1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Akciğer kanseri kadınlarda daha fazla görülüyor
Akciğer kanseri kadınlarda daha fazla görülüyor

Akciğer kanseri kadınlarda daha fazla görülüyor

Türkiye'de 2009 yılı istatistik verilerine göre akciğer kanserinde insidans hızı (bir yıl içinde saptanan yeni akciğer kanserli olgu), erkekler için 100 binde 66, kadınlarda ise 100 binde 8,1...

A+A-

Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) ve Türk Göğüs Cerrahisi Derneği'nin (TGCD) birlikte düzenlediği "VI. Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi", Antalya Belek'te düzenlendi. Akciğer kanseri konusundaki gelişmelerin ayrıntılı olarak tartışıldığı kongreyi 450'yi aşkın katılımcı takip etti.

Kongrede Türkiye'nin akciğer kanseri ile ilgili verileri şu şekilde açıklandı:

"Türkiye'de 2009 yılı istatistik verilerine göre akciğer kanserinde insidans hızı (bir yıl içinde saptanan yeni akciğer kanserli olgu), erkekler için 100 binde 66, kadınlarda ise 100 binde 8,1'dür. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre, 2013 yılı toplam nüfusu 76.667.864. Nüfusun yüzde 50'si kadın. Buna göre her yıl 30 bin yeni akciğer kanserli hasta oluşmaktadır. Yeni akciğer kanserli hastaların 27 bininin erkek, 3 bininin kadın hasta olacağı düşünülüyor. Her iki cinsiyette de, 50 yaşından itibaren başlayan görülme sıklığındaki artış, 70'li yaşlarda zirve seviyesine ulaşmakta. 2012 yılı itibariyle, Türkiye'de yeni ve eski akciğer kanserli (prevelans) yaklaşık 50 bin hasta bulunmakta. Özellikle erkeklerde 2008 ve 2009 yılına ait istatistik verileri incelendiğinde, 2007 yılından itibaren erkeklerde akciğer kanser sıklığının bir platoya ulaştığı görülmekte. Henüz analizi tamamlanmayan 2010 ve 2011 verileri de bu bilgiyi desteklemesi durumunda ileriki yıllarda akciğer kanser sıklığının azalmaya başladığını görebiliriz.

Ülkemizin tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile mücadele konusunda aldığı yol, tüm dünyada takdirle karşılanmaktadır. Mücadelenin aksatılmadan sürdürülmesi, gerekirse daha kesin önlemler almaktan kaçınmamak gerekliliği açıktır ancak özellikle ikram sektöründe yüzde 50 oranında sigara yasaklarına uyumsuzluk gözükmektedir. Bugün için ülkemizde tütün ve tütün ürünleri ile mücadele neticesinde sigara içme oranlarında yüzde 4'lük bir azalma elde edilmiştir ancak kadınlar arasında sigara kullanımındaki artış eğilimi, genç yaşta sigaraya başlamış olma (ülkemizde liseli gençler arasında sigara kullanım sıklığı yüzde 20-40) mücadelenin önemini ortaya koymaktadır. Sigaraya hiç başlamamış olmak çok önemlidir. Sigaraya başlamış olanlar için, hangi dönemde olursa olsun, sigarayı bırakmayı başarabilmek ve bunu sürdürebilmek, en az onun kadar önemlidir.

Hiç sigara içmeyen kadınlar, hiç sigaraya içmeyen erkeklere göre daha çok akciğer kanseri riskine sahiptirler. Bir başka deyiş ile, kadınlar akciğer kanserine daha hassastır. Kadınlar için sigarayı bırakmak kadar, akciğer kanserine neden olan diğer risk faktörlerinden uzak durmak da önemlidir. Hiç sigara içmiyor olsanız bile, çevresel sigara dumanı maruziyeti ile akciğer kanseri riski erkeklerde yüzde 37, kadınlarda yüzde 22 artış göstermektedir. Bu nedenle kapalı her türlü mekanda tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının engellenmesi çok önemlidir. Radon gazı maruziyeti, akciğer kanser riskini yüzde 8-11 oranlarında arttırmaktadır. Bu oran, sigara içenlerde veya çevresel sigara dumanına maruz kalanlarda daha yüksektir. Radon gazı doğal kaynaklardan yayımlanmaktadır. Ev içi radon kaynağının önemli bir kısmı (yüzde 90), binanın temelindeki toprak ve kayalardır.

AKCİĞER KANSERİ ÖLDÜRÜYOR, TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 50 BİN HASTA VAR

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Akciğer Kanseri Derneği Başkanı ve Kongre Eşbaşkanı Doç. Dr. Ufuk Yılmaz, akciğer kanserinin, her yıl dünyada 1.5 milyondan, Avrupa'da 350.000'den fazla insanın ölümüne sebep olmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye'de erkeklerde birinci sırada olan ve 50 bini aşan sayıda akciğer kanserli hasta bulunduğunun altını çizen Yılmaz, "Her yıl bu sayıya 30 bin yeni akciğer kanserli hasta eklenmektedir. Ölümcül bir hastalık olması nedeniyle bu hastalarımızın önemli bir kısmını kaybetmekteyiz. Tütün ve tütün ürünleri mücadele programları, ulusal asbest ve radon kontrol programlarının sonuçlarını almaya başlayıncaya kadar ülkemizde de akciğer kanseri, en sık görülen kanser olma özelliğini koruyacaktır" dedi.

SİGARA İÇMEYEN DE RİSK ALTINDA

Sigara ve diğer tütün ürünlerinin tüketilmesinin akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu artık herkesin bildiğini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti: "Hiç sigara içmiyor olsanız bile, çevresel sigara dumanı, radon gazı, asbest, silika (çanak, çömlek, tuğla, taş ocağı, taş kesme kırma vb), pestisid (zararlılara karşı kullanılan kimyasallar) maruziyeti, akciğer kanseri riskini değişen oranlarda artırmaktadır. Ev dışı hava kirliliğinin sigara içmeyenlerde akciğer kanseri riskini arttığı yönündeki veriler yeterli değildir. Östrojen içeren hormon tedavisi alan sigara içmeyen kadınlarda, akciğer adenokanser riski yüzde 76 artmaktadır. Ailesinde akciğer kanseri bulunan kişilerde akciğer kanser gelişme riskinde, yüzde 40-50'lik bir artış vardır. Yeni bir araştırmaya göre, akciğer kanser riski birinci derece yakınlarında akciğer kanseri bulunan hiç sigara içmemiş erkeklerde 2.71 kat, kadınlarda 2.59 kat artmıştır. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, akciğer kanserinin erken yakalanması için çabalar devam etmektedir. ABD, akciğer kanseri için yüksek riskli gruplarda düşük doz bilgisayarlı tomografi ile periyodik taramalara ülkelerinde izin vermiştir. Bugünlerde geri ödeme kurumları da kararlarını oluşturacaktır. Avrupa Birliği ise Nelson adı verilen ve bilgisayarlı tomografi ile yapılan tarama çalışmalarının, ölüm hızları sonuçlarını beklemektedir. Türkiye'de ise Sağlık Bakanlığı bilgisayarlı tomografi ile tarama programı konusunda, başlangıçta gösterdiği isteklilikten vazgeçmiş gözükmektedir. Oysa akciğer kanserinin erken tanısında bugün için, bilgisayarlı tomografinin yerine geçebilecek bir yöntem bulunmamaktadır."

ELEKTRONİK BURUN İLE AKCİĞER KANSERİNİN ERKEN TEŞHİSİ MÜMKÜN OLABİLİR

Nefes havasında kanser belirteçlerinin araştırılması, bilgisayarlı tomografide saptanan şüpheli gölgelerin iyi veya kötü huylu olduğu ayırımında kullanılabileceği üzerinde durulduğunu ifade eden Yılmaz, "Nefes havası analizi, saptanan gölgenin kanser olmadığını söylerken, PET yöntemine göre daha doğru sonuçlar vermiştir. Bu hastaların nefes havalarında yükselmiş olan kanser belirteçleri, operasyon sonrasında normal seviyelere inmiştir. Bu bulgular, tarama sırasında saptanan gölgelere uygulanacak gereksiz ameliyatları, nefes analizlerinin önleyebileceğini göstermektedir" diye konuştu.

Tütün kontrol programı ile ülkemizde sigara içme oranında 2008 yılına göre yüzde 4 azalma sağlandığını hatırlatan ve Türkiye'de yasaklanmış olan elektronik sigaraya da dikkat çeken Yılmaz, "Tütün ve tütün ürünlerini bırakma aşamasında, ülkemizde yasaklanmasına rağmen, elektronik sigara olarak bilinen e-sigaralardan yardım alınabilmektedir. Sıvı haldeki nikotinden ısı yolu ile nikotin buharı elde etme esasına dayanmaktadır. Sigaradan kurtulmada etkili olamayacağı ve kanserojen maddeler içerebileceğini bilmekteyiz. Artık, e-sigaranın solunum yolu hücreleri üzerinde, sigaranın sebep olduğuna benzer, kanseri başlatan mutasyonlara (P53, KRAS gibi) neden olduğunu bilmekteyiz. Bu nedenle, e-sigara kullanan kişiler en kısa zamanda bu alışkanlıklarından vazgeçmelidirler" dedi.

KANSERLİ HASTALAR DA BESLENMESİNE DİKKAT ETMELİ

Türk Akciğer Kanseri Derneği Marmara Bölge Temsilcisi Prof. Dr. Nil Molinas Mandel ise beslenme ve kanser ilişkisi ile ilgili şu bilgileri verdi; 'Aslına bakarsanız beslenmenin direk akciğer kanseriyle bir ilgisi gösterilememiştir. Ama belirli kanser türlerinde kilo artışının risk faktörü olduğunu biliyoruz. Rahim kanseri, prostat kanseri, meme kanseri gibi kanser türleri bunlar arasında. Fakat kanser hastalarının özel beslenmesi gerekir. Hem bağışıklık sistemlerinin yüksek olması hem de bizim vereceğimiz tedavilerle başa çıkabilmeleri için dikkatli olmaları ve düzenli beslenmeleri gerekir. Onun için de riskli grup, hele ki evre 4 olan hastalar -yani bu uzun sürecek bir hastalık anlamına geliyor- kronik bir hastalık gibi tedavi edilebilmesi için vücut direncinin yüksek olması lazım. Her zaman için spor yapmak, günlük kalorileri sınırlı tutmak yani kilo almamak şarttır' diye konuştu. Doç. Dr. Ufuk Yılmaz da şu önemli yanılgıyı da düzeltmemiz lazım diye ekleyerek; 'Örneğin et yememeliymişim, süt içmeyeceğim veya şekersiz yiyecekmişim gibi duyumlar alan hastalar, bunları ya azaltırlar ya da hiç almamaya başlarlar. Bu doğru değil. Hastalarımız et de yemeli, sütte içmeli, şekerli de beslemelidirler. Bunlar bazı akciğer dışı kanserlerin beslenme tarzında söz konusu olabilir. Bunun için doğru bilinen yanlışı düzeltelim, hastalarımız dengeli olarak bütün besinleri tüketebilirler' diye konuştu.

AKCİĞER KANSERLİ HASTADA UZUN YAŞAM CERRAHİYLE MÜMKÜN

Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Başkanı ve Kongre Eşbaşkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli de akciğer kanserindeki cerrahi tedaviler hakkında bilgi verdi. Elbeyli, "Akciğer kanseri eğer erken dönemde tanınır ve tespit edilebilirse ona uzun yaşam kazandırabilecek belki de hastalıktan kurtarabilecek tek tedavi cerrahi" dedi.

Kendilerinin akciğer kanserinde multidisipliner bir tedavi sürecini götürmeye çalıştıklarını belirten Elbeyli, tek tedavi olmamakla birlikte kullanılacak tedavilerle bu hastalara yaşam şansı sağlamaya çalıştıklarını bildirdi. Kapalı ameliyatlar, robotik ameliyatlar gibi teknolojik yöntemlere değinen Elbeyli, "Teknoloji üreten, özellikle uluslararası güçler bunu bizim gibi kullanıcı ülkelerde zaman zaman gereğinden daha farklı, mucizevi gereç ve yöntemler olarak göstererek zorlama yoluna gidebilirler. Bizlerin bilim camiası olarak toplumu uyarma konusunda görevimiz var. Kullanılacak bu teknoloji konusunda hastamızı, hasta yakınlarımızı ve toplumumuzu eğitmek gibi bir misyonumuz da var. Bu nedenle ekonomiyi de düşünerek, fayda-zarar ilişkisini iyi kurarak bu teknolojik yöntemleri zaman içerisinde sonuçlarını daha net alacağımız bir süreci yaymayı doğru buluyorum" şeklinde konuştu.

Yeni Şafak

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.