Ankara’da, Risale Haber ofisinde misafirimizdi. Öğle saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar bu konuyu Risale-i Nurlardan okuyarak müzakere ettik.

 

Bilindiği gibi Risale-i Nur’un Lem’alar eserinin 21. Lem’ası hizmet esaslarının özü olan İhlas hakkındadır. İhlas risalesinin girişinde önemli bir hatırlatma vardır. “Bu lem’a laakal on beş günde bir okunmalıdır.” Nur talebeleri 15 günde bir okurlar. Bazıları daha sık aralıklarla okuyorlar.

Bu bölümde İhlasın tarifi, ihlası kazandıran şeyler, ihlası kıran şeyler gayet açık ve net izah ediliyor.

İhlası kıran ikinci mani bölümdeki geçen şu haşiyeye yeni ve farklı bir açılımı fark etmiş ve herkesle paylaşıyor Said hoca:

Evet, bahtiyar odur ki, kevser-i Kur'ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enâniyetini o havuz içine atıp eritendir.”(Lem’alar 21. Lem’a)deniliyor.

 

Dikkate değer husus:

Biz “Kevser-i Kur’an’iden süzülen tatlı bir havuz…” denilince, Risale-i Nur okuyan, kendilerini Risale-i Nur talebesi olarak gören, Risale-i Nur meslek ve meşrebini dava kabul eden nur talebelerini, kamuoyunda bilinen namıyla “Nurcular”ın, aynı gaye etrafında bir araya gelmelerinden meydana gelen cemaatin şahs-ı mânevisi biliyoruz. “Cemaatin şahs-ı mânevisi daha metindir” gerçeği bilindiği için, şahs-ı mâneviye çok büyük önem atfedilmektedir. Gereklidir. Tarikat ve tasavvuf geleneğinde benzer bir anlayış olarak, “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” denildiğini biliyoruz. Kılavuz ve rehberin öneminin vurgulanması anlaşılmalıdır.

 

Halbuki, Risale-i Nurları okuyup farklı yorumlamaktan veya sebebi bilinen-bilinmeyen, harici dahili bir takım etkenler ve subjektif düşünce ayrılıklarından dolayı ayrı grupların varlığı da bir realitedir.

Burada maksadımız asla niyet sorgulaması ve bir yargılama yapmak değildir. Sadece sosyolojik bir tespittir. Hangi grup olursa olsun niyetlerin Allah için hizmet olduğunu kabul ediyoruz.

 

Kevseri kur’aniden süzülen havuzu kazanmak…..” olarak bildiği şahs-ı mâneviye dahil olmanın adresinin her grup kendi mensubu olduğu yerin kastedilen yer olduğuna inanıyor ve düşünüyor.

Bahsi geçen Risale-i Nurdan istifade ederek iman ve Kur’an hizmetini meslek ittihaz eden grupların her birinin şahs-ı mânevisi “Kevseri Kur’aniden süzülen havuz…” standartları en yüksek kalitede su ile dolu gibi olmak arzusunu taşıyan “akvaryumlar”dır.

 

Nasıl ki, Kur’an’da ve Peygamberin sünneti ile tanımlanan İslâm ile reelde yaşayan Müslümanlar aynı değildir. Kevser-i Kur’aniden süzülen tatlı bir havuzla, muhtelif mizaçlardan oluşan reeldeki nurcuların oluşturduğu şahs-ı mânevi akvaryumları aynı şey değildir.

Evet her bir grubun şahs-ı mânevisi büyüklü küçüklü birer akvaryumdur. Akvaryum, su kalitesi, suyunun temizliği içindekilerin niyeti, samimiyeti, ihlası, hamiyeti, günahları ve sevapları gibi terkibinde bir çok unsurlar var. Evliya gibiler de var günahkârları da var. Suyu kirletenler de hesaba katılmalıdır. Bir de akvaryumun başında, hasbel kader hükmeden mümeyyiz sıfatlara, yetkilere sahip, ayrıcalıklı hükmedenler de olabilir. İnsandırlar, nefis taşımaktadırlar.

 

Akvaryumu havuz zannedenlerin, tekelci yaklaşımı (teşbihte hata olmazsa) orta çağ kiliselerinin hâkimiyeti döneminde (işine geleni dahil edip işine gelmeyeni “aforoz” mekanizması gibi dışlama sistemi) nasıl olur da Kevser havuzu ile aynı mülâhaza edilebilir?

“Mesleğim haktır güzeldir” düsturu yerine “Yalnız benim mesleğim haktır” anlamına gelen bazı yanlış anlayışın reelde söz konusu olması havuz zannedilen akvaryumunun su kalitesini düşürebilmektedir.

Mensubiyet kriterleri Kur’an, Sünnet ve Risalelerde geçen prensiplerden öte adı konulmamış ilave şartlar koyarak insanları kayıt altına almak elbette mümkün değildir. Böyle bir uygulamanın geçerli olduğu akvaryum mihenk laboratuvarında test edilse belki içinden mikroorganizmalar çıkacaktır.

 

Efendim, bu akvaryumlarla Kevser havuzu farkının, nüansın ayırt edilebilmesi rahatlamaya vesile olacaktır.

Risale-i Nur’a talebe olmak isteyen, Kevser-i Kur’aniden süzülen tatlı bir havuzu…” kazanmak için, bir buz parçası gibi olan şahsiyet ve enaniyetini eritmenin yollarını arayacaktır. Aramalıdır. Tekâmül sırrının gereğidir. İhlas sırrıdır. Şartları, ihlas risalesinde ve Risale-i Nurun genelinde çok yerde açıklanan prensipleridir.

Akvaryumlarla gerçek Kevser havuzu iltibas edilmesin, karıştırılmasın. Şahsı mânevi dernek üyeliğine kayıt olmak gibi bir şey değildir elbet. Ruhen, vicdanen, niyeten, zihnen, bedenen, amelen olmaya gayret etmektir asıl olan. Akvaryumu bulmak değil, “kevseri kur’aniden havuz….”un suyu “kalitesinde su olmak” için gayret etmek gerektir. Saf bir damla olabilmek… Yani kendi suyumuzun kalitesi havuzun Kevser havuzunun su kalitesinde olması için gayret etmek…

 

Eğer akvaryumları oluşturan suların su kalitesi Kevser havuzunun su kalitesine yükselirse, saf damlalardan meydana gelirse. O zaman bahsi geçen havuz da kazanılmış olur. Referans, Kevser havuzunun suyudur. Hedef kalitedir.

Buz parçalarının yüzdüğü veya takır takır buz mozaiklerden oluşan, su kalitesi belirsiz akvaryumlar veya buz sandıkları nerede? Kevseri Kur’aniden süzülen havuz nerede? Reklam ve pazarlama ile suyu kaliteli yapmak mümkün değildir. İhlas-ı etemme muvaffak olmakla mümkün olabilir.

 

Bütün akvaryumlar kirli suların buzlarından kimisi erimiş kimi erimemiş akvaryumlar gibi değil elbet. Cihanşümul boyut kazanan bir hizmet muvaffakıyet sırrı, niyet-i halise, tesanüt ve ihlas sırına dayandığı muhakkaktır.

Risale grupları gerek birlikte hizmet ettiği insanlara gerek kendilerine göre başka gruplara mensup olanlara yaklaşımında şahs-ı mânevi tekelciliğinden sıyrılmalıdır vesselam…

 

Maksadımı izah etmekte çok zorlandım itiraf edeyim. Bilmem ifade edebildim mi? İnşallah yanlış anlaşılmamıştır. Bu konu doğru anlaşılacak şekilde vuzuha kavuşturulmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum