1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Abdullah Yeğin Ağabey
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Abdullah Yeğin Ağabey

A+A-

Abdullah Yeğin Abi, Kastamonu Mevlidinin ev sahipliğini yapıyor. Tefekkür dershanesinde ikamet ediyorlar. Ders dinliyor, misafirleri kemal-i ciddiyetle tebessümlerle karşılıyor. Kendisi Kastamonu’nun Araç kasabasının Kıyan köyünde doğmuş. Babası muallim olarak görev yapıyor. Adı Süleyman. Köyün eski adı Muğamlar. Burada öğretmenlik yapmış. Daha sonraki adı Kökluyurt. Baba muhtelif yerlerde görev yapıyor, Kastamonu muallim mektebini bitirdikten sonra Cihan Harbinde dokuz sene yedek subaylık yapıyor. Filistin, Galiçya, Romanya daha birçok ülkelerde savaşıyor, yaralanıyor. Gazi ve İstiklal Madalyası sahibi. Baba da oğul da kahraman ünvanına bihakkın layık insanlar. Biri devleti aliyeyi osmaniyeye diğeri tevhid ve nübüvvet davasına ömrünü vermiş insanlar. Kardeşi Münip Yeğin beyefendi 2001 yılında vefat etmiş. Erzurum’da görev yaparken tanımıştım. Edip Abi’nin hocası idi, nurani simali, uhrevi bir görüntüsü olan müstesna bir insandı.

Köyleri Mekke’ye vakfedilmiş bir köy. Melik Gazi isimli bir kahraman köyü Rumlardan aldıktan sonra iradını Mekke’ye vakfediyor. Abdurrahman Salih paşa. İkisinin mezarı da Araç’ta. Abdullah Ağabey bu köyde doğuyor. “Babam onlara Fatiha okurdu” diyor.  Babası ile 1975’de Hacca giderler. Babası gittiğinde hastadır, döndüğünde iyice hastalanır. Kardeşi Prof. Dr. Münip Yeğin onu tedavi için Erzurum’a götürür. Bu kahraman baba orada 1975 yılında vefat eder. Baba oradan alınarak memleketine getirilir. Annesi 1974’te darı bekaya göçer babasından bir yıl önce. Aile dört kardeşten oluşuyor.

abdullah_yegin.jpgÜniversite son sınıfta iken Üstad ona git dememiş. Sabri Halıcı, Ziya Arun ve Abdullah Yeğin ağabey için Üstad’a “bunlar üniversiteyi bitirsinler, onlara ihtiyacımız var” demiş. Üstad da “onlar hizmet ediyorlar git diyemem” demiş. Ve bitirme arefesinde okulu terk etmiş. Babası ona “yeter okulu bitir gel” demiş. O ise yola  devam etmiş. Birgün Abdulllah Yeğin ağabeyin babası Üstad'a sormuş: “Bu Abdullah’ın hali ne olacak?” Üstad Hazretleri ise “korkma senden iyi olacak” demiş. Ataları Bağdat tarafından gelmişler. Anadolu bir hamur teknesi gibi. Osmanlı bütün kültürleri, farklı dünyaları aynı teknede yoğurmuş ve ortaya bir insan tipi çıkarmış. Marifet ahcıda yoksa farklı unlar farklı hallerini korusaydı, ortaya bir mütecanis insan tipi çıkamazdı. 

Kastamonu çok farklı zamanlarda farklı olaylara sahne olmuş. Yöneticiler şehrin muhafazakar yapısını bildiklerinden “orada kabul görürse her yerde kabul görür” demişler ve oradan başlamışlar. Abdullah Yeğin Ağabey bugün Bediüzzaman Said Nursi’nin evi diye anılan mekanda Üstad ile karşılaşmış. Bediüzzaman Kastamonu’ya 1935’de gelmiş. O ise 1940’ta onunla görüşmüş. 1943’e kadar bazen on günde bazen haftada bir Üstadın yanına gider, ondan tefeyyüz edermiş. Ünlü bilimlerin Allah’a açılan kapılarını açmayı esas maksad ittihaz etmiş metni onlara ders olarak verir Bediüzzaman hazretleri.

Bediüzzaman’ın Kastamonu mekanları ile ilgili olarak Üstad’la bazen yürüyerek İbrahim dağına giderlermiş yaya olarak. Biz oraya araba ile gittik çıkmaya cesaret edemedik. O dağda birlikte kitap okur, Bediüzzaman kitapları tashih eder ve namaz kılarmış. Mehmet Feyzi Abi ile Üstad’ın yanında tanışmış. Ağabey onlara eserleri okur bunlar da Latin alfabesiyle yazarlarmış. İlk defa o yazıyı Abdullah Ağabey ve arkadaşı yazmışlar. Bediüzzaman gençlerin imanının selameti için yeni yazı ile yazılmasına bir nevi Abdullah Ağabey’in şahitliğinde izin vermiş.

Evin arsasını belediye vermiş bir kısmını arkadaşlar da o verilen kısma bugünkü evi yapmışlar. Bediüzzaman Kastamonu’da Nasrullah Camiine bazen gidermiş orada Emin Efendi ile tanışmış, meşhur yaranı Çaycı Emin Efendi. Bediüzzaman Kastamonu’da ayrıca 112 metre yükseklikteki ihtişamlı kaleye çıkar orada tashihat yaparmış. M. Kemal, Nasrullah Camiine gelmiş. Mehmet Akif orada vazetmiş. Bediüzzaman da hem Kastamonu’ya gelmiş hem de o camiye gitmiş. “Bunlar arasında bir gizli bir esrar var mı ağabey” diye sordum Abdullah abiye. “Bediüzzaman tarafı ilahiden nerede yıkım varsa oraya gönderilmiş” dedi. En makul cevap da bu idi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum