1. YAZARLAR

  2. İsmail AKSOY

  3. Affa direnenler
İsmail AKSOY

İsmail AKSOY

Yazarın Tüm Yazıları >

Affa direnenler

A+A-

Rahmet iklimi öylesine kuşatmıştı ki alemini, mağfiret dilencisi olmak için çırpınıp duruyordu.

Ramazan atmosferinin gönülleri mest ettiği, âdeta melekleştirerek lâhûtî dünyalara sevk ettiği bu zaman dilimini doyasıya yaşamaya çalışırken, rahatsız edici manzaralara da gözü takılmıyor değildi. Boynunu büküp geçiyor, insanların bu kadar gaflette olmalarını içine sindiremiyordu.

Bakar mısınız şu insanlara… Alenen Allah’a isyan ediyor, O’nun mülkünde İlâhî kanunlarına meydan okurcasına rahatça nemrûdâne davranışlar sergiliyorlardı. İçlerinde imandan, Allah korkusundan bir kırıntı yok muydu?

Öğle sohbetini, merkez camide dinlerken, İlçe müftüsü hatibin uyarıcı telkinlerde bulunmasını, âdeta isyan bayrağı çeken bu tür şâkîlere gerekli ikazları yaparak, diğer insanların bu tehlikeli kasırgaya yakalanmamaları konusunda açıklamalarda bulunmasını beklercesine içinde kabaran dinî hassasiyetle tüm benliğini odaklamıştı vaize…

Kaldığı mekâna geldiğinde, internete girip Kadir Gecesi mesajlarını göndermek üzere bilgisayarını açtı.
Bir de ne görsün, yan masaya oturmak üzere içeri giren 5-6 kişinin lâubali davranışlarla, yaşlarıyla da hiç münasip düşmeyen konuşmalarını istemeyerek de olsa dinlemiş oldu.

Aralarında iki emekli öğretmen ve emekli bir askerin de olduğunu sonradan öğrendiği gurubun yüksek sesle ve hararetle; oruç, namaz, cami, hoca üzerinde alayvâri konuşmaları izzetine dokunmuştu.
Hele hele, çaylarını yudumlarken, aralarından birinin; “ Adam beni her gördüğünde, haydi camiye gidelim diyor, cami ile ne alakam var. Ben de her seferinde kaytarıyorum. Kahvehanede (yani kumarhanede) oyun oynuyorum. Bizim hanım da beni camide biliyor” lafları aralarında gülüşmelere neden oluyordu…
Bir başkası, “Adam oturmuş baş tarafa, dini ahkâm kesiyor, lafı da kimseye vermiyor. O molla var ya molla, ne saf ve ne de geri zekâlı… Bu milleti işte böyle sömürüyorlar…” sözleriyle din görevlilerine veryansın ediyordu. Ve aralarında inanca, namaza, oruca hakaret yarışması yapılıyordu sanki!

Adam daha fazla dayanamadı. Dinî hassasiyetine dokunmuştu. İçi parçalanmıştı bu abuk sapık sözler karşısında…
Ortada bir münker vardı. Diliyle müdahele etmeliydi. Yerinden kalktı, masaya yaklaştı, çok müstesna bir günde bulunduklarını, Kur’ânda adı ve şânı yüce bir gecenin önlerinde bulunduğunu, oruç tutup tutmamanın kendi tercihleri olduğunu, ama saygı duymalarını, yapılan bu hakaretlere de hakları olmadığını ifade ederek “Allah hepimizi affetsin” dedi.
Emekli öğretmen olduğunu söyleyen şahıs, bir taraftan çayını yudumlarken, diğer yandan bütün âlemi titretecek, varlık âlemini tahrik ve tahkîr edecek bir söze imzasını atıyordu: “Bizim affa ihtiyacımız yok ki!...” Aman Allah’ım, küfrün, azgınlığın, isyanın ve hidayete yüz çevirmenin canlı misali karşıda duruyordu. “O zaman Allah hidayet nasip etsin, sizi ıslah eylesin…” diyerek daha fazla dayanamadı ve çıkıp gitti. Sadece içlerinden biri, “siz nerelisiniz?” diye sorabilmişti. Yüzlerinde isyanın ve küfrün izleri açıkça belli oluyordu. Bu sözler karşısında mosmor olmuşlardı. Öyle ya, başka bir memleketten gelip o beldenin yerlisi ve tanınmış bir arkadaş gurubuna karşı açıkça Hakk’ı ve ma’rûfu haykırmak kolay değildi.
Çünkü işin sonunda sopa yemek de vardı.

Tebliğ görevini cesaretle yapmış olmanın huzuru, ama yaşadığı olayın üzüntüsüyle ilerlerken; Allah Resûlü’nün dualarını mırıldanarak uzaklaştı: “Allahım, kavmimi hidayete yoluna ilet. Çünkü onlar bilmiyorlar (akıl erdiremiyorlar) “ Allahım, sen affedicisin, affı seversin, beni de affeyle.”

Camileri, mescidleri, medreseleri dolduran, neşe içinde gürül gürül Kur’ânı ve kâinat kitabını okuyan gençleri düşündü. İman-küfür mücadelesi Hz. Adem’den beri devam ediyordu ve ahir zamanda artarak devam edecekti.

“Zaman gösterdi ki, Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil…” (Bediüzzaman)

Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Daha nice Kadir gecelerine ve gerçek bayramlara erişmek dileğiyle…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum